Fransa için 4 kritik soru... Şimdi ne olacak?

Paris saldırısının ardından, Avrupa’da mülteci politikaları ve Suriye politikası değişir mi ve Fransa’nın siyaseti ne yönde değişecek soruları yanıt bekliyor.

15 Kasım 2015 Pazar, 05:46

1 Avrupa’da terör tehtidi nasıl olacak?

Paris saldırılarının ardından Britanya’nın The Times gazetesine konuşan Batılı istihbarat kaynakları, saldırıları düzenleyenler arasında Avrupa’da doğup büyüyen militanların bulunduğu şüphesini dile getirdi. IŞİD’in yükselişinden beri Suriye ve Irak’taki çatışmalara 30’dan fazla ülkeden on binlerce kişi katıldı. Cihatçı saflarında Avrupa’nın hemen her ülkesinden temsilci var. Britanya’dan en az 700 kişi gitti, bunların yarısı geri döndü; bu rakamlar Fransa için yaklaşık iki katı. Dün Avusturya Anayasayı Koruma ve Terörle Mücadele Dairesi (BVT) Başkanı Peter Grindling, ülkede 250 silahlı cihatçı olduğunu bildiklerini söyleyip “Bu nedenle Avusturya’da her an Paris’tekinin benzeri saldırıların yaşanabileceği gerçeğini göz ardı edemeyiz” dedi.

Suriye, Irak gibi çatışma bölgelerinde eğitilen, kendi ülkelerinde kolaylıkla silah edinebilen militanların artık Batı güvenliğine en vahim tehdidi oluşturduğunu belirten istihbaratçılar, Avrupa’nın kalbi olan Paris’te eşzamanlı olarak pek çok yerde birden saldırı düzenleme becerisi elde ettiklerinin ortaya çıkmasının Batılı terörle mücadele birimlerini alarma geçirdiğini aktardı. Kaidecilerin 4 uçakla ABD’nin simgeleri olan İkiz Kuleler ve Pentagon’u vurup Beyaz Saray’ı gözlerine kestirdikleri 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası gelinen noktada, tüm yönlerden birden saldırı düzenlemenin çok tehlikeli bir savaş manevrası olduğu vurgulandı. Paris saldırısının bu yönü 2008’de Hindistan’ın Mumbai kentindeki saldırıya benzetiliyor. 12 farklı yerden saldıran 10 militan 166 kişiyi öldürmüş, 300’ünü yaralamıştı. Sorumluluğu Pakistan’daki Kaide bağlantılı Leşkeri Tayyibe üstlenmişti. 2013’te Somali’deki Şebab örgütü Kenya’nın başkenti Nairobi’de Westgate alışveriş merkezi hedef alsa da, saldırganlar pek çok yönden birden giriş yapıp ateş açmış, 67 kişiyi öldürüp 175’ini yaralamıştı.

2 Suriye politikası değişir mi?

Suriye ile bağlantılı Paris saldırıları ?Fransa ve diğer Batılı ülkelerin Suriye politikasının değişip değişmeyeceği sorusunu beraberinde getirdi. Suriye savaşına Esad yönetiminin safında müdahil olan Rusya, bir kez daha IŞİD, Nusra ve diğer cihatçılara karşı hep birlikte savaşma çağrısıyla devreye girdi. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’a telgraf göndererek başsağlığı dileyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, terörle etkin mücadele için uluslararası toplumdaki tüm çabaların birleştirilmesi gerektiğinin açık şekilde görüldüğünü belirtti. Paris’teki trajedinin terörizmin barbar yüzünün bir göstergesi olduğunu, bunun insanlık medeniyetini tehdit ettiğini vurgulayan Rus lider, saldırıları azmettirenlerin ve gerçekleştirenlerin hak ettikleri cezayı alacaklarına inandığını, soruşturmaya her türlü yardımı sunmaya hazır olduklarını söyledi.

Suriye krizine siyasi çözüm bulunması amacıyla düzenlenen 3. Viyana görüşmelerinde ABD’li mevkidaşı John Kerry ile kafa kafaya veren Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov “IŞİD ve Nusra’nın yenilgiye uğratılması amacıyla daha fazla çaba sarf edilmemesini haklı gösterecek hiçbir sebep yok” dedi. Viyana’da bulunan Fransız mevkidaşı Laurent Fabius da “İçinde bulunulan şartlarda terörle uluslararası mücadelenin koordine edilmesi her zamankinden daha gerekli. Viyana’nın amaçlarından biri IŞİD’le mücadelede uluslararası koordinasyonu daha da artırmak” diye konuştu.

3 Mülteci politikası değişir mi?

Türkiye üzerinden akan Suriyeli sığınmacı selini önce göğüslemeye sonra geri püskürtmeye uğraşan Avrupa Birliği açısından Suriye bağlantılı Paris saldırıları karmaşayı daha da artırdı. Paris katliamının sığınmacılar için yeni bir kötü haber oluşturduğunun ilk işareti Polonya’dan geldi. Sığınmacılara tepki olarak aşırı sağcı milliyetçilerin seçim zaferi kazandığı Polonya, Paris katliamının ardından Avrupa Birliği’nin ‘sığınmacı kabul kotası’nı uygulamayacağını açıkladı. Polonya’nın Avrupa İlişkileri Bakanı olarak atanan Konrad Szymanski, sağ görüşlü “Polityce.pl” portalına, “Yeni hükümet, AB’nin mültecilerin dağıtılması planında Polonya’nın kabul ettiği paya ilişkin taahhüdü kabul etmiyor. Paris’teki trajik eylemlerin ardından, bunu uygulamaya geçirmek için siyasi imkân göremiyoruz” dedi. Szymanski, geçen ayki seçimleri kazanan aşırı muhafazakâr Adalet ve Hukuk Partisi tarafından oluşturulan hükümet kapsamında bugün görevine başlayacak. Oysa eylül ayında Polonya, Visegrad grubundan ortakları Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’dan ayrılıp kota planına destek vermişti.

4 Fransa iç siyaseti etkilenir mi?

Paris saldırıları sonrası Avrupa çapında aşırı sağın yükselişi kaçınılmaz görünüyor. Fransa’da Sosyalist Partili Cumhurbaşkanı François Hollande’a halk desteği dibe vururken gelecek ayki yerel seçimlerde Marine Le Pen liderliğindeki aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin (FN) büyük kazanım elde etmesi bekleniyor. İki vekili olan ve 12 belediyeyi yöneten FN’nin Nord-Pasde- Calais-Picardie bölgesini kazanması Calais mülteci kampının sakinleri için felaket olur. Bu FN için 1972’de kurulmasından beri en büyük seçim başarısı anlamına gelir. Dün Marine Le Pen “İslamcılıkla bağlantısı olan ülkeler Fransa’nın düşmanıdır. İslamcı köktendinciliğin kökü kazınmalı. İslamcı örgütler yasaklanmalı, radikal camiler kapatılmalı, nefret vaaz edenler kadar ülkemizde işi olmayan göçmenler de sınırdışı edilmelidiye tweetleyerek yangını körükledi. Le Pen “Fransa vatandaşları kendi ülkelerinde tehdit altında. Fransa’nın sınırlarının kontrolünü tümüyle eline alması esastır” diye ekledi. Aşırı sağcı İsveç Demokratları, Danimarka Halk Partisi, Almanya’da İslam karşıtı PEGIDA hareketi ve göçmen karşıtı AfD partisi yükselişte. Aynı zaman AB karşıtı olan bu partilerin iktidar ihtimali, sığınmacılar yüzünden Schengen vizesiz bölge politikasını uygulayamayan AB’yi dağılma noktasına getirebilir.