Evren’den RTE’ye!..

11 Mayıs 2015 Pazartesi

12 Eylül faşist darbesinin lideri Kenan Evren’in ölüm haberiyle zaman tünelinde yolculuğa çıktım.
Yüz binlerce darbe mağdurunun çektiklerini anımsadım; idamları, vahşi işkenceleri, yargılamaları, hapisleri, baskıyı, sansürü, zorbalığı...
Ülkesini terk etmek zorunda kalanları,
Kaçak yaşayanların çektiklerini...
Annelerin gözyaşlarını, ailelerin acılarını...
İnsanı insandan saymayan faşist devlet düzeninin zulmünü...

***

650 bin kişi gözaltına alınmış, 1.5 milyon fişlenmiş.
230 bin kişi yargılanmış, 7 binine idam istenmiş. Çoğunluğu genç 50 yurttaş asılmış.
100 bin insanımız örgüt üyeliğiyle suçlanmış.
Sakıncalı sayılıp işten atılanların ve ülkeyi terk etmek zorunda kalanların sayısı 30’ar bin. Yurttaşlıktan çıkarılanlar 15 bin...

***

Mesleğimin henüz 4. ayında 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasası’yla görevime son verildi. İhraç edilen 4 bin öğretmenin arasında yer aldım. Sonra emniyet müdürlüklerinde, sıkıyönetim komutanlıklarında akıl almaz işkenceler, cezaevi günleri...
İnsan benliğini, bütünlüğünü parçalamaya yönelik onursuz yöntemler, aşağılamalar.
Guatemala zulmünü, 12 Eylül sürecinde on binlerce insan çekti. Fiziksel acılar diniyor da unutamadığım anlardan biri, gözler yağlı ve pis bir bezle bağlı, önündekinin omuzuna tutunarak, tek sıra banyoya götürülüşümüzdü. Bir düdükle suyun altına girip, daha ıslanmadan yine bir düdükle çıkarılmamızdı... İnsanlık adına utanç verici...

***

Birçok insan daha ağır süreçlere uğradı. Gençler, yaşam boyu izlerini taşıyacakları acılara maruz kaldı.
Evren’in öldüğü haberiyle ne hissettim?
Hiç...
Değmezdi... Kocaman bir hiç...
Asıl mesele cunta liderinin yok olması değil, sistemin sorgulanması; küresel güçlerin Türkiye’deki sömürü düzenini daha da katmerlendirmek, egemenliklerini perçinlemek için sahneye koyduğu 12 Eylül darbesinin yarattıkları ve bugüne taşıdıklarıdır.
Evren, meydanların baskıyla doldurulduğu kent gezilerinde sık sık Atatürk’ün adını kullanan büyük bir istismarın aktörüydü. Aynı istismarı din sömürüsüyle de yürüttü.
Yüzde 91’le kabul edilen 12 Eylül Anayasası için, bugün RTE’nin yaptığı gibi “milli irade” söylemini dillendirdi yıllarca. Ülke, 24 Ocak kararlarıyla, özelleştirmelerle büyük bir ekonomik kıskaca alındı.
Özal’ların, RTE’nin yolu açıldı.
AKP iktidarının asıl kurucusu, 12 Eylül cuntasıdır.
12 yıllık iktidarlarında, başta yüzde onluk barajı dayatan Siyasal Partiler Yasası olmak üzere temel değişikliklere gitmedi AKP. 12 Eylül Anayasası’nın özünü korudu...
Sözüm ona 2010 referandumuyla 12 Eylül’ü yargılayacaklardı. Palavra çıktı. Yargı, cemaat ve iktidar arasında paylaşıldı. Birçok davada akıl almaz hukuksal sonuçlar yaratıldı.
AKP tabanı bir yana, siyasal İslamcılardan ve sivil toplum kuruluşu saydıkları cemaat ortaklığından demokrasi, hukuk ve adalet uman “yetmez ama evetçiler”, neoliberaller duvara tosladı. Kullanılıp bir peçete gibi atıldılar sonra.
Bugünkü hukuk düzeninin, demokrasi ayıbının, toplumsal karmaşanın sorumluları arasındadır kendileri.
12 Eylül gerçek anlamıyla yargılanmadıkça, anayasası değişmedikçe uzantıları sürecektir.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yaşasın Cumhuriyet 1 Ocak 2016
Sesler kısılırken... 25 Aralık 2015
Sahipsiz Saip Köyü... 7 Aralık 2015