Tek yol: Çevreci, adil, demokratik kalkınma

14 Nisan 2023 Cuma

Herkesin malumu... Önümüzdeki seçimler belirleyici: Demokrasi mi? Otokrasiye devam mı? Öte yandan dünyada kapitalist sistemin tıkanmışlığı, artan eşitsizlikler ve kapımızdaki iklim krizi... Peki bizi neler bekliyor? Çözümler ne? 

Geçtiğimiz haftalarda “Dünyada sürdürülebilir ekonomi” teması ile verilen 18. Kadir Has Ödüllerini alan iki bilim insanı ile bu konuları konuşmuştuk. “Üstün Başarı Ödülü”nü alan Koç Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ziya Öniş ve “Gelecek Vadeden Bilim İnsanı Ödülü”nün kazananı Kanada Concordia Üniversitesi’nden Doç. Dr. Bengi Akbulut. Söyleşi şeklindeydi ama yer darlığından bu köşeye aldım: Özetleyeyim. 

Öncelikle iki bilim insanın da ortak görüşü Türkiye’de seçimleri Millet İttifakı’nın kazanması halinde yeniden demokrasiye yönünü çevirecek olmasının dünya için de bir kazanım olacağı. Brezilya’da Lula’nın geri dönüşü gibi... Öniş, “Bolsonaro döneminde Amazon Ormanları yakılıp yıkıldı, tahrip edildi. Trump petrol şirketlerinin desteğini arkasına alarak çevre boyutunu göz ardı etti. Bizde de inşaat şirketleri ekonominin belirleyicisi oldu yıllardır. Ama şunu da unutmayalım. Nasıl ABD’de Trump kaybetse bile Trumpizm ya da Brezilya’da hâlâ Bolsonarizm sürüyorsa Millet İttifakı kazansa bile Erdoğanizm devam edecektir” diyor. Yani işler hiç kolay değil. 

Evet çevre büyük bir sorun. Ve tahribat büyük. Ama Türkiye ekonomik krizin en dip noktasındayken sürdürülebilir bir ekonomiyi inşa etmek gerçekçi mi? Bu noktada bakın Akbulut ne diyor?

“Büyüyerek kalkınabileceğimiz, zenginleşebileceğimiz görüşü AKP’ye özel bir görüş değil. Büyüme odaklı kalkınma dışında bir arayışın başlaması gerek. Biz ne istiyoruz? Kaynaklarımızı alanlarımızı topraklarımızı ne için kullanacağız? Daha eşit, daha adil bir ekonomi kurabilme yolundaki tartışmanın muhalefette başladığını gördüğüm çok az inisiyatif var. O yüzden korkularım var, ekoloji ve ekonomi açısından.

Yine enerji, yine inşaat ya da lojistik üzerine kurulursa yazık olur. Büyümenin ekolojik yıkımı şu anda öyle büyük ki bazı tahribatlar geri döndürülemez ve biz bunun 20 sene sonraki etkisini de şimdiden göremeyiz. Millet ittifakı iktidara gelse havaalanını yıkacak mı? Yıkılsa bile oradaki ekosistem tamir olabilecek mi?”

NE YAPMALIYIZ?

İyi yaşamanın koşulu olarak büyümenin gösterilmesinden vazgeçmeliyiz. Bunu aşmak gerekiyor. Ekonomiye dair mekanizmaları daha toplumsal daha demokratik mekanizmalarla ele alsak, sürdürülebilirliği, eşitliği, hakkaniyeti, demokrasiyi, dayanışmayı önceliyor olsak zaten bizim madde ve enerji ihtiyaçlarımız kısmen azalacaktır. 

Büyüme herkesin eşit pay aldığı bir şey değil. Yoksulluğu eşitsizliği çözecek olan daha fazla büyüme değil. En azından bizim gibi belli bir düzeye erişmiş ülkelerde... Ama ne yazık ki küresel ekonomi politik değişmedikçe bir düzelme olması çok zor.

ÇÖZÜM NE PEKİ?

Ziya Öniş, çevreci, adil, demokratik kalkınma diye yanıtlıyor. Dış politikada da çok boyutlu bir eksenin olması gerektiğinin ama onun da değerler temelini demokrasinin oluşturmasının altını çiziyor. Latin Amerika’dan yine örnek verecek olursak Brezilya’da Lula bir yanda demokrasiyi savunuyor ama yüzde yüz ABD ekseninde değil. Kendine özgü bir yapı oluşturuyor.

Akbulut’a göre bu konu başka ülkelerin de gündeminde olacak: “Başka türlü bir büyüme gibi tartışmalar da bu çerçevede gündeme gelecek. Buna inanıyorum. Toplumsal protestolar bu açıdan önemli ve sürdürülebilir olmalı. Türkiye de tamamen Batı’ya endeksli olmadan ‘Biz nasıl daha demokratikleşiriz, kendi dinamiklerimiz ile kendi modelimizi nasıl yaratırız’ formülünü bulmalı. 6’lı ittifak yepyeni bir modelin başlangıcını oluşturabilir.”



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları