Açlık sorununun çözümü böceklerle mi olacak?

Dünyada açlık sorunu nasıl giderilebilir? Birleşmiş Milletler örgütü böcek, yaban arısı ve solucan gibi canlılarla beslenmenin sorunu bir ölçüde çözeceğini öne sürüyor.

17 Ocak 2014 Cuma, 12:48

- Dünya çapında iki milyar insan protein gereksinimi için zaten böceklere bel bağlıyor. Bir porsiyon tırtıl bir porsiyon sığır etinden daha çok protein içeriyor.

-Böceklerle beslenmek 1972 yılında And dağlarında meydana gelen ve filmlere de konu olan uçak kazasından kurtulan yolcuların birbirlerini yemelerinden çok daha iyi bir çözüm olsa gerek. Bu kişiler açlıktan ölmemek için aile bireylerinin ve arkadaşlarının donmuş bedenlerini yemek zorunda kaldılar.

-Açlığın göz döndürücü etkisi çok gecikmeden kendini belli eder. Birkaç saat boyunca hiç bir şey yenmediğinde kaslardaki sürekli dalgalanmaya bağlı olarak bağırsaklarda yoğun bir gaz salımı meydana gelir ve kişi homurdanmaya başlar.

-Sonunda beden glükoz yerine yağlı asitleri yakmaya başlar. Birkaç gün aç kalındığında da beden kendi proteinleriyle beslenmeye başlar. Bir başka deyişle, mide kendi kendini kemirmeye başlar.

-Kalori alınmadığında beden beynin gereksindiği (hem de bol miktarda gereksindiği- günde yaklaşık üç kutu gazlı içeceğin içerdiği şeker miktarına eşit) glükozu yeterince üretemez duruma gelir. Bu durumda işlevini yitirmek yerine, bir yağlı asit türevi olan ketondan yararlanmak suretiyle soruna çözüm getirmeye çalışır. Bizleri öteki primatlardan üstün kılan özellik ilk insanların bu tür durumlarda başka bir temel beslenme unsuruna çark edebilme yeteneği olsa gerek.

- Açlığın bu aşamasına damgasını vuran huzursuzluk ve güçsüzlük yetersiz beslenme nedeniyle genellikle çocuklarda görülen, kendini başta karın ve karaciğerin şişmesi gibi birtakım belirtilerle belli eden kuvaşiorkor (kwashiorkor) hastalığının etkileri yanında devede kulak kalır. Gelgelelim, açlığa bağlı ölümlerin 1 numaralı sorumlusu doku ve organların aşırı zarar görmesinden kaynaklanan kalp yetersizliğidir.

-A.B.D Uluslararası Kalkınma Ajansı’na göre, bu gece yaklaşık 1 milyar kişi yatağa aç girecek. Bu insanların 200 milyonu çocuklardan oluşacak. Yetersiz beslenme ve vitamin eksikliği özellikle de dünyaya gelişinin ilk yılında çocuğun beyin gelişimi ve zekası üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor.

-Kimi araştırmalar, yetersiz beslenmenin bir başka sonucu olan, demir eksikliğinin kansızlık çeken anemi hastalarını kil ve toprak yemeye zorlayabileceğini ortaya koyuyor.

-Bebek bekleyen kadınların yaklaşık %30’u yiyecek dışındaki maddelere aşeriyorlar. Bu duruma- önüne gelen her şeyi yiyen bir kuş olarak bilinen saksağanın Latince karşılığı olan pica sözcüğünden esinlenerek- Pika hastalığı adı veriliyor.

-Araştırmalar insanların yüksek kalorili yiyeceklere duyulan şiddetli arzunun köklerinin, avcı ve toplayıcıların belli olmayan yemek saati araları için enerji depolamak zorunda kaldıkları, mağara insanları dönemine uzandığını ortaya koyuyor. Şimdilerde insanlar hafif bir sarhoşluk yaratabilen, obezlik ve şeker hastalığını körükleyici kimyasallar salan yağlı ve şekerli besinler yemeye can atıyorlar.

-İşlemden geçirilmiş karbonhidratlar, sindirim sisteminin beyne gönderdiği börek çöreklerden vazgeçme zamanı geldi sinyalini önleyerek, kişinin kendisini daha da aç hissetmesine neden olurlar.

-2004 yılında yapılan bir beyin görüntüleme çalışması çok sevilen bir yiyeceği düşünmenin bile, insana mutluluk veren dopamin adlı hormonun üretimini tetikleyebileceğini gözler önüne serdi. Cinsel ilişki ve uyuşturucu kullanımı da bedende aynı hormonun salgılanmasına yol açıyor.

-Düşündürücü bir durum: 2007 yılında yapılan bir araştırmada çikolatayı kafalarından atmaya çalışan kadınların sonuçta arzuladıkları yiyecekler konusunda konuşmalarına izin verilen kadınlara kıyasla, yüzde 50 daha çok yediklerine tanık olundu.

-Açlık duygusunu ya da iştahı bastırmak genelde leptin adı verilen hormonun görevidir. Bu görev A.B.D’de milyarlarca dolarlık bir endüstriye dönüşmüştür.

-Son araştırmalar FTO adıyla bilinen obezlik genini taşıyanların insanı yeniden yemeye iten grelin hormonunu durmadan pompaladıklarını ortaya koyuyor.

-Ne var ki, kimi zaman en yüksek düzeylerde greline iştahsızlık çeken anoreksi hastalarında rastlandığı belirtiliyor.

-Beden açlığa ne denli dayanabilir? 1980’lerin başında cezaevinde açlık grevine giren İrlanda Cumhuriyet ve İrlanda Ulusal Kurtuluş ordularının 10 üyesi, açlıktan ölmeden önce 46-73 gün boyunca direnişi sürdürebildiler.

-Öte yandan, azıcık bir açlıkla uzun süre idare edilebilir. Kemirgenlerle ilgili araştırmalar günlük kalori alımının yüzde 30 oranında düşürülmesinin kanser ve Alzheimer hastalığına yakalanma olasılığını azaltıp, yaşam süresini uzatabileceğini ortaya koyuyor.

* Az ye, uzun yaşa!

Rita Urgan, Kaynak Discover