Soykırımı Geç... Aman Oykırım Olmasın!

15 Nisan 2015 Çarşamba

Hükümetimiz, Aziz Nesin’in “Dubakali n’olcek” öyküsü örneği,Ermeni iddialarının 100. yılında,Türkiye’nin başına hangi ülkeden ne geleceğini beklerken, Papa sahneye çıktı.
Görümsel olarak daha çok küresel barış söylemlerini öne çıkaran Papalık kurumu, 24 Nisan’a 12 gün kala Türkiye’yi 12’den vurdu; 1915 olaylarının 20. yüzyılın ilk soykırımı olduğunu söyledi.
Ok yaydan çıktıktan sonra tepkisini dile getiren Türkiye’ye Papa’nın karşılığı gecikmedi. Vatikan’ın ifade özgürlüğünden yana bir tutum sergilediğini söyledi.
Konunun bir köşe yazısının boyutlarını aşan pek çok yönü var. Soykırım kavramı, İkinci Dünya Savaşı sürecinde Almanların Yahudiler üzerinde yürüttüğü politikalar nedeniyle ilk kez benimsenmişti. O nedenle 1940 öncesi olaylarla ilişkilendirilemeyeceği, olaylara bu gözle bakılamayacağı Türkiye’nin temel tezleri arasındaydı.
Papa, 20. yüzyılın ilk soykırımı tanımıyla kendince çıtayı yüzyılın başına çekiyor.

***

Vurguladığımız gibi konunun çok yönü var ama 1915’te Ermenilerin yaşadıkları Papa’nın söylemi gibiyse, 1913’te Balkanlar’da Türklerin yaşadıklarını nereye koyacağız?
2 yıl önce 100. yılı anılan Büyük Balkan Göçü, iki buçuk milyondan fazla insanın deyim yerindeyse sürüne sürüne Anadolu’ya ulaşma macerasını içeriyor. Elde sağlıklı veriler yok ama bir milyona yakın Balkan Türkü’nün varmak istediği son göç noktasına ulaşmadan öldüğü tahmin ediliyor.
Soruyu devam ettirmek gerekirse 19. yüzyılın son çeyreğinden 1920’ye kadar Kafkaslar’dan Anadolu’ya ulaşmaya çalışan, 3’te 1’i yollarda yaşamını yitiren, iki milyona yakın Çerkesin dramını nereye koyacağız? Çerkesler öyle büyük acılar yaşadı ki Rusya göçe izin verirken şu şartı koştu:
Anadolu’da Rusya sınırının uzağındaki yerlere gidecekler
O yüzden Çerkeslerin büyük dilimi Sakarya’dan başlayıp Hatay’a uzanan hattı yurt edinmiştir.
Örnekleri daha da genişletebiliriz...
20. yüzyılın başı Osmanlı için şöyle tarif edilebilir:
Sınırları giderek daralıyordu, Anadolu giderek daha çok göç alıyordu.

***

Tarih deyince Cumhuriyet’e küfretmekten, Atatürk’e saldırmaktan kin ve nefret tohumları yeşertmekten başka bir şey anlamayan AKP, doğal olarak Ermeni iddialarına karşı da hazırlıklı değildi. Bugün de büyük olasılıkla Avrupa Parlamentosu’ndan tüm AB üyelerini de bağlayacak bir karar çıkacak.
AB’den sorumlu bakan içi boş bir volkan gibi homurdanacak. Hükümet seçim menziline girdiği için esip gürleyecek...
Papa, soykırım ayini yaparken, AKP kendine göre seçmen tayini yapıyor, hangi gerilimle oyum yükselir hesaplarına girişiyor. Varsın dünya soykırım desin, oy kırım olmasın da...


Yazarın Son Yazıları

Seçim istemek yetmez! 26 Kasım 2020
Kılavuzu ABD olanın... 25 Kasım 2020
11 Mart’a dönüş! 19 Kasım 2020
40. yıl! 11 Kasım 2020
Nasıl bir Bayraklı? 5 Kasım 2020