Olaylar Ve Görüşler

Milli irade ve siyasal İslam - Doğan Ergenç

16 Nisan 2024 Salı

Bazı siyasal İslamcılar “milli irade” kavramına bağlı olduklarını, milli iradeye sahip çıktıklarını söylüyorlar. Dahası, laiklik hassasiyeti olan çevreleri ise çoğu zaman “milli irade karşıtı” olarak tanımlıyorlar. Bu görüşte ciddi hatalar bulunmaktadır. Bu yazıda bu hatalı görüş tartışılacaktır.

MİLLİ İRADE KAVRAMI

“Ortaçağ” olarak adlandırılan dönemde, “milli irade” ya da “milli egemenlik” gibi kavramlar yok. Bu dönemde, ilahi irade teorisinin egemenliği söz konusu. Buna göre, krallar ya da padişahlar yönetme yetkisini Tanrı’dan alıyorlar. Kralların ya da padişahların iktidarı sınırsız. Dahası, onları eleştirmek bir bakıma Tanrısal iradeyi eleştirmek anlamına geliyor.

Egemenliğin Tanrı’da olduğu, kralların ve padişahların yönetme yetkisini Tanrı’dan aldığı teokratik düzenler, kapitalist üretim biçiminin gelişmesiyle birlikte çatırdamaya başlıyor. Burjuva demokratik devrimleriyle birlikte egemenliğin kaynağı gökten yere iniyor; feodal, teokratik ve monarşiye dayalı düzenlerin yerini laik ve demokratik düzenler alıyor. Yani “milli iradenin” egemenliği ortaya çıkıyor.

Özetle, “milli irade” ya da “milli egemenlik” gibi kavramlar “Tanrısal egemenliğe” karşı öne sürülmüştür. Milli iradeden yana olmak aynı zamanda laiklikten yana olmak anlamına gelmektedir.

TÜRKİYE'DE DURUM NE?

Türkiye yaklaşık iki yüz yıldır Aydınlanma ve modernleşme mücadelesi vermektedir. Bu mücadele aynı zamanda milli iradeden yana olanlarla mili irade karşıtları arasındadır: Padişahın yetkilerini sınırlamak için mücadele edenler, meclisi ve anayasayı savunanlar, yani “meşrutiyet” taraftarları “milli irade” cephesindedir. Buna karşın, anayasayı rafa kaldıranlar, meclisi kapatanlar “milli irade karşıtı” bir çizgidedir. Siyasal İslamcıların bu saflaşmada nerede durduğu ise çok açıktır: Onlar milli irade karşıtlarının, meclisi kapatanların, anayasayı rafa kaldıranların yanındadırlar.

EGEMENLİK

“Milli irade” yolunda en radikal adımların ise Kemalist devrimle atıldığını söylemek mümkündür. Batı’daki demokratik devrimlerden ilham alan Mustafa Kemal’in önderliğinde kurulan Cumhuriyetle birlikte, egemenlik gökten yere iniyor, toplum ümmet aşamasından ulus aşamasına geçiyor ve “milli irade” ya da “milli egemenlik” anlayışı tam anlamıyla egemen oluyor. Siyasal İslamcıların bu devrime bakışını anlatmaya gerek var mı? Onlar milli iradeyi egemen kılan cumhuriyetçilerin değil, hilafetçilerin, saltanatçıların, şeyhlerin yani “milli irade” karşıtlarının yanındadırlar.

ÇELİŞKİLER

Sonuç olarak, “milli irade” kavramına bağlı olduklarını iddia eden siyasal İslamcıların ciddi bir çelişki içinde olduklarını söyleyebiliriz. Çünkü milli iradeden yana olmak için en başta laiklikten yana olmanız gerekmektedir. Bazı siyasal İslamcılar ise bir taraftan “milli irade” vurgusu yaparken diğer taraftan toplumsal yaşamın din kurallarına göre düzenlenmesini istemektedirler. Bu ikisi bir arada olamaz.

Doğan Ergenç

Sosyolog



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları