Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mahkemenin 'mutlak butlan' kararıyla CHP yönetimine Kemal Kılıçdaroğlu'nun atanmasının ardından ilk kez Halk TV'nin canlı yayınına konuk oldu.
Halk TV’de soruları yanıtlıyorum. https://t.co/Sg3yvcK06u
— Özgür Özel (@eczozgurozel) June 11, 2026
Özel'in konuşmalarından satır başları şu şekilde:
"Bizim suçumuz; Adalet ve Kalkınma Partisi'ni 24 yıl sonra yenmiş olmak. Birinci suçumuz bu. Ve kendi kendimize işlediğimiz suç da partiyi 47 yıl sonra birinci parti yapmış olmak.
Ben bunu kurultayda söylemiştim. Kurultayda dedim ki; "Eğer Bülent Ecevit gibi, ikisi yerel ikisi genel 70'li yıllarda girdiği 4 seçimden de bu partiyi birinci çıkardı, yerel olsun genel olsun, eğer partiyi birinci yapmazsam ertesi gün kongreye götürececeğim ve aday olmayacağım" demiştim. Biliyorsunuz partimiz 13 kez seçim kaybetmemize rağmen hiçbir seçimden sonra bir kurultayla güven tazelememiş, özeleştiri yapmamış ve bu konuda sert eleştirilere muhatap olan bir partiyken ben bu sözleri söylediğimde büyük bir duygusal kopuş vardı seçmenle aramızda. Çünkü Cumhuriyet'in 100. yıl seçimini kaybetmiştik. Kesin kazanmamız gereken bir seçimi kaybetmiştik ve kendi hatalarımız yüzünden kaybetmiştik.
Seçmen diyordu ki "Daha da sandığa gitmeyeceğim." Onu bırakın emekli öğretmenler öğretmenevine çıkmıyordu yani. Gençler partiye gelmiyordu, yolda birbirini görmeden geçiyordu yan yana Cumhuriyet Halk Partililer. Başlar o kadar öne eğikti.
O süreçte biz dedik ki bir değişim yapacağız, "CHP değişirse Türkiye değişecek" dedik. Değişim kurultayına gittik ve sıraladık neler yapacağımızı. Çok uzatmayacağım, ne dediysek de yaptık. Sizin yayınlarınızda ne anlattıysak; gençler dedik, kadınlar dedik, bilime güvenmek dedik, ölçme değerlendirme dedik, dijital demokratik katılım dedik, ön seçim dedik, yeni tüzük dedik, yeni program dedik, kadınlara alan dedik ve işte tüzüğümüzle birlikte kadın kotasını yüzde 50'ye, eşit temsile 3. kurultayda gelecek dedik. Ne dediysek yaptık.
Sevgili Muharrem İnce'nin bir sözü vardı. 'Atatürk kalkıp gelse bu delegeyle seçimi kazanamaz' demişti. Öyle bir delege desteği vardı, ne oldu? Dedim ki komşusu ikna edecek, berberi ikna edecek, kızı ikna edecek. Kurultay salonunu hatırlıyorsunuz. Solda yukarıdan bir yerden 'Delege sokağın sesini dinle' diye bir slogan atıldı ve gün boyu susmadı o slogan.
Ben o sırada, daha konuşmama da vakit var ama yavaş yavaş yaklaşıyor... Şöyle solda yukarıda bir yerden "Delege sokağın sesini dinle" diye bir slogan duydum. Fırr diye bütün salonu sardı ve gün boyu susmadı o slogan. Siz oradaydınız... Hep birlikte orada salondaki işte 8 bin kişi, 10 bin kişi delegeye "Delege sokağın sesini dinle" diye diye kendi sesini duyurdu.
Şimdi o delege, Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir siyasi partinin genel başkanını seçimle değiştirebildi. Ve o değişimin sonucunda biz göreve geldik. O değişimde ne vadettiysek yaparak ve doğru bir yöntemle; hep anlattım, 255 bin anketle aday belirleyip 355 bin anketle adayları sahada takip ederek... O zamanlar dalga geçenler olmuştu "Yapay zekadan yararlanarak belli yöntemlerde, millet işte yapay zekanın adayları mı var?" Yok. Anketi dinliyor yapay zeka; eğer orada bir yalan, hile hurda varsa durduruyor anketi, onu söylemiştik o zaman.
Bütün olanaklardan... Partinin seçim müziği rastgele birine verilerek yaptırılmadı. Tarif edildi nasıl bir müzik istediğimiz. 18 firma geldi, konkur verdi. Onlara ilk önce brifing verildi, geldi konkur verdi. Seçici heyet 6'ya, 4'e indirdi. MYK'nın da katıldığı bir şekilde karar verildi. Aklınıza gelecek partinin reklam filmleri... Tamamı en profesyonel şekilde hazırlandı, hep izlediniz ve hep odak gruplar tarafından kararlaştırıldı. Yapılıp da yayınlanmayan filmimiz var. Bütün filmlere "Eğer yayınlarsak tam parasını, yayınlamazsak maliyetini veririz" dedik.
Tedbir kararı tüzüğü ortadan kaldırmamıştır. Tüzükte tedbir falan yok. (Müslüm Sarı'ya) Rezalet bir şekilde hukuksuz bir MYK oluşturulmuş, hukuksuz bir şekilde çıkmış utanmadan sıkılmadan kendi arkadaşlarını AK Parti yargısının kucağına atmanın teaserını veriyor. Yazıklar olsun. Yazıklar olsun aldığım selama, birlikte içtiğim bir yudum çaya. Haram zıkkım olsun!
TGRT ekranlarında aylarca basın mensuplarına sarı zarf veriliyor iftirası atıldı. Bugün tutmuşlar bir gazeteciye utanmadan sarı zarf veriyor diyorlar. O rezil adamı herkes kınıyor ama, o kişi parti sözcüsünün Whatsapp grubunu kuran kişi. Senin danışmanın o, adı belli, sanı belli, senin Whatsapp grubunu açan kişi o.
Faik Öztrak 'Meclis kurulmadan biz buradaydık, üstümüze meclis kuruldu' diyor. 'Özgür Özel kim ki bir bahçıvanın torunu, emekli öğretmen çocuğundan Genel Başkan mı olur' diyor. Faik Bey'in yukarıdan bakan o kibirli bakışı var ya, milletin bana evladı gibi bakması o kibirli bakışın telafisidir. O bizi küçük gören, hakettiğimiz değeri biçen o Faik Bey'in anlatıp ikna edemedikleri biz ikna ederek partiyi birinci yaptık. Faik Bey gelsin Tekirdağ'da sokakta yürüyelim.
KILIÇDAROĞLU'NUN 'OSMANLI' AÇIKLAMASI: 'GERÇEKTEN ÇOK ÜZÜLEREK DİNLEDİM'
İktidarın diliyle uyumlanıp iktidarın yargısının verdiği desteğin sürmesi... Yarın öbür gün işte iktidarın orada çizilen... Ya bir kere biz "Yurtta Barış, Dünyada Barış" demiş, komşusunun bir karış toprağında gözü olmayan ama toprağımıza göz koyanın da gözünü oyacak kadar kararlı olan bir Gazi Mustafa Kemal Atatürk anlayışındayız. Misak-ı Milli sınırlarımız var bizim ve biz Rusya'yla Soğuk Savaş sırasında komşu olmuş, Batı ittifakının parçası olmuş ve doğru bir denge politikasıyla Türkiye'yi doğru yerde tutmuş, İkinci Dünya Savaşı'nın dışında tutmuş, Soğuk Savaş döneminde doğru pozisyonlanmayla sürdürebilmiş, NATO'nun en güçlü ikinci ülkesinin sahibi; Suriye'nin, Irak'ın, Ermenistan'ın aynı anda sınır komşusu olan bir ülkeyiz ve bu ülkenin dış politikasının maceracı olmaması gerektiği, barışçıl olması gerektiği, dünyadaki denklemleri doğru analiz etmesi ama başkasının planının parçası olmaması gerektiğini biliyoruz.
