Öztin Akgüç

İyi Niyet

29 Nisan 2011 Cuma
\n

\n

Hukukta iyi niyet temel varsayımdır. Bir hakkın doğumu için kanunen iyi niyet aranıyorsa asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Yine bir hukuk kuralı olarak herkes haklarını kullanırken iyi niyet kurallarına uymakla yükümlüdür. İyi niyet temel varsayım, çok kullandığımız bir sözcük; ama gerçekte kişiler iyi niyetli davranıyorlar mı? Haklarını iyi niyetle kullanıyorlar mı? Yükümlülüklerini iyi niyetle mi yerine getiriyorlar? Ciddi kuşkular var. Diğer yandan özellikle iktisatta insanların kişisel çıkarla hareket ettiği, kişisel çıkarın başlıca itici güç, temel motif olduğu görüş ve tezi var. Sürekli kendi çıkarını kollayan homo economicus anlayışı ile iyi niyet çelişir mi? Yoksa bağdaşır mı?

\n

Ekonomik düzenlerde zaman zaman iyi niyetin yansıması görülür. Örneğin özellikle dış ticarette komşuyu zarara sokucu (beggar my neighbor) politika izlenmemesi önerilir. Ancak uygulamaya bakıldığında, özellikle emperyal ülkelerin kendi çıkarları doğrultusunda, diğer ülkelere zarar verici politikalar izledikleri görülür. Öneri ve uygulamalar genellikle çelişir. Bu çelişkiyi, günümüzde krizden çıkış, enflasyonu önleme öneri, uygulama ve tepkilerinde de görüyoruz. Dünya ekonomisi krize girerken, 2007 yılı sonunda krizin faturası kime çıkacak sorusunu gündeme getirmiş, genelde çalışanların, emekçilerin, düşük gelirli grupların bu faturayı ödeyeceği öngörüsünde bulunmuştuk. Gerçekten de öyle oldu. Reel ücretler geriledi, işsizlik arttı, gelir dağılımı daha da bozuldu, büyük sermaye bir şekilde korundu.

\n

Hemen tüm dünyada krizin etkilerini hafifletmek, likiditeyi genişletmek için para arzı büyük ölçüde arttırıldı, faizler düşürüldü. Ancak bu tür politikalar, enflasyon riski, tehlikesi yarattı. Şimdi enflasyonu önlemenin de bir maliyeti, bir yükü var. Sorun bu yükü kimin ödeyeceği? İyi niyet kuralları gereği, krizden çıkışta kimler bir bedel ödememiş, hatta yararlanmış ise, onların enflasyon önlemede karşılığını ödemeleri gerekir. Ancak itirazlar, öneriler, bu yükün de yine emekçilerin, düşük gelirlilerin üzerine yıkılması yönünde. Enflasyona ezdirmeyeceğiz alalaması altında reel ücretler geriliyor, bizde olduğu gibi maaş ve ücretler yıl sonu TÜFE artışına göre ayarlansa bile, yine de yıllık ortalama fiyat artış hızının gerisinde kalıyor.

\n

Enflasyon hedeflemesi yapan, fiyat istikrarını temel görev olarak kabul eden TCMB, para politikasına ilişkin önlemler alıyor. Ekonominin likiditesini Açık Piyasa İşlemleri (APİ) ile değil, bankalarda yasal zorunlu karşılık oranlarını yükselterek ve karşılıklara faiz ödememek, bankaları bir şekilde vergilendirme yolu ile likiditeyi ayarlamayı hedefliyor. Bankalardan da sürekli tepki geliyor, en azından yasal karşılıklara faiz ödenmesi isteniyor. Burada bankaların çıkarı ile ekonominin çıkarı arasında çelişki yaşanıyor. Ekonomi kuramı, enflasyon riski belirdiğinde, yasal karşılık oranlarının yükseltilmesini, Merkez Bankasına yatırılacak karşılıklara faiz ödenmemesi ya da piyasa faizi altında bir faiz ödenmesini önerir. Sıkı bir para politikasının gereğidir bu yapılan. TCMBye bu bağlamda yöneltilen eleştirileri, ekonomi kuramı ve iyi niyet kuralları ile bağdaştırmak olanaksızdır.

\n

İyi niyet, kısa sürede kendi çıkarımıza uygun düşmese de düzgün ve tutarlı hareket etmeyi gerektirir. Sürekli olarak kişisel çıkar kollamanın etik bir yönü de yoktur. Hukukun temel kuralları, gerçek yaşamda da uygulanmalı, sadece yazılı kanun maddeleri olarak kalmamalıdırlar.

\n

İyi niyet, gerçekleri halka anlatmaya çalışmayı, haksızlıklara karşı çıkmayı gerektirir. Gerek politikada gerek ekonomide halkın zor durumda olmasından, tecrübesizliğinden, bilgi yetersizliğinden, hukuki bir sözcükle hiffetinden yararlanarak çıkar sağlamak, iyi niyetle, dürüstlükle bağdaşmaz. Bir hak olarak görülse dahi, yine bir hukuk kuralı olarak, bir hakkın başkalarına zarar verecek şekilde kullanılması da yasalara konamaz. Ne yazık ki hakların iyi niyet kurallarına uygun kullanılmaması bir yana; haksızlıkların hak diye alalandığı bir dünyada yaşıyoruz.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Makroekonomik riskler 27 Ocak 2021
Yeni yıl beklentileri 30 Aralık 2020
Sözle yönlendirme 23 Aralık 2020
Enflasyon hedefleme 25 Kasım 2020
Yaygın yanılgılar 18 Kasım 2020
Ekonomi - Kısa notlar 11 Kasım 2020
Bağımsızlık 4 Kasım 2020
Yapışkanlık 28 Ekim 2020
Arayış 21 Ekim 2020