Olaylar Ve Görüşler

Kayyım gerilim üretir

21 Eylül 2016 Çarşamba

Türkiye kayyım atamalarıyla Kürt sorununu ve FETÖ sorununu çözemeyecektir. Kayyım atamaları Türkiye’yi çok gerecek, bir sorun çözmediği gibi yeni sorunlar yaratacaktır.

 

Kayyım uygulaması, yurttaşların oylarına saygı duyulmamasının bir göstergesidir. “Öteki” gördüklerimizle birlikte yaşayabilmek için, bize çok ters gelse de ötekilerin görüşlerine, seçimlerine saygılı olmak zorunludur. Herhangi bir yönetim birimine seçilenler, uygunsuz işler yapmaya başlayabilirler. Bunların görevlerine son verilmesi, değiştirilmeleri gerekebilir. Değiştirme işlemi yine seçimle, yönetilenlerin özgür biçimde katılacakları seçimlerle yapılmak zorundadır. Halkın seçtiği bir yetkiliyi görevinden alarak, yerine birini atamak, demokrasinin, özgürlüğün özüne terstir.

Atanmış yönetimler
“Egemenlik kayıtsız, koşulsuz halkındır” söylemini dilinden düşürmeyenlerin söylemleriyle eylemleri çelişmektedir. Halkın seçtiklerinin üzerinde bir güç oluşturmak, çağımızın yönetim algısına uygun bir davranış değildir. İnsanlar dokunabildikleri, denetleyebildikleri yönetimlerden mutlu olurlar. Atanmış yönetimler, hiçbir zaman halk yığınlarını mutlu edemez.

Demokrasinin beşiği
Göstermelik de olsa, yerel yönetimler, ülke yönetimi için seçimler yapılıyorsa, bu seçimlerim sonuçlarına saygı duyulmalıdır. Yerel yönetimler demokrasinin beşiğidir. Yönetilenlerin en yakın olduğu, nasıl yönettikleri konusunda en kolay bilgi edindikleri yönetimler, yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimlerin güçsüzleştirilmesi, demokrasinin güçsüzleştirilmesi, insan hak ve özgürlüklerinin ötelenmesi demektir.
Halk yığınlarına göre, seçerek kendilerini yönetmeye yetki verdikleri en kötü insanların, en kötü yönetimleri, başkalarınca atanan en iyi yönetim ve yöneticilerden daha iyidir.

Halka güvensizlik
Yöre insanının seçtiği yöneticileri görevden alarak yerlerine halkın seçmediği birilerini atamak, bu insanlara yapılacak en büyük kötülüklerden birisidir. Halkın kendisini yönetecekleri seçme hakkına ve gücüne güvensizliğin göstergesidir. Yerel yönetimlerin yöreden topladıkları vergileri nerelere, kimlere, nasıl aktardıklarının hesabını, seçenlerin sormaları gerekir.
Demokrasinin temel ölçütlerinden biri, yönetimin seçilmişler tarafından yürütülmesidir. “Atanmışlar” eliyle yapılan yönetim uygulamalarında baskı, kıyım, haksızlık, yasadışılık, “seçilmişler” eliyle yapılan yönetimlerde, tüm aksaklılarına karşın açıklık, hukuka uygunluk olduğu gözlenmektedir. İnsan hak ve özgürlüklerine doğru gidiş, ancak seçilmişler eliyle yapılmaktadır. Ülkesine demokrasi getirmiş bir diktatör, baskı yönetimi örneği yoktur.

Merkezileşmeye doğru!
Uygar ülkeler yerelleşmeye, yerel yönetimleri güçlendirmeye doğru ilerlerken Türkiye “merkezileşmeye” doğru koşar adım ilerlemektedir. Ülkedeki gelirin merkezden yönetilmesi adına yapılan bu gidişe, değişik gerekçeler uydurulmaktadır. Bu gidişin ivedi olarak sonlandırılması gerekmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezden yönetimi güçlendirmeye başladığı süreçle yıkılmaya, dağılmaya başladığını görememekteyiz. Yerel yönetimleri merkezin güdümüne sokmaya doğru gidilmesi, uygarlığın gelişimine ters bir tutumdur.
Yerel yönetimlere, birçok ekonomik, yönetsel kuruma kayyım atamasını yapanların “seçilmişler” olduğu ileri sürülebilir. Kayyım atamaları halkın ya da kurumların seçme hakkını ellerinden alan bir uygulamadır. “Seçme”,“seçilme hakkının” özüne terstir. Halk yığınları, kendileri adına iş yapacak olanları seçme hakkını kimseye devretmemektedir. Seçilmiş olan birisi, bir başka seçilmişi görevden alma hakkı kullanamaz.

 

FAİK AKÇAY
Araştırmacı-Yazar


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları