Kapat
A+ A-

Kıbrıs, mafya ve siyaset

Sibel Köklü, üçüncü romanı “Aşka Vakit Yok”la bizi bu kez Kıbrıs’a götürüyor. Kumarhane cenneti olarak bilinen adada, bizi illegal ilişkiler ağıyla örülü bir polisiyeye sürüklüyor. Labirent Yayınları’ndan çıkan Aşka Vakit Yok, günümüz medyasında yaşananlara da sıkça atıfta bulunuyor.
Yayınlanma tarihi: 22 Haziran 2014 Pazar, 14:05

[Haber görseli]“Aşka Vakit Yok”, yazar Sibel Köklü’nün üçüncü romanı. Bir kez daha gazeteci Rüya Keskin karakteri eşliğinde, maceraya sürüklüyor okurları. Bu kez durağımız Kıbrıs. Köklü, bu güzel adayı, “ideal bir suç mekânı” olarak tanımlıyor. Hikâye, Köklü’nün hayatından izlerde taşıyor...

- Öncelikle hikâyenin oldukça sıra dışı bir kurgusu olduğunu görüyoruz. Bu kurguyu ortaya çıkarmak ve karakterleri hikâyeyle bütünleştirme süreciniz nasıldı?

- Aslında uzun bir süreç oldu. Hikâyeye başlamam ve tamamlamam arasında yaklaşık üç yıl var. Ancak geçen yıl Gezi sürecinde toplum ciddi bir alt-üst oluşyaşarken, gencecik insanlar ölürken, “ben de kitap yazdım, bakın” diye ortaya çıkmak istemedim. Ayıp bir şey gibi geldi. Bir yıl kadar bekledim.  Kitabın kurgusu gerçek hayattan gözlemleyerek oluştu diyebilirim. Benim karakterlerim daha çok tanıdığımız, bildiğimiz, gerçek insanlar. Bu gerçek insanlarla bir kurgu içinde yeni bir dünyada buluşmak hoşuma gidiyor. Ama gerçek dünya çok acımasız. Kurgu da olsa insan roman yazarken gerçekleri aşmakta zorlanıyor. Aslında daha sert yazmak, hayatın içindeki o bitmez tükenmez kötülüğü daha net bir şekilde anlatmak istiyorum. Kadın yazar naifliğinden kurtulmak, erkek polisiye yazarları kadar şiddetle cinayet kurgulamak ve gerçek hayatın adaletsizliğini ve suçun çarpıcılığını göstermek gerekiyor.

- Rüya Keskin, yaşamdaki varoluş şekliyle oldukça güncel bir karakter siz onu nasıl anlatırsınız? Sizin için çekici olan yönleri neler?

- Çekici olan yanı gazetecilik yapması. Heyecanlı bir hayatı var. Rüya Keskin’in maceraları Türkiye’nin ilk yerli kadın polisiye kahramanının hikâyesi  aslında. Kimsenin aklına gelmeyen yöntemlerle ipucu peşinde koşan Rüya Keskin, bir gazetenin polis muhabiri. Haber peşinde koşarken, birtakım olayları çözebilmek amacıyla karmaşık ilişkilerin içine giriyor ve aynı zamanda özel hayatı da karmakarışık bir hal alıyor. Erkeklerin egemen olduğu medya dünyasında bir kadın gazetecinin ayakta kalma savaşı çok klasik bir hikâye gibi görünse de, bu hikâyenin kahramanlarının tamamen bizden olması, bildiğimiz insanları, bildiğimiz hayatları bize başka bir gözle anlatması Rüya Keskin’i farklı kılıyor. Medya dünyasındaki kıskançlıklar, ikiyüzlü ilişkiler, yükselmek için dişiliğini kullanan kadınlar, rekabet eden gazete şefleri, iktidarını kaybetmemek için her türlü yola sapan adamlar, dışarıdan ışıltılı görünen ama içine girdikçe bir kâbusa dönüşen casinolar, haber peşinde koşan bir kadın gazeteci ve kaçınılmaz son, aşk... Ama her maceranın sonu mutlu bitmiyor, Rüya yine evine kedisi Derviş’in yanına yalnız dönüyor.

- Kıbrıs, kumarhane ve siyaset üçgeninde geçen olayların ilham kaynağı nedir? Birhaber mi yoksa oraya yaptığınız ziyaret mi?

- Kıbrıs, hem iş hem de tatil için çok sık gittiğim ve iyi bildiğim bir yer. Rüya Keskin’in üçüncü macerasını yazarken, bazı çevrelerce neredeyse kumar adası olarak görünen Kıbrıs’ın ideal bir suç cenneti olabileceğini düşündüm. Zaten bununla ilgili yeterince örnek vardı. Kitapta adı geçen Musa, benim liseden arkadaşımdı ve gerçekten Kıbrıs’ta öldürüldü. İki kumarhane çalışanları arasında çıkan silahlı kavgada vurularak hayatını kaybetti. O zaman  gazetelere de haber olan bu olay, Musa’nın asker geçmişi nedeniyle dikkat çekmiş, adı Ergenekoncuya çıkan bazı kişilerle ilişkisinden dolayı  eleştirilmişti. Ne olursa olsun, benim için önemli olan olayın insani boyutudur. Doğru veya yanlış birtakım ilişkilerin içine girmiş insanları yargılamaya değil anlamaya çalışmamız gerekiyor. Bu da benim için arkadaşını aklama değil, olaylara başka bir taraftan bakabilme gerçeğidir. Suç bazı insanlar için bir yaşam biçimidir. Suçla mücadele de öyle. Kimi zaman suçla mücadele ettiğini düşünen insanlar, çok ince bir çizgiyi aşarak farkına varmadan karşı tarafa geçebilir.

- Aşka Vakit Yok’ta okuyucu, günümüzde hayatta yaşananlara dair ne bulabilir?

- Rüya Keskin’in maceralarında aslında bir medya eleştirisi de var. Hem medyanın içinden geliyor, hem de medyaya eleştirel bir bakışı var. Çünkü  medya günümüzde belli sermaye gruplarının elinde. Dolayısıyla gazetecilik biraz ticari bir mesele haline geldi. Her grubun kendi özel hassasiyetleri, belli çevrelerle veya kişilerle yakınlıkları var. Dolayısıyla haber yaparken çalıştığınız kuruma yakın kaynaklar aleyhinde yazmamaya özen göstermeniz isteniyor. Bu da ister istemez bir otokontrol ve sansürü beraberinde getiriyor. Siz bunu yapmazsanız zaten haber bir şekilde yayınlanmıyor. Üst kademelerden geri dönüyor. Rüya Keskin de bu sıkıntıları yaşıyor, bir haber yazıyor ama kendi şefi ile birlikte bu haberin gazeteye girip girmeyeceği  endişesini taşıyor. ‘Gerekirse yeni bir iş ararız’ noktasına geliyorlar. Bugün yaşananlar maalesef bunları da çok aşan şeyler. Direk olarak haberlere  müdahale ediliyor, gazeteciler, köşe yazarları işten atılıyor. Bütün bunlar gazetecilerin de radikalleşmesini ve olaylara daha farklı bir gözle bakmasını  getiriyor. Bütün bu olanlar polisiye yazarlarını ve yeni maceraları da etkileyecektir şüphesiz. Yaşadığımız bu yeni dönemin hikâyesi de yazılacaktır.

Cumhuriyet İMECESİ