Hoş geldin ‘Sayın Muhbir Vatandaş’

Hepimiz dehşet verici COV-19 salgınıyla meşgul olduğumuzdan (olayı ne kadar kavradığımızdan da tam emin değilim) birçok haber arada kaynayıp gidiyor. Geçen hafta gazetelerde yayımlanan MİT’e başvuruların rekor düzeyde arttığı haberi de bunlardan biriydi.

24 Mart 2020 Salı, 16:56

Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan yapılan resmi açıklamaya göre geçen yıl örgütün resmi internet sitesini ziyaret edenlerin sayısı 1 milyon 85 bin 11’e ulaşmış. Bunlar arasında örgütte görev almak isteyenler, çeşitli sorularına yanıt bekleyenler olduğu gibi, “yardımcı olmak” isteyenlerin, yani muhbirliğe aday olanların sayısı da geçen yıl 40 bine varmış. Yetkililer bunun bir rekor olduğunu belirtiyorlar.

Toplumumuzda muhbirliğin baş tacı edildiği dönemlerin başında “muhbirler”in Ulu Hakanı Sultan Abdülhamit devri gelir.

Abdülhamit döneminde son derecede yaygınlaşan “muhbirlik”, sonra da karanlık dönemlerde yoğunluğu artarak sürmüştür.

***

Arapça haber kökünden gelen muhbir, haber veren anlamını taşır, sözcük başlangıçta, hakaret içeren aşağılayıcı bir anlam içermezdi.

Nitekim bir zamanlar Osmanlı basınında muhbirler kullanılmıştır. Haber veren kişiler olan muhbirler, okuma yazmaları kuvvetli olmadığından haberi yazamazlardı. Babıâli’nin kıraathanelerinde (mesela Meserret’te) onu kaleme alacak olan muhabire anlatırlardı. Muhbirlik resmen gazeteciliğin bir parçasıydı. Her ceridenin, her muhabirin “muhbir”leri vardı. Saraya çalışan öbür tür devlet muhbirleri ve hafiyeler yüzünden ocakların söndüğü Abdülhamit döneminde, bir sürü uydurmayı da içeren ihbarcılık öylesine nefret edici bir hal almıştı ki artık “muhbir” sözü hakaret sayılır olmuştu. Çok partili dönemin ilk cendere operasyonu niteliği taşıyan 12 Mart yönetimi, her yerde anarşist arayan paranoyasıyla, muhbirlik kurumunu yeniden ihya etmiş, radyo ve televizyonlar aracılığıyla bir de başına “sayın” sözcüğü ekleyerek saygınlaştırdığı “Sayın Muhbir Vatandaşları” göreve davet etmişti. Böylelikle Sayın Muhbir Vatandaş (SMV) virüsü 12 Mart yönetiminin siyasi yaşamımıza hediyesi olarak kalmıştır.

12 Mart’ta, 12 Eylül’de ve daha sonrasında da Sayın Muhbir Vatandaş “SMV” virüsü ocaklar yıkmaya devam etmiştir.

MİT’e yapılan rekor sayıdaki muhbirlik başvurusu haberini, zaten hiçbir zaman tam olarak kapanmamış olan Sayın Muhbir Vatandaş virüsü salgının, geri dönüşü olarak yorumlamak yanlış olmaz.

Daha ne kadar süreceği, ne zaman pik noktasına erişeceği belli olmayan COV19’dan sonra, şimdiki baskı dönemimizin salgını SMV virüsüyle de teşerrüf etmiş bulunuyoruz. Kendilerini, salgın oldukları dönemlerde de çok açık görüldüğü üzere son derecede yıkıcı olan etkilerine uygun bir ciddiyetle karşılamamız gerek.

- Hoş geldin Sayın Muhbir Vatandaş -SMV- virüsü

Geçmiş deneyimlerimizin de gösterdiği SMV salgını dorukta olduğu dönemlerde çok yıkıma neden olmuştur.

***

Geçmiş tecrübeler, SMV virüsüne karşı en etkili tedbirin açıklık ve demokrasi olduğunu ortaya koymuştur.

Yalnız Türkiye’nin geçmişte yaşadıklarının gösterdiği gerçek şudur ki, açıklık ve demokrasi panzehiri ülkemizde kalıcı olamamakta, kısa sürede etkinliğini yitirmektedir.

Bu durumda yeni panzehirler aramak yerine, şeffaflık ve demokrasi panzehirinin, etkisini kalıcı kılacak şekilde sosyal bünyeyi güçlendirecek yan önlemleri de uygulamak en doğru yol olacaktır.

Hadi bakalım COV-19 dan sonra bir de SMV virüsümüz oldu.

Kolay gelsin!

BİLMECE: COV- 19 testi pozitif çıkan Almanya Başbakanı Angela Merkel karantinaya alınmış. Ya diktatörün COV- 19 testi pozitif çıksaydı ne olurdu?

Ne olacak, diktatör dışında bütün ülke karantinaya alınırdı!