Kapat
A+ A-

‘Teksas Katliamı’ 40 yaşında

1974 yapımı The Texas Chainsaw Massacre (Teksas Katliamı) 40 yaşını bitirdi, korku türünün en dehşet verici filmi olmayı da sürdürüyor.
Yayınlanma tarihi: 27 Mart 2015 Cuma, 20:20

[Haber görseli]

İzleyiciyi şoke eden, İngiltere’de ahlaki panik yaratıyor gerekçesiyle yıllarca yasaklanan, Cannes Film Festivali’nde gösterilen, New York Modern Sanatlar Müzesi’nin arşivine giren, Londra Film Festivali’nin 74’ün en önemli filmi olarak adlandırdığı Teksas Katliamı, 1950’lerde ABD’nin Plainfield kasabasında aşırı dindar baskıcı annesiyle büyüyen seri katil Ed Gein’ın gerçek yaşamından esinlendi. Tobe Hooper bu düşük bütçeli ilk filmiyle sansasyonel bir çıkış yaptı. Film, Psycho’ya (Sapık/1960), Kuzuların Sessizliği’ne (1991) esin kaynağı oldu.

“İzlemek üzere olduğunuz film Sally Hardesty ve özürlü kardeşi Franklin olmak üzere 5 gencin yaşamış oldukları trajedinin öyküsüdür. Genç oluşları öyküyü daha da acımasız hale getirmiştir. yaşamları uzun sürmüş olsaydı bile o gün tanık oldukları ölçüsüz deliliği ve dehşeti bir arada görebileceklerini asla tahmin edemezler, ne de böyle bir şeyin gerçekleşmesini isterlerdi. O gün yaşananlar Amerikan tarihindeki en korkunç suçlardan birinin keşfine yol açtı” cümlesiyle Tobe Hooper kült korku filminin açılışını yapar.

Teksas Katliamı’nın etkileyiciliği olayların gerçek olmasından, belgesele yakın anlatım dilinden, atmosfer yaratımı için kullanılan dolly çekimlerden, keskin kompozisyon duygusundan, dikkatli bir ayrıntı çalışmasından, seyrek flaşla aydınlatılan insan bedeni parçalarından, ses efektlerinin, müziğin başarılı kullanımından, sepya tondaki görüntülerden kaynaklanır. 18 Ağustos 1973’te Plainfield kasabasındaki bazı mezarlar açılıp cesetler çıkarılınca orta sınıftan gelen Sally arkadaşlarıyla babasının mezarını ziyarete gelir. Gençler eski mezbaha işçileri yamyam Sawyer ailesinin ellerine düşerler. 1970’lerin Yeni Amerikan Sineması’nda toplumla, dönemle alay eden taşlama filmler, geleneksel türe meydan okuyan muhalifler, eski türleri yeni tekniklerle ele alan özümseyiciler olmak üzere 3 akım vardı. Teksas Katliamı geleneksel aile değerleriyle dalga geçen bir taşlamaydı, Vietnam Savaşı ve Watergate Skandalı’ndan sonra toplumdaki düş kırıklığının yansıması, 1973’teki petrol krizinin izdüşümüydü.

Bu kült klasikten çok sayıda yeniden çevirimler gerçekleştirildi. Marcus Nispel’in 2008 tarihli başarılı yeniden çevirimi 1973’te insan avına çıkan Teksaslı polislerin katilleri, kurbanları, ne de o ürkütücü çiftlik evini bulamamalarıyla başlar. Nispel olayı 1980’lere taşır. John Luessenhop’un 3 boyutlu yorumuysa hem o kültün hayranlarını hem de genç izleyiciyi hoşnut etmek için özgün versiyona sadık kalır. İlk filme saygı duruşunda bulunan yönetmen açılış jeneriğini onun görüntüleriyle başlatır. The Texas Chainsaw Massacre: The Beginning’te (Texas Katliamı: Başlangıç, Jonathan Liebesman /2012) Thomas Hewitt’in ilk kez elektrikli testereyi nasıl kullandığına, neden maske taktığına tanık oluruz. Liebesman, iki kardeşin öyküsü üzerinden bize Leatherface’in ailesini tanıtır.

Kült klasik Teksas Katliamı, 40 yıl sonra 3 Nisan’da Türk izleyiciyle ilk kez buluşacak.

Cumhuriyet İMECESİ