Yanıtı tek seçenek; barış mı savaş mı?

21 Temmuz 2015 Salı

Bayramın ilk günü yazdığım, ikinci günü size ulaşan yazımda, bayramda İslam dünyası odaklı, ırklar-mezhepler eksenli, kanlı terör eylemlerinde artışların yaşanacağı karabasanıyla, bayram kutlaması, bayram şekeri niyetine “Sistemin krizi, barışın umudu olabilir mi?” sorgulamasını gündemimize taşımak istemiştim... Irak - Suriye odaklı her bayram boyutları tırmanan terör saldırısı beklentisinde sürpriz olmadı. Irak’ta en kanlı, en çok ölümlü kaydı ile intihar eylemi içerikli pazaryeri saldırısında en yüksek sayılı sivil ölümün birden yaşandığı haberi geldi...
Medyamız galiba bayram keyfimizi kaçırmama duyarlılığında görüntü vermemekte özen göstermenin yanında haberi bile sanki teğet geçti... Beklemediğimiz Türkiye’ye bu kadar çabuk, vahşet, provokatif saldırıyı dün yaşayacağımızdı... Sol gençlik örgütlenmelerinin öncülüğünde, barış adına Kobani’ye insancıl katkıda bulunmak üzere Türkiye’nin her yerinden yola çıkmış gençlerin, Kobani’nin tam karşısındaki sınır kapısının Suruç yanında neşeli son kahvaltı sofralarının üzerine hedef alındıkları intihar saldırısı ile.. İlk saptamalara göre 31 barış gönüllüsü gencin ölümü 100’ün üzerinde ağır yaralı ile sonuçlanan saldırının vahşet boyutlarında donup kalışımız...
Sınırlarımızın öte yakasında bizi yalayıp geçen, iç savaş bataklığına çekilmeyi panik atağımız sanıyorduk ya... Kobani yıkımında inşaatlarda çalışmak üzere gönüllü giden gençlerimizi hedef alan patlamanın Kobani’deki bir başka patlama ile eşzamanlı olduğu haberleri kara mizah şakası gibi... Sokakta kanlı intihar eylemini duymuş okurun, Kobani’yi barış için gönüllü giden gençlerin hedef alındığını bilemeden içeriğine ilişkin vardığı ilk yargıyla sorgulaması daha da acıtıcı: “Kandil’in barajları hedef alacağını ilan ettiği tehditle bağlantılı bir saldırı mı?” Sonuçta hedef alınanların kimliğine bakarak, İŞİD’in intihar eylemcilerinin yaptıklarına inanmak ya da onların kendiliğinden üstlenmeleri neyi değiştirecek ki?..

***

Kurban seçilen gençlerimizin aidiyetleri ile uyumlu sol örgütlenmelerin, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu da içlerinde, sıcağı sıcağına, değerlendirilmelerde; “Suruç katliamının tetikçileri İŞİD üyeleri olsalar da asıl suçlular emperyalizmin iç ve dış odaklı işbirikçileridir..” saptamasına yanlış denebilir mi? Ya da Suriye bataklığına, ya da kanlı kardeş kavgasına çekilme; çelişkili gibi görünen ortak tehdidin kaosuna, tuzağına düşme kaygılarının hangisi zayıf olasılık?..
Suriye’de öldürülen 300 bin üzerinde insanın hangi kör düşmanlık üzerinden, hangi vicdansız koşullarda katledildikleri hakkında en ufak bir fikrimiz var mı ki?.. Kaos, bataklık ötesinde anlamlı sözcük üretemediğimiz içindir ki, birbirlerine kırdırılmanın en çok hangi odaklar tarafından hangi taktiklerle yaratıldığının, asıl savaşın suçluları ile hesaplaşabilmenin çok uzağındayız... Kobani’nin, İŞİD gerçekten başlarına bela olduktan sonra, ABD askeri, maddi, stratejik güçlerinin desteğinde bombardımanlar eşliğinde Suriye Kürdistan hareketinin kazanımı ile kurtarıldığını biliyoruz da... Kobani’nin özerk olarak kurtarılmasının ardından, nasıl olup da sivil insanların insanca yaşam koşulları için onarılabileceğinin koşullarını öngöremiyoruz...
İŞİD ancak onların başlarına bela olduktan sonra, İŞİD’e karşı silahlı, bombalı destek veren ABD, emperyal güç odakları, ayrıca barış sürecinde insanca yaşam koşulları için destek projeleri üretmediğinden, gönüllü yardım, onarım kampanyaları gündeme giriyor... Suriye’de barışın çok uzakta olduğunu ABD siyasi güç odakları açıklıyorlar... Demek ki ülkemizin vatandaşları için, insanca yaşam, gelecek sorusuna tek seçenekli yanıtımız var. Meclis’te, ortak irade ile barış seçenekli çözüm üretmemenin karşıtı, iç savaş bataklığına çekilme olacak...  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları