ODTÜ seküler olduğu için hedef

30 Aralık 2015 Çarşamba

ODTÜ’ye yönelik operasyon, tarz itibarıyla bilinmedik değil. Gezi olayları sırasında ortalığa saçılmış “camilerde içki içtiler”, “başörtülü bacımıza saldırdılar” iftiralarını hatırlayın!..

Faşizan dinbazlık böyle yol alıyor. Din deyince akan sular durduğu için, iktidar ve intikam arzularını tatmin etmeye dönük her arayışlarına hiç hicap duymaksızın ve Allah’tan da korkmaksızın inançlarını malzeme yapıyorlar.

ODTÜ’ye yönelik dinbaz karalama seferberliğine ilişkin kamuoyuna yansıyan iddialar; yani internete tamamen hâkim olma yolunda ODTÜ’nün kontrolündeki “tr” yönetimini ele geçirmek ve Haziran’daki rektörlük seçimlerinde iktidardan yana manipülasyonlarda bulunmak; bunlar kanımca tâli mahiyette nedenler.

***

ODTÜ hedefte çünkü (yukarıda kaydedilen nedenleri de kapsayacak şekilde) bu ülkede “seküler kültür”ün hâlâ dimdik ve dinamik şekilde ayakta olduğu, bu açıdan en karakteristik, üstelik dünya ölçeğinde de kredisi dorukta kurumlarımızdan biri, belki de birincisi o…

Üniversite olarak bu ülkenin en iyisi olmak bir yana, yıllardır dünya üniversiteleri içerisinde de Türkiye’yi gururlandıracak noktada, sırada, basamakta hemen hemen tek başına ODTÜ.

Bu yüzden onu kolay lokma yapamadılar. Biliyorsunuz, başbakanlığı döneminde Erdoğan’a kampüs içerisinde protesto gösterileri nedeniyle de, Gezi olaylarıyla eşzamanlı şekilde Gökçek’in kampüsün yanı başına yol döşeme ısrarına bağlı ihtilaflar üzerinden de çok yüklendiler. Ama “kale”yi yıkamadılar.

Şimdi en çirkinini yapıyor, dinsel kışkırtıcılık eşliğinde onun sol geleneğine, seküler niteliğine vurmaya çalışıyorlar.

***

Faşizan dinbazlık, dinamizmine ülkenin seküler kültürel birikimini ötekileştirerek, onu “lânetli öteki” kılarak süreklilik kazandırıyor hep… Aksi takdirde hırsızlık-yolsuzluk, hakhukuk ihlâlleri ile yüklü otoriter ve kanlı yalnızlığıyla baş başa kalacak.
Bu “şedit” mağrurluğu gözlerden ırak tutma yolunda artık çoktan aşılmış eski mağdurluklara ha bire sığınmaktan başka çare bulunamıyor. ODTÜ bu çerçeveden hedef… Dikkat edin hâlâ ne olup bittiği tam anlaşılamamış, kimin kime tacizde bulunduğu netleştirilememiş söz konusu hadiseyi, “28 Şubat”a referansla millete servis ediyorlar.

Bu arada Boğaziçi’ni de olup bitenlerle hiç alâkası olmadığı halde gündeme taşımayı ihmal etmediler!.. Biri Ankara’da, diğeri İstanbul’da ülkenin en önde gelen iki eğitim-öğretim kurumu, seküler kimliklerinden dolayı, bu kimliğe ilişkin temsilî değerleri nedeniyle belli ki önümüzdeki dönemde daha da yıpratıcı bir operasyon sürecine maruz kalacaklar.

***

2007’den 2014’e ODTÜ’de sürekli bulundum, ders verdim. Kızlı-erkekli dindar öğrencilerim oldu. Hiçbirinden ibadet haklarının ihlâline yönelik bir şikâyet duymadım.

Dahası benim karşımdaki öğrencilerin en ayırt edici yanı, seküler-dindar bir aradalığı, içli-dışlılığı, beraberliği idi. Gayet canlı, neşeli, şen-şakrak şekilde hem de.
ODTÜ’de cami var mı, var. Mescitler var mı, var. Cuma’lara sadece okulun içinden değil, dışından da insanlar ibadet etmek için gelir mi, gelir.

Eğer yine de ibadet mekânı açısından bir yetersizlik varsa, bunun giderilmesi yolunda değerlendirme ve düzenlemeler yapılır. Eğer bu yetersizliğe bağlı olarak yer kullanımı nedeniyle öğrenciler arasında sürtüşme, kavga çıkmışsa bu da konuşulur, halledilir.

***

Ama fazlasıyla provokatif koku da saçan tek bir olayı fırsat bilip “inanca düşmanlık” ithamında bulunarak devletin tepesinden talimatla YÖK’ü harekete geçmeye sevk etmek…

“Orayı Cizre’ye çeviririz” türünden korkunç tehditler savurmak…

Medyatik saldırılarla toplumda bir “ODTÜ- FOBİ” üretmeye çalışmak…

İşte bunlar, mescidin de, namazın da bahane olduğunu fazlasıyla düşündürüyor.
Dedik ya, faşizan dinbazlık için asıl olan iktidar gösterisi, intikam arzusudur. Din ise bahane…  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları