Yine iş cinayeti: Mazlumlar ve caniler

Yine iş cinayeti: Mazlumlar ve caniler

21.11.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Şimdi de Siirt’te, yine bir maden işletmesi, yine “kaza değil, cinayet”. Hep söylüyoruz, iş cinayeti bunlar. Ama hep söyleyelim, canını kaybeden bir kişi de olsa, tekrar kahırlanalım, tekrar lanetleyelim, en önemlisi tekrar kurcalayalım. Ve lütfen çok ağızdan söyleyelim, tek tük değil, dert eden hepimiz yazalım, hepimiz dert edelim.
Yok, bu mesele sadece İslamcı iktidarın ‘“İşin fıtratında var” diye geçiştirdiği bir mesele değil, her devirde geçiştirilen bir mesele, çünkü işin ucu dolambaçlı ve karanlık. O işin ucu hep kodamanların düzenine, kâr sapkınlığına, para tapınmasına çıkıyor.
Ama sözü geçmişken, şu ‘fıtrat’ meselesine de değinmeden geçmeyelim. “Telaffuz edildiği zaman akan sular durur, çünkü konu itikat meselesine döner” diye yutturulabilecek bir şey değil ‘fıtrat’. Öncelikle, işin fıtratı olmaz, yaratılanların fıtratı olur; ‘iş’ yaratılmış değil, yaratılanların yani insanların kurguladığı, yapıp ettikleri bir şeydir. İşi kurgulayan, yani işyerinin sahibinin, iş koşullarını daha fazla ‘kâr’ veya önce insan canı, güvenliği olarak düzenlemesi gibi bir ‘seçim’i ve dolayısı ile ‘mesuliyet’i vardır. Şüphesiz, insanlar iyi ile kötü arasında seçim yapmakla mükelleftir. Bu bir değerler meselesidir, en çok da Müslümanlık taslayanların meselesi olması beklenir. “Kaza ve kader inancı” mı? Yok, o da bahane olamaz, zira yapıp ettiklerimiz dolayısı ile kötü bir şeye ‘vesile’ olmaktan kaçmakla mesulüz. Eceli gelenin, daha çok para peşinde olan patronların sahibi olduğu mezar gibi bir işyerinde başına bir iş gelmesi başka, ayağı takılıp düşüp ölmesi başka. İşçiler, daha ölmeden kazdığınız mezarlarda çalışıyorsa, başına geleceklere siz ‘vesile’ oluyorsunuz, vebali sizin üzerinize demektir. Sadece sizin değil, sizi denetlemeyen, sizi cezalandırmayan, yani sizi yönetenlerin üzerinedir, tam da bu nedenle iktidar korkunç bir vebal altına girmektir. Halife Ömer bu nedenle, “Bir aileden bir kurban yeter” demişti. Fıtrat, kaza, kader demek sizi kurtarmaz, din kültürü, bilgisi olmayanlara yutturun bunları, bu işin itikadi tarafı sizi kurtarmak bir yana, bin kat daha sorumluluk altına sokar.
Gelelim, işin ‘adi’ boyutuna, yani bu cinayetlerin nasıl işlendiği, silsilenin ne olduğu meselesine. İslamcı iktidara laf eden, ama ötesini kurcalamayan tuzu kurular, siz de hiç masum değilsiniz. Suçu, taşeron firmalara, üç beş kuruş maaş peşinde işçilerin başına diktiği birtakım garibanlara yükleyip, kimse işin içinden sıyrılmaya çalışmasın. Özelleştirilen iş alanları ne koşullarda iş yapıyor, hiç merak ediyor musunuz? İşi taşeron firmaya yıkmak da meselenin üstünü kapatmanın en güzel biçimi. Enerji kaynakları özelleştiriliyor, imtiyaz sahibi, sahada işi taşerona devrediyor, kazanacağı paraya bakıyor. Taşeron firma dediğiniz de kendi kârını artırmak için sineğin yağını çıkarma peşinde bir alt seviyeki zorba, işçinin tepesine biniyor. Onun da yaptığı, gariban emekçinin başına, birkaç başka gariban, üç kuruş maaş uğruna en alt seviyedeki zorbalığa talim edenler, ‘risk var’ diyen işini kaybedeceği için ses etmiyor, işçinin zaten ses etme şansı yok. Üç yüz cana mal olan Soma cinayetinden sonra, madenler kapanmasın diye yalvarmaları ondandı. “Madenleri denetleyip kapatınca da işçi mağdur oluyor” bahanesi oldular ister istemez. O devrin Çalışma Bakanı, yine bakan, başka bir işe bakıyor, nedense pek heyheyli ki, ağzını ‘ulan’ ile açıyor.
İşin tuhafı, bu silsilenin başında olanlar, büyük iş çevreleri, enerji ihalesi alacağız diye iktidar pervanesi kesilenler, ‘kibar muhitler’in itibarlı insanları. Bu cinayetler itibarlarını asla sarsmıyor, dahası dost toplantılarında fısıltı ile ‘İslamcı iktidardan illallah’ diyerek itibar bile kazanıyorlar. “Birader, senin servetinin artması için daha kaç gariban can verecek?” diyen yok, “Zarif” davetlerinin mezesi aç insanların sofralarından çaldıklarınız, güzel evinin temeli mezar, değer mi tüm zenginlikler bunca bedele?” diyen yok.
Siirt’te, her gün canlı canlı mezara giren ve nihayet üzerine tonlarca taş toprak çökenlerin, birer birer cenazelerine ulaşılıyormuş. Bakın o da bir teselli, zamanında cenazesine bile ulaşılamayanlar, yıllarca cenazeye bile razı olan yakınlarının savuşturulduğu da olmuştu.  

Yazarın Son Yazıları

‘Yeni devlet’

‘Yeni devlet’

Devamını Oku
07.08.2017
Müftü nikâhı ve İslami rejim

Müftü nikâhı ve İslami rejim

Devamını Oku
04.08.2017
‘Hans’ın ne dediği’

‘Hans’ın ne dediği’

Devamını Oku
31.07.2017
‘Evrim teorisi’

‘Evrim teorisi’

Devamını Oku
28.07.2017
Yeni Türkiye’nin tarih yazımı

Yeni Türkiye’nin tarih yazımı

Devamını Oku
24.07.2017
15 Temmuz’un anlamı

15 Temmuz’un anlamı

Devamını Oku
17.07.2017
15 Temmuz

15 Temmuz

Devamını Oku
14.07.2017
Parayla saadet olmaz

Parayla saadet olmaz

Devamını Oku
10.07.2017
‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz

‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz

Devamını Oku
07.07.2017
Rıdvan Bey, Katar ve diğerleri

Rıdvan Bey, Katar ve diğerleri

Devamını Oku
03.07.2017
Katar krizi

Katar krizi

Devamını Oku
30.06.2017
Yine hüzünlü bir bayram

Yine hüzünlü bir bayram

Devamını Oku
26.06.2017
Adalet istiyoruz! (23.06.2017)

Adalet istiyoruz!

Devamını Oku
23.06.2017
Nerden başlasak nasıl anlatsak

Nerden başlasak nasıl anlatsak

Devamını Oku
19.06.2017
Katar’ın başına gelenler

Katar’ın başına gelenler

Devamını Oku
09.06.2017
ABD, Türkiye ve Kürtler

ABD, Türkiye ve Kürtler

Devamını Oku
05.06.2017
Toplum yorgunluğu

Toplum yorgunluğu

Devamını Oku
02.06.2017
Trump’ın yeni Ortadoğu siyaseti

Trump’ın yeni Ortadoğu siyaseti

Devamını Oku
29.05.2017
İki veda

İki veda

Devamını Oku
26.05.2017
‘Devrime hazır olun’

‘Devrime hazır olun’

Devamını Oku
22.05.2017
Kötü yönetim ve dış siyaseti

Kötü yönetim ve dış siyaseti

Devamını Oku
19.05.2017
‘Türbe, tarih, siyaset’

‘Türbe, tarih, siyaset’

Devamını Oku
15.05.2017
Fransız seçimleri ve demokrasi krizi

Fransız seçimleri ve demokrasi krizi

Devamını Oku
12.05.2017
İslamcılık, çirkin itiraf

İslamcılık, çirkin itiraf

Devamını Oku
08.05.2017
Yeni siyasi arayışlar

Yeni siyasi arayışlar

Devamını Oku
05.05.2017
Hindistan ziyareti ve İslamcılar

Hindistan ziyareti ve İslamcılar

Devamını Oku
01.05.2017
Referandum sonrası Kürt meselesi

Referandum sonrası Kürt meselesi

Devamını Oku
28.04.2017
Nafile analizler

Nafile analizler

Devamını Oku
24.04.2017
Her şeye rağmen

Her şeye rağmen

Devamını Oku
17.04.2017
Son itiraz hakkımız, son kararımız Kesinlikle HAYIR!

Son itiraz hakkımız, son kararımız Kesinlikle HAYIR!

Devamını Oku
14.04.2017
İslamcıların Suriye ile İmtihanı

İslamcıların Suriye ile İmtihanı

Devamını Oku
10.04.2017
Fırat Kalkanı; ‘zafer’ mi ‘hezimet’ mi?

Fırat Kalkanı; ‘zafer’ mi ‘hezimet’ mi?

Devamını Oku
03.04.2017
‘Vicdan ve adalet nöbeti’

‘Vicdan ve adalet nöbeti’

Devamını Oku
31.03.2017
En büyük tehlike (27.03.2017)

En büyük tehlike

Devamını Oku
27.03.2017
Dünya ve Türkiye; vahim vaziyet

Dünya ve Türkiye; vahim vaziyet

Devamını Oku
24.03.2017
En güzel evler, en iyi arabalar en kötü siyaset

En güzel evler, en iyi arabalar en kötü siyaset

Devamını Oku
20.03.2017
18 yaşında seçilme hakkı

18 yaşında seçilme hakkı

Devamını Oku
17.03.2017
‘Hollanda krizi’nin ötesinde

‘Hollanda krizi’nin ötesinde

Devamını Oku
13.03.2017
‘Erdoğan ve liderlik’

‘Erdoğan ve liderlik’

Devamını Oku
10.03.2017
‘Milli Kültür Şûrası’

‘Milli Kültür Şûrası’

Devamını Oku
06.03.2017