Bağımsız Kurullar ve Mahkemeler...

08 Ağustos 2011 Pazartesi
\n

Avrupa Birliğinin, Türkiyenin aday adaylığı sürecinde dayattığı isteklerinden biri de siyasetten arındırılmış kimi özerk kurumların oluşturulmasıydı.

\n

Bu kurumlar büyük ölçüde 2002 seçimleri öncesinde 57’nci Ecevit koalisyon hükümeti döneminde oluşturuldu.

\n

Türkiyenin pek de alışık olmadığı bir yaklaşımla, kurullarda görev alacaklar, üzerlerinde fazla tartışma yapılmayacak kişiler arasından seçildiler.

\n

***

\n

AKP iktidarı bu kurallardan memnun olmadığını kısa bir süre sonra yansıtmaya başladı.

\n

Davulun kendi boynunda, tokmağın ise başkalarında olduğunu, yandaşlarının da katkısıyla kamuoyunda yaygınlaştırmaya çalıştı.

\n

2004 yılı Temmuzu’na gelindiğinde de Türkiye Büyük Millet Meclisine Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar Hakkında Kanun Tasarısını sundu.

\n

Tasarıda özerklikleri kâğıt üzerinde kalması hedeflenen şu kurum ve kurullar yer almıştı:

\n

- Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu

\n

- Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)

\n

- Kamu İhale Kurumu

\n

- Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu

\n

- Rekabet Kurumu

\n

- Sermaye Piyasası Kurumu

\n

- Telekomünikasyon Kurumu

\n

- Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu.

\n

Önce farkına varıldı ki RTÜKün yeniden oluşturulması için anayasa değişikliği gerekiyor. Ondan vazgeçildi. Öteki kurum ve kurulların yeniden oluşturulması görüşü de, süresi dolacak üyeliklere yapılacak atamalarla gerçekleştirilmek üzere uykuya yatırıldı.

\n

Süreç işledikçe özerk kurum ve kurullar dikensiz gül bahçesine dönüştü.

\n

***

\n

Yüksek Öğretim Kurulu 7 Mayıs 2004, Radyo Televizyon Üst Kurulu da 21 Haziran 2005te yapılan değişikliklerle rayına oturtuldu.

\n

Artık her iki kurulda da iktidar partisinin belirlediği kişilerin sözü geçecek, uygulamalar da iktidarın istediği yönde gerçekleşecekti.

\n

Yüksek yargı kurumları yasalarda yapılacak değişikliklerle yeniden oluşturulabilirdi ama Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna yeni bir yol haritası çizmek gerekiyordu.

\n

12 Eylülün 30uncu yıldönümünde, 12 Eylül askeri yönetimine duyulan tepkiler kullanılarak bu kurullar da hizaya sokuldu.

\n

Böylece özerk ya da bağımsız kurulların köküne kibrit suyu dökülmüş oldu.

\n

Yargı aracılığı ile yeniden oluşturulan Yüksek Askeri Şûra’yı da (YAŞ) unutmayalım...

\n

***

\n

Deniz Feneri e.V. Türkiye soruşturmasının savcıları ile şike ve teşvik primi soruşturmasının savcıları hakkında neredeyse yıldırım hızıyla müfettiş görevlendirilmiş olmasını nasıl yorumlamalıyız?

\n

Ya da Silivri davalarını yürüten savcılar hakkında yüzlerce, hatta binlerce şikâyet varken (hadi ilgilenilmedi demeyelim) kaplumbağayı bile hızlı kabul ettirecek bir yaklaşımın geçerli olmasını nasıl değerlendireceğiz?

\n

Kurumlar özerk ve bağımsız olunca böyle gelişmeleri fazla kurcalamamak gerekiyor galiba...

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Kurtarıcı... 14 Eylül 2017
Gazeteciyi Kim Öldürdü? 17 Haziran 2017