Laik eğitime çivi çakılıyor

08 Şubat 2024 Perşembe

Yolda belde kimi görsem soruyor. “Dil, eğitim ne durumda?” Ben de soruyorum, “Sizce?” 

“Milli” sanı tabelada kalan MEB’nin, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın da katıldığı, başrolü Diyanet İşleri Başkanlığı’nın üstlendiği ÇEDES’inin açılımı, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi Uygulama Usul ve Esasları”ymış...

Usumuzda zeytinlikleri, ovaları, kıyıları, tarımı bitiren çevre duyarlılığı...

İktidarın, “millî, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri...”

Sahne hazır, cumhuriyetin güvencesi laik eğitimi silme eylemi hızlandı. 

MEB ile Diyanet’in cumhuriyetin kazanımlarını sömürerek kurguladığı dili çetrefil, çok başlı, tek elli projeyi, “Millî Eğitim Müdürlükleri, Müftülükler ve Gençlik ve Spor Müdürlükleri” yürütüyor. “Diyanet İşleri Başkanlığınca belirlenen” etkinlikler okullarla camilerde tamgaz sürüyor. Eğitimin “e”sini silen ÇEDES, 1920’de Kurtuluş Savaşı sürerken kurulan MEB ve ulusu/milleti “ümmet” gören Diyanet’in cumhuriyetin şahdamarı laikliği kesme girişimidir. 

Amaç, “Öğrencilerimizin ‘millî, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerimizi benimseyen, koruyan ve geliştiren fertler olmalarına’ ayrıca çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış, bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen, bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı; millî, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerimizi kendi yaşantılarında inşa etmiş; akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selim sahibi, bedensel ve sosyal bakımdan dengeli bireyler olarak yetiştirilmesine katkı sağlamak”mış. 

Dilin, eğitimin durumu... Enflasyon salt ekmek sorunu mu? Bilisizlerin ÇEDES’i, dili amacıyla ekonomiden eğitime “nas...” Laik eğitimle savaşımın savaşa evrildiğini gösteriyor; dayatılan “manevi değer” din... Dil Devrimiyle kazanılan sözcüklerin de serpiştirildiği amaçtaki, “akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selim sahibi” terkipleri, eğitimde çağının çok gerisine düşen Osmanlıyı anımsatıyor. 

Projenin ortağı Diyanet İşleri, kendini “Şer’iye ve Evkaf Vekâleti” ya da Osmanlının bilim akademisi “Encümen-i Dâniş” sanıyor. “Encümen-i Dâniş” ders kitaplarının “elfâz-ı garibe istimalinden ve tekellüfat-ı münşiyâneden sarf-ı nazarla herkesin anlayacağı tabirat ile” (garip sözcüklerden ve şairane gösterişlerden vazgeçilerek) yazılmasını buyurmuştu. Yazılamadı; çünkü yüzyıllarca uyuyan saray ve aydınlar Arapça hayranıydı. “Yeni lisan” diyen Ömer Seyfettinlerin, dilin yalınlaşmasını düşünen Cevdet Paşaların, “Encümen-i Dâniş”in, “Cemiyet-İlmiye-i Osmaniye” gibi derneklerin çabası boşa gitti. Sarayla aydınlar Türkçeyle düşünme yetisini yitirmiş, eğitimdeki zayıflık kapitülasyonları kullanan yayılmacıya kendi dili diniyle onlarca okul açma fırsatı vermişti. 

İki kez Viyana kapısına dayanan Osmanlı, “matbaa”yı yüzyıllarca görememişti. Yeni okullar açıyor; çok zengin olduğu sanılan Osmanlıca eğitim dili olamıyordu. Geç kalmıştı; 21. yüzyılın MEB’si ile Diyanet “elifba” peşinde... Öğretmensiz ÇEDES laik eğitime darbe; manevi danışmanlarla vaizlere çıkar kapısı; “çalışmalarla ilgili duyuru, tanıtım ve diğer faaliyetlerde kullanılmak üzere (…) afiş, pankart, broşür, kitap, dergi, süreli yayın, katalog, video vb. yazılı, görsel ve dijital materyal” üreticileri çoktan “faaliyete” geçmiştir. MEB’nin, STK dediği tarikat cemaatler okullara da ballı börekli dükkân açabilir. 

Yüzyıl önce 3 Mart 1924’te hilafet, Şer’iye Evkaf Vekâleti kaldırılmış; eğitim birliği sağlanmış, laikliğin temeli atılmıştı. 

Dertleri laiklik!

Bugün ve yarın asla laik cumhuriyetten vazgeçmeyeceğiz!



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Söz, her zaman uçmaz 11 Ocak 2024

Günün Köşe Yazıları