Bilgiyi yarınlara taşımak...

Bilgiyi yarınlara taşımak...

14.12.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Karaköy, Bankalar Caddesi’ndeki Salt Galata açılalı 12 yıl olmuş bile! Burası bir ihtisas kütüphanesi niteliğinde, araştırmacıların kayıt yaptırarak kullanabildiği bir araştırma mekânı. İçinde oditoryumu, çeşitli sergi, etkinlik, atölye alanlarını, muhteşem bir Osmanlı Bankası Müzesi’ni, Robinson Crusoe Kitabevi’ni, kafe ve lokantayı barındırıyor. Önceki gün “Salt’ta bir Gece” başlığıyla düzenlenen etkinlikte hem 12 yıl içinde gerçekleşenleri öğrendim hem de muhteşem bir topluluğu, “Chromas” akapella topluluğunu izleme fırsatını buldum. İkisi de mükemmeldi. 

TARİHİ MEKÂNA YAKIŞIR 

Karaköy’deki Bankalar Caddesi, zaten mimari açıdan muhteşem. Bu caddede Salt binası Fransız asıllı Levanten mimar Alexandre Vallaury tarafından tasarlanıp, 1892-1999 yılları arasında Osmanlı Bankası’nın genel müdürlük binası olarak kullanılmıştı. 2011’de kurucu ve daimi destekçi Garanti BBVA burayı bir kültür kurumu olarak yeniden hizmete sundu. Salt’a giriş ve kurumun tüm programlarına katılım ücretsiz.

“Geçmiş ile bugün arasındaki diyaloğu besliyor, yeni okumalara alan açıyoruz. Sanat, tasarım ve toplum konularında nitelikli bilgi üretimine katkıda bulunuyoruz” diyor Deniz Ova, Salt genel müdürü. Çok kısaca özetlemem gerekirse 12 yıldan kimi gerçekler şöyle: 

  • İstanbul ve Ankara’da 100’ü aşkın sergi ve 3.5 milyon ziyaretçi.
  • Film gösterimi, performans, konser, konferans, atölye gibi 1500’den fazla program.
  • Salt Araştırma Fonları aracılığıyla Türkiye odaklı 74 araştırmaya fon sağlandı.
  • Salt Araştırma’nın 100 binden fazla basılı kaynağı bir araya getiren kütüphanesi 600 bin kişiyi ağırladı.
  • Ücretsiz erişime sunulan ve 2 milyondan fazla belge içeren dijital arşiv koleksiyonuyla her yıl yüz binlerce kullanıcıya ulaşıldı. 

Hepsi tarihi mekâna yakışır! 

BELLEK OLUŞTURMAK

Osmanlı Bankası Müzesi’ni daha önce çok yazdım, geçiyorum. İki başka bölümü gezdik: “Türkiye’de Mimarlık Eğitimi” sergisi, henüz çok sınırlı ama zaman içinde zenginleşeceğine inanıyorum. Ve bu sergiyi dolaşırken, bir zamanlar bu ülkede üniversiteli gençler amma özgürmüş demekten kendimi alamıyorum. Ve tüm mimarları, bu arşivi desteklemeye çağırıyorum. Çünkü bu, belleğimizi dünden bugüne, bugünden yarına aktarmak demek...

“Araştırma / Arşiv Ofisi” bölümünde ise yine kent belleğine ilişkin, sanatçıların, tasarımcıların, mimarların buraya bağışladıkları koleksiyonlarla karşılaşıyoruz. Komet’le göz göze geliyorum mesela. Grafik Tasarımın iki ustası Bülten Erkmen ve Sadık Karamustafa ile arşiv çalışmalarını 2024’te paylaşılacağı bilgisi veriliyor.

Evet Salt, en çok bilgiyi geleceğe taşımaya yarıyor bence...

RENKLER VE SESLER

Geceyi, sesler ve renkler coşkusu/ mutluluğu diye özetleyebilirim. Bu tarihi yapının içi güneşin döngüsünü temsil eden renk ve gölge etkileşimlerini yansıtan, mimari özellikleri vurgulayan bir aydınlatmayla şenlenmişti. ON|OFF aydınlatma tasarımı stüdyosunun “Spektrum” adlı ışık çalışmasını/düzenini kutluyorum. 

“Chromas” müzik topluluğunu duymuş olmalısınız. (2019’da Bobby McFerrin’in Zorlu konserinde, Mercan Dede, Mor ve Ötesi vb. ile çalıştılar) Duymayanlara şunu derim: Kulaklarınızı dört açın nerede, kiminle yakalarsanız, sakın kaçırmayın... 

Kurucusu ve yöneticisi Başak Doğan, Boğaziçi felsefe mezunu, yüksek lisansı müziğin felsefesi üzerine. Danimarka Kraliyet Müzik Akademisi’nde koro şefliği master’ı var. “Vocal painting” doğaçlama metodunu öğrenip bu işin hocası oluyor. 2015 yılında Chromas’ı; 2020’de Vokal Akademi platformunu kuruyor. Katılanların hayatı değişiyor! (Mekânları Bomonti’de.) Sonrası: Ver elini yeryüzü!

Bu arada Chromas “renkler” anlamına geliyor; yani hem müzikte hem de toplumsal anlamda çokseslilikle, tüm renklerin bir arada var olduğu bir oluşum. 

Chromos’un her yaştan her düşünceden, her birikimden, her yaştan “gençler” korosu ve muhteşem şefleri Başak Doğan, geceyi akapella müzikle o mekâna, o ışıklara, dünden yarınlara kurulan köprülere, yaşamakta olduğumuz tüm şiddete karşı öyle bir aydınlık yaydılar ki anlatılması çok zor!

Yazarın Son Yazıları

Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025