İşkence olgusunun gündemde olduğu yıllardı; ülke içinden ve dışından sürekli eleştiriler yükseliyordu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hak ihlali kararları veriyordu. Öyle ki AİHM’e gittiğimizde, önceki yıllardaki davalarda mahkum edilmiş işkence sanıklarının isimleri bile söyleniyordu.
İşkencenin gündemden büyük ölçüde çıkmasında, Yargıtay Sekizinci Ceza Dairesi’nin kararları özellikle etkili oldu! Gerçekten de kanıtların titizlikle değerlendirildiği bir aşamaya erişildiğinde, işkencenin önlenebileceği görüldü.
Dairenin başkanı Mehmet Naci Ünver’di!..
Ve Naci Ünver’i kaybettik! Bir Cumhuriyet
aydınını, büyük bir yargıcı yitirdik.
ÖZGÜRLÜKÇÜ YORUMLARIN SAHİBİ
Büyük hukukçuydu;
kolektif özgürlüklerin önünü açandı. Toplanma ve gösteri yürüyüşlerine liberal hukuk
penceresinden bakıyordu. Sert yasayı, belirli kavramları kullanarak özgürleştirici anlamına
kavuşturuyordu. Bugün de uygulamada işlevleri olan “makul süre”, “demokratik tepki” vb. kavramlarla yasayı
özgürlükçü içerikte
yorumluyordu.
Çıkar amaçlı suçlarda titizdi. Haksız çıkar sağlanmasının önüne geçilebilmesi için
uygulamaya verirdi. İlamların yazımında özenliydi. Türkçenin
kullanımında, yazın insanı olmasının etkisi görülürdü. Şiir yazardı! Romanlarındaki ironik biçemi fark edilirdi.
KURUCU DEĞERLERE BAĞLI, ÖDÜNSÜZ VE ONURLU
Cumhuriyet aydınıydı, dedik! Gerçekten de kurucu değerlere içtenlikle bağlıydı. Yargıçlık onurunu en yüksekte tutar, kimseye eğilmezdi; ulaşılmaz insandı, ödünsüzdü!
Yargıtay üyeliğine seçildiğimde telefon etmişti, “Beraber çalışır mıyız?” diyordu. Benim için Naci Ünver’in önerisi büyük bir onurdu. Tereddütsüz kabul etmiştim! Aydın bir
yargıç olmanın yanında işkenceyi önleyen
hukukçuydu! Kendisiyle iki
yıl birlikte çalışmanın
gururunu taşıyorum.
Yakınlarımın söyledikleri
gibi ikinci ismimle konuşurdu. Emekli olurken, kendisinden sonra seçilecek başkana verilmek üzere
teslim ettiğiyle şahsıma güvenen
başkandı.
O, benim başkanımdı!
Güle güle büyük başkanım Ünver!..
Işıklar içinde
uyu!..
YARGITAY ONURSAL DAİRE BAŞKANI