Kapat
A+ A-

‘Namuslu kalmak ve gerekirse ölmek’

Hans Fallada’nın yazdığı, Nesrin Kazankaya’nın sahneye uyarladığı, yönettiği ve oynadığı “Herkes Tek Başına Ölür” yeni mevsimde seyirciyle buluşacak. Fallada 899 sayfalık romanı manik bir ruh haliyle dört haftada, el yazısıyla yazmış. Romanın tanıtım cümlesinde ise şu cümleler yer alıyor: “Hem acıları hem de insan varlığının yüceliğini anlatan bir kitap: Namuslu kalmak ya da ölmek mi? Hayır, hem n
Yayınlanma tarihi: 09 Eylül 2018 Pazar, 22:48

[Haber görseli]

Kapıdan içeri girince yeni dekor kokusu, benim çok özlediğim sahnenin tozuyla birleşmiş. İçeride hummalı bir çalışma. Bir tarafta oyunun dramaturgu Şafak Eruyar, diğer tarafta yönetmen Nesrin Kazankaya...

Kazankaya, Alman yazar Hans Fallada’nın “ Herkes Tek Başına Ölür” adlı romanını tiyatroya uyarlıyor,yönetiyor ve oynuyor.

Yeni tiyatrolarında uzun süredir çalışan Tiyatro Pera ekibi yeni sezona her zaman ki gibi iddalı giriyor. Hiç durmadan çalışan, üreten ve tiyatroya yeni yapıtlar kazandıran Kazankaya, “Bir yıl aradan sonra artık eskisi gibi kalıcı bir tiyatromuz var. Blackout Sahnesi, Tiyatro Pera’nın yeni mekanı. Temmuz başında girdik binaya ve bir yandan geniş kadrolu bir oyunun provaları, bir yandan da sahne tadilat çalışmaları sürüyor. Biraz zorlanıyoruz ama heyecan ve sevinçle göğüslüyoruz bu süreci. Sezonu yeni bir oyunla ve özenle hazırladığımız yeni tiyatromuzla açacağız” diyor.
Türkiye’de ilk kez sahnede...

[Haber görseli]Herkes Tek Başına Ölür ” adlı roman, Türkiye’de ilk kez uyarlanıp sahneleniyor. Dünyada pek çok kez tiyatro oyunu olarak uyarlanmış ve sinemaya aktarılmış. 1940’larda Berlin’de, sıradan bir işçi karı kocanın, Nazi yönetimine karşı yürüttükleri olağandışı, alışılmadık direnişleri ve sıradan insanların faşizm baskısı altındaki yaşamları anlatılıyor. Tek oğullarını savaşta kaybeden bir işçi karı koca, 200’den fazla el yazısıyla yazılmış Nazi karşıtı kartpostal ve mektupları, kapı önlerine, bina merdivenlerine bırakmak gibi basit bir yöntemle, faşist Nazi rejiminin dev gibi sistemine karşı savaş açarlar. Fallada’nın  yazdığı gibi: “Fare fille savaşıyor!”

Yazar gerçek bir olaydan yola çıkarak kendi öyküsünü yaratmış diyen Kazankaya, “Oyun yalnızca bu karı koca ekseninde gelişmiyor, son derece etkin figürlerle bir dönem anlatılıyor. Ve bu dönem günümüzde de, tarih içinde de pek çok kez karşımıza çıkan bir olgu: Faşizmin despotlukla, eğitimle, propagandayla ve göz boyayarak toplumu derin bir aymazlığa sürüklemesi. Oyunda vurguladığım gibi, korkular içinde yönetilen, savaşın içinde giderek yoksullaşan Berlin halkı, muhbirler, gammazcılar, serseriler, kumarbazlar, dolandırıcılardan oluşan bir fare ordusu gibi başkenti istila ediyor. Ahlaki çöküş, manevi değerlerin yok oluşu had safhada. Çocuk yaştan itibaren gençleri örgütleyip beyinlerini yıkayarak yeni bir toplum oluşturuluyor. Sahnelemede bir çocuk korosu kullanarak bunu da vurgulamak istedim” diyor.

Herkes Tek Başına Ölür”, yurt dışına iltica etmemiş bir yazar tarafından, hayranlık uyandıran bir cesaretle yazılan, Almanya’daki ilk direniş romanı. Fallada 899 sayfalık romanını, manik bir ruh haliyle dört haftada, el yazısıyla yazmış. Yazarın öldüğü yıl olan 1946’da basılmış romanın tanıtım cümlesini ise paylaşmak isterim: “Hem acıları hem de insan varlığının yüceliğini anlatan bir kitap: Namuslu kalmak ya da ölmek mi? Hayır, hem namuslu kalmak hem de gerekirse ölmek.”

Sıradan insanlar

Kazankaya’ya neden Fallada ve neden “ Herkes Tek Başına Ölür” diye soruyorum: Kazankaya, “Anlatılan figürler kahramanlar değil, tüm zaafları, korkularıyla sıradan insanlar. “ Herkes Tek Başına Ölür”, anti faşist bir öğreti romanı değil. Zamanlar ötesi büyüklüğü, Nazi döneminde, günlük yaşamı tüm rezilliği ve sefaletiyle göstermesinden kaynaklanmakta. Bütün eserlerinde sıradan küçük insanları anlatan yazarın bu romanı, ülkemizde yaşadıklarımızı da göz önüne alınca, beni son derece etkiledi ve çalışmaya karar verdim. Uzun bir romanı iki saatlik seyirlik bir oyun haline getirdim” diyor.
Kostümleri her zaman olduğu gibi Fatma Öztürk yapıyor. “Hızla değişen, çağırışımlar içeren bir kostüm anlayışı peşindeyiz” diyor Kazankaya ve ekliyor, “Dekoru Merve Yörük’le çalışıyoruz. Binamızla bütünleşen bir dekor oluyor. Bir plato gibi. Seyircinin de içinde yer alacağı bir dünya yaratmaya çalıştık” diyor.

Her zaman olduğu gibi kadroyu Tiyatro Pera oyuncu ekibi oluşturuyor. Bir de konuk oyuncu var. Konservatuvardan Kazankaya’nın dönem arkadaşı Murat Göksu. Kazankaya, direnişçi karı kocayı Göksu ile birlikte oynuyor. Başak Meşe, Onur Atilla, Zeynep Özden, Doğan Akdoğan, Dilşah Demir, Oğuz İşçi, Mustafa Sevim ve eğitimlerini sürdüren öğrencilerden oluşan “Hitler Gençlik” korosuyla 15 kişilik bir ekibi seyredeceğiz 3 Ekim’de Tiyatro Pera’da...

(Abide-i Hürriyet Caddesi no 211 Blackout Şişli. Gişe tel: 0554 539 70 27)

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer