Batı’nın Sevr sendromu!

27 Nisan 2021 Salı

ABD Başkanı Biden’ın izlediği politika, yeni bir dünya düzenine doğru gidişin işaretlerini veriyor.

Almanya’dan askerlerini çekmeme kararı aldı.

Çin ve Rusya’ya karşı daha sert, daha mesafeli politika izleyeceğini muhataplarının yüzüne söyledi.

Trump döneminin aksine uluslararası kurumları işleteceğini söyledi. Bunun ilk adımlarını attı.

Ortadoğu’da Arap ülkeleriyle ilişkilerini doğrudan İsrail’le bağlantılı olmadan kuracağının işaretlerini verdi.

Yunanistan’la üs kurmak dahil daha sıkı ilişkiler içine girme adımları attı.

Biden’ın 24 Nisan’da “soykırım” sözcüğünü kullanması bu sürecin içinde görünüyor.

Erdoğan’ın bölgedeki tüm ülkelerin seçimlerinde olduğu gibi ABD seçimlerinde de taraf tutup Trump’ı desteklemesi, ABD’deki Türk lobisini bu şekilde yönlendirmesi gelinen noktanın tek sebebi değil. 

Özünde ABD başta olmak üzere Batı, Sevr sendromundan kurtulamadı. Hâlâ Birinci Dünya Savaşı sonrasında 10 Ağustos 1920’de Osmanlı’ya kabul ettirdikleri haritayı istiyorlar. Bunu da ne Ermeniler ne de başka bir kesim, öncelikle kendileri için istiyorlar.

***

Madalyonun bir yüzü böyle... Batı’nın bu tutumuna karşı, tüm yurtseverlerin Türkiye’nin yanında olması gerekir. Bunu yaparken de Batı’nın Sevr sendromuna karşı alınması gereken önlemler, atılması gereken adımlar neyse bunu açıkça, önyargısız dile getirmesi gerekir.

Madalyonun öteki yüzü ise AKP’nin izlediği yoldur. AKP’nin bir dış politikası olsa, eleştireceğiz. Şu anda elle tutulur, gözle görülür bir dış politika yok. Günlük gelişmelere göre şekillenen, al-ver hesabına dayalı, karşı tarafta saygı uyandırmayan bir gidiş var.

24 Nisan günü saat 19.00’da Biden’ın açıklamasından sonra konuşması gereken iki kişi vardı:

Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ve Türkiye’nin ABD Büyükelçisi. 

Her konuda görüşü olan, muhalefetten gelen eleştirilerden bile karşıtlık üretip 24 saat geçmeden verip veriştiren Erdoğan, ne o gece vardı ne ertesi gün.

Eski AKP milletvekili, Washington Büyükelçisi Murat Mercan’ın da nerede olduğunu bilen yok. Güven mektubunu verip vermediği bile tartışma konusu. 

İşte bu noktada şu ikilemi netleştirmek şart:

Erdoğan-ABD ilişkileri, Türk-Amerikan ilişkilerinin önüne mi geçti?

Mercan, ABD’de Türkiye Büyükelçisi olarak mı bulunuyor, Erdoğan özel temsilcisi olarak mı?

Saray’ın 23 Nisan’daki Erdoğan-Biden telefon görüşmesinde hiç Ermeni iddialarından söz etmeyip hazirandaki NATO zirvesinde nasıl olacağı belirsiz görüşmeyi duyurması, her şeyin sineye çekildiği anlamına mı geliyor?

Saray için 3 Mayıs’ta ABD’de görülecek Halkbank davası her şeyin önünde mi?

Erdoğan’ın dün akşam 48 saat sonra yaptığı konuşma, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yanıtı değil, Türk Tarih Kurumu’nun bir üyesi niteliğindeydi. 

***

Başta vurguladığımız gibi madalyonun iki yüzü var. Sevr özlemcilerine yanıt vermek için önce Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolu iyi bilmek ve özümsemek gerekiyor. 

Siz 23 Nisan’da ülkenin başkentinde olmanız gereken yerlerde olmayıp en uzun bayrak direğini dikmeye giderseniz, 24 Nisan’da da suspus olursanız, yerli ve milliliği kime anlatabilirsiniz?

Biden’ın 24 Nisan açıklamasında “soykırım” sözcüğü dışında tanımlar da var. “Konstantinopolis”, “bir daha olmasın”... 

Her birinin diplomaside dili var.

AKP’yi iyi bir başlangıç yapmaya, Türkiyeleşmeye çağırıyoruz!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Afganistan B-ataklığı! 16 Haziran 2021
Çekilin!.. 15 Haziran 2021
Devr-i sadık yaratıldı! 10 Haziran 2021