Özdemir İnce

Erdoğan ve mekân ruhu

10 Aralık 2023 Pazar

Mekânların ruhu vardır. O ruhu biçimlendiren ise o mekânlarda yaşayanlar ve yaşananlardır. Mekân ile insanın ruhu arasında büyük bir bağlantı vardır. Buna en iyi R.T. Erdoğan’ın konuşmalarında tanık oluyoruz. Örneğin:

AKP grup toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını sokakta (açık havada) yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin, “Devlet Bahçeli ile bugün bir görüşmeniz olacak mı? 50+1 düzenlemesi rafa kalktı mı? Sayın Devlet Bahçeli’nin bir çıkışı olmuştu bu sistem için” sorusuna Erdoğan, “Birazdan görüşeceğiz” ifadelerini kullandı.

Gazetecinin, “50+1 mi görüşülecek peki” sorusu üzerine ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah Allah, lafa bak” tepkisini verdi...

Demek ki Erdoğan bir toplantıdan çıkınca dışarıda kendisine çetrefilli sorular sormayacaksınız.

Ananı al da git” sözünü anımsayalım: Olay 11 Şubat 2006’da Mersin’de meydana gelmişti. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Edip Buran Spor Salonu’ndaki toplantıya katılmak üzere geldiği sırada, çiftçi Mustafa Kemal Öncel, “Sayın Başbakan bu çiftçinin hali ne olacak? Anamız ağladı” diye feryat etmişti. Korumaların ve polislerin engel olmak istediği Öncel’i, yanına çağıran Erdoğan ise kendisiyle sert bir üslupla konuşarak “Ananı da al git, artistlik yapma” diye azarlamıştı. Konu o dönemde Türkiye gündemine oturmuş, gözaltına alınan Öncel hakkında çok sayıda dava açılmıştı.

Karada durum böyle. Erdoğan’la denizde, bir gemi ya da teknede hiç söyleşi yapıldı mı ya da gazetecilerin sorularına muhatap oldu mu? Bu konuda hiçbir bilgim yok ama Başyüce Hazretlerinin, özellikle yurtdışından gelirken uçakları tercih ettiğini ben de biliyorum. Bazı münafıklar (!), soruların uçaktaki gazetecilere kopya olarak verildiğini iddia etmekteler ama benim bu hususta yeterli bilgim yok.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai’sinde düzenlenen iklim zirvesine katılan Başyüce Hazretlerini yurdumuza getiren uçakta iktidarın VIP gazetecilerinden Abdulkadir Selvi ile Bay Selvi’nin yazdığı Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmencisi Ahmet Hakan Bey de varmış. İkisi de bu ayrıcalığın hakkını kusursuz vermişler.

Yazdığım gibi uçakta AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakını bu iki gazeteciden Ahmet Hakan sütunun tamamını Seçil Erzan ve dolandırıcılık tayfasına ayırıp “Dubai Uçağında Seçil ve Fenomenler için Net Bir İstikamet Verdi” başlığı atmış. Muhterem, sorduğu soruları yazmamış ama “Erdoğan’ın Dubai uçağında konuyla ilgili sorulan soruya cevaptan anladığımız şudur” diyor ve devam ediyor:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan...

Her iki olayı da yakından takip ediyor.” (Elbette öyle olmalı.)

Her iki olayla ilgili ‘nereye kadar giderse gitsin’ yaklaşımında.” (Kuşkusuz öyle olmalı.)

“Her iki olaya da en küçük bir anlayış göstermiyor.” (“Anlayış göstermiyor”muş, anlayış yani hoşgörülü davranmak mümkün mü?)

"Her iki olayla ilgili yetkili mercilere ‘Ne gerekiyorsa yapılmalı’ diyor.” (Cumhurbaşkanı “Ne gerekiyorsa yapılsın” demese, yetkili merciler hiçbir şey yapmayacaklar mı?)

Her iki olayın da yargıda hızla neticelenmesini istiyor.” (Yargıya böyle bir talimat vermek âdetten mi?)

Muteber gazeteci Ahmet Hakan acaba Erdoğan’a bu türden dolandırıcılık işlerinin, karapara aklama operasyonlarının neden kendi saltanat döneminde ortaya çıkmış olduğunu sordu mu? Kim bilir sormuş ve yukarıdaki cevapları almıştır.

Acar gazete muharriri Abdulkadir Selvi, tayyaredeki özel basın toplantısına, kendisinden beklendiği gibi, tam sayfa ayırmış. Yazının ara başlıkları şöyle: Netanyahu’nun (Ben “Nedenyahu” diyorum) Yargılanması (Anladığıma göre AKP iktidarı bu konuda gerekeni yapmamış ama bir milletvekilini bireysel olarak görevlendirmiş); Savaş Suçunun “Kanıt”ı (Canlı yayınlı savaşta kanıt mı aranıyor?)

Erdoğan’a göre, “Hamas asla terör örgütü değildir”. Uçakta söyleşi böyle yapılıyor işte! Merak ediyorum Başyüce Erdoğan, benim de katılacağım, bütün gazetelere açık bir basın toplantısı neden yapmıyor acaba? Makam uçağı gazeteci kalabalığına uygun olmadığı için mi?



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Şeriat çıkmazı 25 Şubat 2024
137. Mezmur'u hatırlamak 20 Şubat 2024

Günün Köşe Yazıları