Öner Yağcı

Basına saldırı yaşama saldırıdır

31 Ekim 2020 Cumartesi

İki meşrutiyet arasında saltanat süren Abdülhamit döneminden beri Şinasi, Namık Kemal, Ali Suavi, Ahmet Mithat Efendi gibi öncü, savaşımcı gazetecilerden, Tasvir-i Efkâr, İbret, Muhbir, Tercüman-ı Hakikat gibi gazetelerden aldığı mirasla basın yayın emekçilerimiz, siyasal iktidarın salgın günlerini fırsat bilerek artırdığı baskılara göğüs geriyor.

Kurtuluş Savaşı’nda gazeteler

Kurtuluş Savaşı’nda Ankara’da İrade-i Milliye, Hâkimiyet-i Milliye, Yenigün yayımlandı. İleri, Akşam, Vakit Ulusal Kurtuluş’u desteklerken Peyam-ı Sabah, İstanbul, Alemdar Ankara hükümetine cephe aldı.

İstanbul’da çıkardığı, Mütareke günlerinde birçok kez kapatılan Yenigün’ü Ankara’ya taşıyan Yunus Nadi, Kurtuluş’tan sonra İstanbul’a dönerek 7 Mayıs 1924’te Cumhuriyet gazetesini kurdu.

Basın hep hedef

Yazık ki Atatürk’ün “Basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir… Cumhuriyet döneminin kendi düşünüş biçimi ve ahlakıyla donanmış basınını, yine ancak cumhuriyetin kendisi yetiştirir” (1925) sözlerini gerçekleştiremedik.

Çünkü 1946-50 arası tek parti yönetiminin, 1950-60 arası DP, 1960’lardaki AP iktidarlarının, 12 Mart dönemi ve sonrası koalisyonların, MC’lerin, 12 Eylül ve sonrası ANAP dönemlerinin, sonraki koalisyonların, 2003’ten beri de AKP dönemlerinin tümünde muhalif basın hep hedef oldu.

Demokrasimiz ve basın

Basın, demokrasinin olmazsa olmazı, göstergesidir. Çok partili yaşama geçtiğimizden beri iktidar-basın ilişkisi, demokrasimizin sandık ve seçim demokrasisi olarak sözde kalmasının neden ve sonuçlarındandır.

Muhalif basın, anayasalarımızda yer alan “Basın hürdür sansür edilemez” hükmüne karşın hep baskıyla karşı karşıya kaldı. 10 Haziran 1946’da kurulan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti -TGC, Serbesti gazetesi yazarı Hasan Fehmi’nin katledildiği (1909) 6 Nisan’ı 1996’da Öldürülen Gazeteciler Günü kabul etti. Basınımızın verdiği bu ilk kayıptan sonra Sabahattin Ali, Abdi İpekçi, Ümit Kaftancıoğlu, Çetin Emeç, Turan Dursun, Musa Anter, Uğur Mumcu, Metin Göktepe, Ahmet Taner Kışlalı, Hrant Dink’in de aralarında olduğu 100’den fazla gazetecimizin kurşunla, bombayla canı alındı.

TGC’nin bu yılki 6 Nisan mesajında şunlar yazıldı:

“Demokrasiler, basın özgürlüğü ve düşünceyi ifade özgürlüğü ile test edilir. Ülkemizde gazetecilik her zamankinden daha zorlu bir sınavdan geçiyor. Gazetecilik onurlu bir meslektir. Vicdanlı ve dürüst yapıldığında halkın sesidir… Yaygın basında ve yerel basında hâlâ haberleri yüzünden darp edilen meslektaşlarımız var. Öte yandan gazeteciler hakkında açılan davaların önü arkası kesilmiyor. Cezaevindeki gazeteci ve yazarların durumu ise gerçekten ülkemizin bir utancı...”  

Basın direniyor

Hıfzı Topuz Türk Basın Tarihi, Orhan Koloğlu Osmanlı’dan Günümüze Türkiye’de Basın, Alpay Kabacalı Türk Basınında Demokrasi, Nuri İnuğur Türk Basın Tarihi yapıtlarında basın tarihimizi anlatıyor.

Dün olduğu gibi bugün de mesleğinin onurunu koruyan gazeteciler direniyor. Parçası olmaktan kıvanç duyduğum Cumhuriyet, 97. yaşını yeni kutladığımız Cumhuriyet ütopyasının en köklü kurumu olarak basının onuru olmayı başarıyor, aşk olsun!

Bu yılın TGC Gazetecilik Başarı ödüllerini alan Cumhuriyet’in genç muhabirleri Öznur Oğraş Çolak, Hazal Ocak, Zehra Özdilek, Leyla Kılıç, Ayça Han ve Cumhuriyet’in eski muhabiri Alican Uludağ’ı sevgiyle kutluyor, sonsuzluğa göçen Güngör Türkeli’yi, bulmaca deyince akla gelen İlker Mumcuoğlu’nu sevgiyle anıyorum.


Yazarın Son Yazıları

İnsan ve kitap 21 Kasım 2020
Korku kültürü 17 Ekim 2020
Korkudan korkmak 3 Ekim 2020
Bin yıllık kavga 26 Eylül 2020
Kadınlara selam 12 Eylül 2020
Kadınlar: Hep savaşıyor 29 Ağustos 2020
Yaz sıcağında kitap 22 Ağustos 2020
Kaygı ve umut 15 Ağustos 2020