Şimdi o Trump'ın düzdüğü methiyeler ya da Trump'a düzülen methiyeler... Barack'ın bize verdiği yani "Erdoğan'ın da olmayanı biz ona vereceğiz, bizim Trump akıllı adam, meşruiyet verecek, Türkiye'de meşruiyeti yok, Amerika'dan meşruiyet vereceğiz ama her şeyi alacağız" yaklaşımı ve sonrasında da işte o Neo-Osmanlıcılık, onun dediği merhametli monarşi, burada demokrasi çok... Bu cümlelerle uyumlanmayı gerçekten çok üzülerek dinledim. Ama şöyle yorumlamak isterim yine de; şu anda bize karşı AK Parti yargı kollarının husumeti, saldırısı, ki onlar için de bir tehdit olduğumuzu bildikleri için de en acımasız, en aksız bir şekilde ve en hukuksuz bir şekilde üstümüze geliyorlar, saldırmaya devam edeceklerine bir şüphem yok ve onları hem cesaretimizle hem de böyle boyun eğmeyen tutumumuzla kahretmeye de devam edeceğiz, ama şu kadarını söyleyeyim: Oralardan medet uman ve o dile uyumlanan parti içindeki bu mücadeleyle ilgili iktidar desteğini sağlamaya çalışan bir teşebbüs olarak görmeyi, diğer tarif ettiğiniz gibi görmeye tercih ederim. Varsın olan yine bana olsun ama Cumhuriyet'in kurucu partisi için onu duymamış olalım yani. Daha ne diyeyim bunun üzerine, diyemeyeceğim.
PARTİDEN AYRILACAKLAR MI?
Bahsedilen Tayyip Bey'inki gibi bir apartmanın en üst katında kurduğu partiden söz etmiyoruz. Bahsettiğimiz partinin ilk kongresi Sivas Kongresi kabul edilen bir parti. Bu parti kolay kolay terk edilecek, bırakılacak bir parti değil. Bize karşı yapılanlar Türkiye'de bir seçim sistemi var. Tüm dünyadaki gibi itiraz ve kesinleşme üzerine kurulu. 3 yıl önce yapılmış kurultayı yok sayıp 6 yıl öncesine ışınlayan ve geçen yıl zamanı geldiği için tekrar örgütlenip yapılan kurultayı da yok sayan bir istinaf kararı var. Bunun hiçbir meşruluğu yok. Kendisine verilen talimatla tedbir kararı alarak işi çözümsüz bir noktaya getiriyorlar. Buradakiler de bunlardan bulduğu yüzle 'kurultay yapmayacağız' diyerek, bizi partiyi bırakıp gitmeye zorluyorlar sözüm ona. Siz bu partide seçimde yenilmişsiniz, sonra dönüp hiçbir girişimde bulunmamışsınız, siz 1 Nisancı olarak anılıyorsunuz.
Ferdi yoğun bakımdayken Ferdi hakkında karikatür çizenler çikolata dağıtıyorlar Genel Merkez'de. Bu partinin pırıl pırıl evlatlarına öldükten sonra iftira atılmasına, iftira atanlarla kol kola girilmesine üzülüyorum. Bu yüzden de biz Atatürk'ün emanetini TGRT'cilere bırakamayız, onların iftiralarını meşrulaştıranlara bırakamayız.
"TGRT'YE TESLİM OLANLAR MI AKP'Yİ YENECEK?"
Tarihin en büyük saldırısında partimi yüzde 36 oyla ayakta tutup bugüne getirmişiz. Partinin yönetimine AKP yargı kolları tarafından atananlar bu partiye pis diyorlar, arınacağız diyorlar, arkadaşlarımıza hırsız diyorlar. Bu yapılanlar ve söylenenler, bir siyasi partide ikbal için yapıyorsanız, parti CHP olmasa ve gençlerin umudu buna bağlı olmasa 'alın, lanet olsun, sizin olsun' diyesi geliyor insanın. Ama bırakamayız. TGRT'ye teslim olanlar mı AKP'yi yenecek? Biz bunu bıraktığımızda birisi bununla AKP'ye mücadele edecek olsa neyse. Bu oyunu bozmak durumundayız."
