Erdoğan'ın özgür medyaya ihtiyacı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce “alçak ve adi” olarak nitelendirdiği New York Times’a yazdığı makale ile pozisyonunu dünya ve ABD kamuoyuna anlatmaya çalıştı. ABD Başkanı Trump’ın Erdoğan yönetimini suçlayan bir makalesinin herhangi bir Türk gazetesinde yayımlanması halinde o gazetenin başına gelecekleri bir düşünün.

11 Ağustos 2018 Cumartesi, 22:30

Medya ve siyasi tarih açısından çok ilginç günlerden geçiyoruz. Türkiye, tarihinin en büyük ekonomik ve dış politika krizlerinden biriyle ile karşı karşıya. Toplumsal tartışmanın ve itirazların canlı olması gereken bu dönemde yüzde 90’ı hükümet yanlısı hale getirilen medya ve muhalefet başka hiçbir dönemde, hiçbir ülkede kolay kolay rastlanmayacak bir suskunluk ve atalet sergiliyor. Medya, döviz kurlarındaki korkunç yükselişi bile distopyalara özgü bir karartmayla görmezden geldi. Aslında iktidar yanlısı medya döviz krizini tetikleyen ABD ile yaşanan siyasi krizde ise resmi açıklamalar ve hamaset yüklü haberler dışında okuru bilgilendirmekten kaçındı. Türk halkı, kendisini yoksullaştıran ve ülke ekonomisini çökertebilecek, uluslararası alanda ülkeyi yepyeni bir dönüşümün eşiğine getiren gelişmelerden habersiz kaldı. 

Bu krizde de iktidar ve medyası, bütün farklı görüşleri ‘düşman’ kategorisinde etiketledi. Gazeteler ve televizyonlar, krizin nedenleri, etkileri, sonuçları ve olası yönelimleri ile ilgili bilgilendirme yerine karartma ve hükümet propagandasını tercih etti. Türk kamuoyu krizi tetikleyen rahip Brunson davasına ilişkin objektif haberler alamadığı gibi ABD ile yapılan görüşmelerin içeriğine ilişkin de herhangi bir bilgiye de ulaşamadı. Hürriyet Washington temsilcisi Cansu Çamlıbel’in Türkiye ve ABD arasındaki pazarlıklara ilişkin önemli bilgiler içeren yazısının gazetenin internet sitesinden apar topar kaldırılması, sansürün boyutlarını göstermesi bakımından oldukça çarpıcıydı.

Her yerin gazete olsa...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın New York Times’taki makalesi işte tam da böyle bir karartma ortamında yayımlandı. Oysa Eylül 2014’te Erdoğan IŞİD’in Türkiye üzerinden petrol ticareti yaptığına ilişkin haberleri nedeniyle New York Times’a sert tepki göstermiş ve röportaj talebini reddetmişti. 2015 yılında ise Erdoğan, New York Times’ın benzer haberlerini “edepsizlik, alçaklık, adilik” olarak nitelemiş ve “Her yerin gazete olsa, her yerinden kin kussan avucunu yalarsın” demişti.
Erdoğan geçmiş yıllarda sert sözler söylediği New York Times’a bir makale yazarak pozisyonunu Amerika ve uluslararası kamuoyuna aktarmayı amaçladı. Bu küresel bir propaganda faaliyetiydi kuşkusuz ama aynı zamanda içerde ve dışarda yaşadığı inandırıcılık sorununun boyutlarını da gösteriyordu.

Türk medyası üzerindeki baskı sansür otosansür dünyadaki hiçbir ülke ile kıyaslanmayacak ölçüde ağır. Batılı medya kuruluşları popülist yönetimlerin yönlendirmesiyle ve kendi yapısal sorunları nedeni ile inandırıcılık krizi yaşıyor. Buna karşılık Türk medyası artık bir varlık yokluk noktasına gelmiş durumda. Son kriz, halkı asgari bilgilendiren bir medyanın ortadan kalktığını gösterdi. Medya kuruluşlarının yüzde 90’ı bir propaganda bültenine dönüşmüş durumda. İşte bu nedenle Erdoğan da sesini dünyaya duyurabilmek için geçmişte ağır sözler ettiği ve Türkiye düşmanlığı ile özdeşleştirdiği bir Amerikan gazetesinde makale yazmayı tercih etti.

Trump’ı eleştiriyorlar

Erdoğan’ın makale yazmayı tercih ettiği New York Times, Trump’a karşı eleştirel tutumuyla biliniyor. New York Times’ın yayıncısı Berker, Trump ile bir görüşme yapmış ve gazetecilere halk düşmanı demeyi bırakmasını istemişti. Trump’ın Türkiye krizinde attığı adımlar da Türk medyasının aksine kendi yönetimine karşı suskunluğa girmeyen Amerikan medyasında sık sık eleştiriliyor. Öyle ki, Anadolu Ajansı (AA) ABD medyasındaki bu eleştirilere ilişkin haberleri servis ediyor. AA son olarak servis ettiği haberde Trump’ın Türkiye’ye ilişkin ek vergi uygulamalarını eleştiren ABD medya kuruluşlarının haberlerinden alıntılar yapmıştı. Habere göre, CNN, Trump’ın ek vergi kararının ulusal güvenlik ile ilgili izahın yapılamadığı eleştirisi yaparken, Washington Post, bu kararın ilişkileri olumsuz etkilemekten başka bir işe yaramayacağını yazdı. Benzer haberlerin ana akım Türk medyasında yayımlanmasının artık imkânsız olması bir yana, Trump’ın Erdoğan yönetimini suçlayan bir makalesinin herhangi bir Türk gazetesinde yayımlanması halinde o gazetenin başına geleceklerini bir düşünün... İktidar temsilcileri, medyası ve troller tarafından vatana ihanetten casusluğa pek çok iftiraya muhatap kalırdı. 

Dur, sadece dur!

New York Times, Trump’un basın düşmanı tweet’leriyle ilgili sadece üç kelimelik bir başyazı yayımlamıştı: “Stop, just stop!” Şimdi ülkenin geleceği (bekası) için haber alma hakkı elinden alınan toplumun ve gazetecilerin basın üzerindeki baskılara karşı burada da aynı şeyi söylemesi gerekiyor: Dur, sadece dur!