Türkiye... Eğer yeni bir hikâye yazılacaksa... (1)

15 Ekim 2021 Cuma

Mehmet İstanbul’da çalışıyor, ailesi Van’ın köylerinden birinde yaşıyor. Seyrek gidebiliyor köyüne ama bütün çocuklarını okutmaya çalışıyor. Geçen gün karşılaştık. Kızının derslerinin nasıl olduğunu sordum. “Abla bu yıl aldım okuldan” dedi. “Neden peki?” “İmam hatip lisesindeydi zaten, başka okul yok ki civarda vereyim. Uzağa da göndermek istemedim. Oradan mezun olup ne yapacak. Aldım ben de”...

“Yapma Mehmet” dedim, “bırak, son iki yılı kalmış, mezun olsun kız, hiç olmazsa diploması olsun. Sonrasına bakarız birlikte...” dedim ama...

Türkiye’de bu açmazı yaşayan kaç öğrenci ve ailesi var? Ya hiç okumayacak ya imam hatipte okuyacak. Başka seçenek yok. Ne yapsın insanlar? 

Dört gün önce 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’ydü. Hayalleri, gelecekleri ellerinden bilerek alınan kız çocukları günü. Kimi yoksulluktan, eğitimde fırsat eşitsizliğinden... Ama hepsi devlet eliyle, devletin özellikle son 10 yılda dozunu hızla artırdığı dindarlaştırma politikaları sonucu. 

Mesleki öğretimde kız öğrencilere burs ve yurt yok ama imam hatiplere var... 

“Kadın hakları ve eşitliği” yerini “aileyi korumaya” bırakınca tüm icraat da ona göre şekillendi. Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı açılan “aile dini rehberlik büroları” bir yandan vaize, ilahiyatçıya yeni istihdam kapısı olurken bir yandan da kadının sorunlarının danışma mercii haline getirildi. Tabii dini yorum ve telkinlerle... Zaten benzerleri yandaş televizyon programlarında biteviye tekrarlanıyor. 

Tüm bunları SES (Eşitlik ve Dayanışma Derneği) Başkanı Gülseren Onanç ve Prof. Dr. Serpil Sancar ile konuşuyoruz.  

Medeni Yasa ve anayasa ile düzenlenen kadının hukuki haklarına bir yandan dini telkin ve yorumlarla, bir yandan da örneğin devlet hastanelerinde yasal bir hak olan kürtajın önüne geçilerek engeller çıkarılıyor. 

Bugün, Atatürk’ün düşmanı ve laiklik karşıtı olduğunu her fırsatta gösteren bir başkanı olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yetki alanları daha önce hiç olmadığı kadar geniş. Dış ülkelerdeki temsilden, “Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı”ndaki başaktörlerden biri haline getirilmesine kadar... 

Diyanet çoktan devletin ana icracı kurumlarından biri haline gelmiş durumda... Hatta Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun daveti ile ilk NATO ülkesini ziyaret şerefini kazanmış olan ve dün Ankara’ya gelen Taliban heyeti ile de görüşecek... Bakalım sepetten yeni neler çıkacak? 

Bunların hepsi bildiğimiz şeyler. Bir adım ötesine geçelim. Seçim tartışmaları çoktan başladı. Bu iktidarın gideceği dillendiriliyor, Türkiye’nin kendisine yeni bir yol çizmesi gerektiği konuşuluyor, bunun şartları oluşturuluyor Millet İttifakı’nca.. 2023 seçimlerinde bu iktidar gidebilir ama yerine gelecek olan iktidar, şu karşı karşıya olduğumuz yozlaşma stratejisini nasıl değiştirecek? Muhalefet partilerinin, bu ülkenin baskılanan kadın hakları gerçeğine ilişkin politikaları, stratejileri ne? Ne kadar farkındalar? Bu politikaları oluşturmada kadınlara, özellikle de kadın hakları savunucularına bir alan açılacak mı? 

EYLÜL AYI SONUNDA SES TARAFINDAN DÜZENLENEN ÇEVRİMİÇİ TOPLANTIDA 

“Türkiye’nin Gelecek Hikâyesi Yazılırken Kadınlar Nerede” sorusu ortaya atılmış ve  kadın hareketinin artık siyaset sahnesinde kendi adayları ve temsilcileri ile yer alması ve siyasi partilere bu konuda baskı kurulması gerektiğinin altı çizilmişti. 

Nasıl bir geri dönüş aldıklarını sordum. Siyasetin gündemi o kadar yoğun ve zorlu ki, belli ki “kadın hakları konusu” hâlâ özünde bir kadın sorunu olarak görülüyor. Politika oluşturulma süreçlerine dahil edilmiyor. Oysa hem Onanç hem de Sancar’ın vurguladığı gibi “olası bir siyasal değişimin” ana aktörleri kadınlar. ABD’de Trump yönetimini devirenlerin başında “Black Lives Matter” hareketi ve onların içinden çıkan kadınların payı büyük.  

Onanç, “Georgia eyaletinden seçilen Stacy Abraham adında bir siyah kadın siyasetçi, başlattığı Yeni Georgia Hareketi ile önceki seçimlerde oy vermeyen, büyük çoğunluğu siyah bekâr kadınların oluşturduğu 800 bin kişiyi seçmen olarak mobilize etmeyi başardı ve 28 yıldır Cumhuriyetçi bir eyalet olan Georgia eyaletinin Demokrat eyalet olarak 18 eyalet delegesinin Biden’ın hanesine yazılmasını sağladı” diyor.

Muhafazakâr sağ siyaset ve popülizm günümüzün yükselen yıldızı. Alt etmek hiç kolay değil. Karşımızda neredeyse 20 yıllık örneği duruyor, bizi yönetiyor. Ama imkânsız da değil. Örneğin birkaç gün önce Çekya’nın milyarder popülist başbakanı Andrej Babis, üç partinin oluşturduğu muhalefet ittifakı karşısında yenildi. Benzer süreç çok yakında yine ittifaklar sayesinde Macaristan ve Polonya’da da yaşanabilir. 

Bunlar şimdilik alt alta koyduklarımız.. Haftaya devam..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Aslolan zoru başarmak... 3 Aralık 2021