Süper enflasyonun ayak izleri eşliğinde

23 Kasım 2021 Salı

Neymiş efendim, bütün dünyada gelinen noktada enflasyon yaşanıyormuş.. Gelin görün ki bizimki, bize yaşatılan süper enflasyon. İpin ucu öylesine kaçtı ki.. Örneğin altı ayı geçmemiş olarak 1 milyon 450 bin liraya satılmış bir dairenin, boş olan bir alt katını satın almak isteyen bir dostunuz için fiyat soracak oluyorsunuz. Sıkı durun 2 milyon 500 bin lira olarak açıklanıyor. Üstelik pazarlığa açık değil, çünkü satıcısı bir resmi kurum, daha doğrusu bir banka..

Aylık verilerle kiralık ev fiyatları üzerinden yürümeye kalktığınızda, çok ama çok daha yüksek fiyatlarla yüzleşiveriyorsunuz. Üstüne üstük, örneğin o günün sabahında toptan bir binanın kiralanmasının duyurusu yapılmışken, akşam saatine kadar tümünün doluvermiş olması gerçeği ile açıkta, bilinmez günlere ve artışlara açık olarak boşta kalıyorsunuz. Sakın birinci elden tanıklık ettiğim bu örneklerin İstanbul’un merkezlerinde fiyatların uçmakta yarıştığı semtlerden olduğunu düşünmeye kalkmayın.

Sabahtan akşama dünün canlı yayınlarında enflasyon üzerinden haberler ağırlıkta, baskın örneklerle birbirleriyle yarıştılar. Sonrasında bilimin her dalından uzmanların, insanların niye panikte yaşadıklarını sorgulamaya, sağlıklı öneriler vermeye çabalamaları birazcık trajikkomik olmuyor mu? Kur-enflasyonun önlenemez yükselişleri karşısında, gelir kaybının nasıl giderileceğine ilişkin soruların da ne kadarı ile anlam taşıdıkları, taşıyabilecekleri çok tartışmalı. İnsanların yaşam, ayakta kalabilme koşturmacaları bir garip panik haline dönüşüverdi? Komşular aralarında dostluklar kurulabilmişse, olmadıysa yakın dostlar, akrabaların tek gündemi hangi koşturmacanın içinden çareler üretilebileceği üzerinden..

***

Kamu ulaşım araçları tekmili birden İstanbul içinde tıklım tıklım dolup taşarken, oturabilenler, ayakta düşmeden durabilenlerin her birinin elinde, parmakların eksiksiz oynatıldığı cep telefonları. Eskiden ekonomik olsun diye aktarmalı, saatler sürebilen yolculuklarda, oyunla zaman öldürme eğlence baskın sayılabilirdi. Bugünlerde yaşamın sürdürülebilmesine dönük haberleşme giderek kaçınılmaz öne çıkmakta..

Marketlerin tek tek ürünler üzerinden fiyatları didik didik ediliyor. Alınabilirlikte fiyatları uygun görülenlerden adı geçen alışveriş merkezlerine ulaşılmaya çalışılıyor. Çokça yaşanan gerçekliklerde, o mağaza için ucuzlatılmış ürünün alıcısı gelemeden önce tükenmiş olması. Mağazaların içinde bittiği görülen tek bir ürün üzerinden bile gelip geri dönmek zorunda kalan vatandaşlarla karşılaşıveriyorsunuz. Üstelik her yaştan, en zorlu koşullarda dolaşabilenleri de içlerinde.

Kasalar önünde çokça rastlanılan bir başka görüntülü karede ise toplam üzerinden yapılan hesaplamanın keseye uymaması sonucu geri verilenler üzerinden. En çok iç buran, hevesle o ürünü almaya gelmiş vatandaşın geri çevireceklerini bir bir sepetinden çıkarırken bir daha bir daha toplam hesap yaptırmak zorunda kalıp eli gitmemişçesine sepetinin içinden geri çevirmesi oluyor.

Sokaktaki insan manzaraları üzerinden sayısız örnekler sıralamak işten değil. İşte tam da bu koşullarda erken seçim, zamanında seçim inatlaşma tartışmaları daha bir komik kaçıyor. Aslını ararsak ekonomide iyileşme tarihleri üzerinden tartışmalar daha da bir sert oluyor. İşin gerçeği seçmenin en hazırlıksız olabileceği anı yakalamakla ilişkili. Hızlı yaratılabilecek bir uygun an yakalanabilirse, aslında gerçek zamanı ile çok yakın bir erken seçim gündeme gelebilecek. Olmadı zamanına kaydırılacak ki bir başka tür denge üzerinden, en azından AKP oylarının çok daha fazla düşmemesi sağlanacak.. Millet cephesinin erkene çekme ile Erdoğan liderliği, Saray üzerinde zamanında olacak deklarasyon hesapları tam da bu dengeler üzerinden..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları