Öztin Akgüç

Para basmak çözüm mü?

08 Nisan 2020 Çarşamba

Coronavirüs (Covid-19) salgını etkisiyle daha da ağırlaşan ekono­mik krizden çıkış, yavaşlayan üretim çarklarının hızlandırılması için para basma önerilmektedir. Önerinin, ülkemiz açısından da çözüm olma olasılığı irdelenmelidir.

Devletler, yasa ile süre belirterek veya belirtmeden banknot çıkarma (para basma) tekel ve imtiyazını merkez bankalarına vermektedir. MB’ler de imtiyaz karşılığı, sınırlı olarak kâr dağıtımı yaptıktan, yedek akçe ve karşılıklar (provizyon) ayırdıktan sonra kalan safi kârı Hazine’ye devretmektedir. Hazine, genelde yalnız madeni para basma yetkisine sahip­tir. Hazine’nin, MB’den doğrudan borç alması da dolanıma banknot çıkarmasıyla eş sonuç doğuracağından ayrıksı durumlar dışında Ha­zine’nin MB’den doğrudan borç alması yasal düzenlemelerle önlen­miştir.

Dolanıma çıkarılan banknot MB’nin yükümlülüğüdür. MB’nin dolanıma banknot çıkarabilmesi için ya aktifinin (varlıklarının) art­ması ya da diğer yükümlülüklerinin azalması gerekir. MB’lerin akti­finin önemli bölümü, gelişmekte olan ekonomilerde (TCMB dahil) dış varlıklardan (döviz, altın) oluşurken; gelişmiş, parası tam konvertibıl olan ülkelerde iç varlıklardan oluşur. MB’lerin iç varlıkları esas itibarıyla portföylerindeki DİBS (devlet iç borçlanma senetleri) ile kamu ve bankacılık sistemine verdikleri kredilerden oluşur. Ban­kalar, müşterilerine senet karşılığı açtıkları kredileri, MB’ye teminat olarak vererek kredilerini mobilize eder, paraya çevirirler. Bankacılık terminolojisinde bu işlem, reeskont (yinelemeli iskonto) kredisi ola­rak ifade edilmektedir. MB’lerin bankacılık sistemini kredilendirmesi, zorunlu karşılıklar, açık piyasa işlemleri (APİ) gibi para politikasının ana araçlarındandır. Günümüzde MB’ler bankacılık sistemini doğru­dan kredilendirmeden çok APİ ile fonlamakta, ekonominin likiditesi­ni ayarlamaktadırlar. MB’ler; APİ’yi, kendi karar öncelikleriyle ger­çekleştirdiklerinden, tutarını ve vadesini ayarlayabildiklerinden, hızla sonuç alabildiklerinden, doğrudan kredi vermeye tercih etmekte, re­eskont kredilerini, APİ’yi destekleyici amaçla kullanmaktadırlar.

Bankacılık sisteminin likidite açığının kalıcı veya geçici olmasına göre MB’ler bankalardan kesin DİBS alımı yapabilecekleri gibi, ileti tarihte geri satma vaadiyle ters repo işlemiyle de alabilirler. Likidite açığının geçici olması durumunda MB’ler bankaları ters repo işlemiyle kredilendirirler.

Kriz döneminde gelişmiş ekonomilerde MB’ler, şirket kurtarmaya yönelik olarak varlık alım programları uygulamakta, şirketlerden, finansman kurumlarından donuk varlıklar alarak likidite sağlamaktadırlar. Varlık alımı, özü itibarıyla uzun süreli geniş kapsamlı APİ’dir. Nitekim varlık alımları, FRS (FED) konsolide bilançosunda “Açık Piyasa İşlemlerinden Alacaklar - SOMA” hesabında, ECB bilançosunda “Para Politikası Amaçlı Menkul Değerler Portföyü” hesabında yer almaktadır.

MB’ler bankacılık sistemine karşı yükümlülüklerini, zorunlu karşılık oranını düşürerek, negatif faiz uygulamasıyla bankaların serbest tevdiatlarını engelleyerek de dolanıma bonknot çıkarabilirler. Gelişmiş ekonomilerde bu araçlarla parasal genişlemeye karşın sorun çözülememiş, ekonomiler resesyon tehlikesinden kurtulamamışlardır.

TCMB, önlem değil zorunlu olarak, içinde bulunduğumuz, yılda dolanıma çıkaracağı banknot miktarını artıracaktır. TCMB’nin dış varlık alımı yoluyla değil, iç varlık artışıyla, kesin DİBS alımı ve APİ’den alacaklar artışı yoluyla dolanıma banknot çıkarması gerekecektir.

Bütçe açıkları, sonuçta dolanıma banknot çıkarılmasıyla fonlanır. Açık; ilk aşamada Hazine’nin DİBS (Hazine bonosu, tahvil, kira sertifikası) çıkarması, TCMB, birinci elden, DİBS alamayacağından, bankacılık sistemine satılmasıyla fonlanır. Ardından bankacılık sistemi, oluşan likidite açığının giderilmesi için, merkez bankası kaynaklarına başvurur. TCMB de dolanıma banknot çıkararak bankacılık sistemini ters repo işlemiyle kredilendirir. TCMB, özellikle Türk-Eximbank aracılığıyla ihracat, döviz kazandırıcı hizmetler, reeskont kredisi vermekte, bu kredilerde artış da dolanıma banknot çıkarılmasıyla fonlanmaktadır. İçinde bulunduğumuz yılda TCMB’nin kesin DİBS alımı, APİ’den alacaklar ve reeskont kredilerinde artış, banknot çıkarılmasına yol açacaktır.

Türkiye’nin sorunu yalnız bütçe açığının fonlanması değil, oluşacak dış ödemeler açığının da finanse edilmesidir. Dış ticaret açığının büyümesi, turizm ve hizmet gelirlerinin azalması, finansman hesabının açık vermesi Türkiye’nin döviz ihtiyacını artıracak, fonlanması da ayrı bir sorun olacaktır. Türkiye, sorunu ancak liyakatli, kapasiteli özel ve kamu yöneticilerin varlığı ile köklü reformlar yaparak çözebilir. Mevcut yönetim kadroları bu konuda da ne yazık ki ümit vermemektedir.


Yazarın Son Yazıları

Virüsün finansmanı 20 Mayıs 2020
CHP’nin etkinliği 13 Mayıs 2020
Virüs senaryoları 6 Mayıs 2020
İnsan manzaraları 22 Nisan 2020
Toplumumuzdaki ayrışma 26 Şubat 2020
Planlı kalkınma 12 Şubat 2020