Maaşlar üzerindeki haciz sürecek mi? Bu dönemde hacizli gayrimenkul satılabilir mi?

Koronavirüse karşı Resmi Gazete'de yayımlanan kararlara rağmen bu süreçten daha önce maaşlara konulan hacizlerin kaldırılmayacağı öğrenildi. Ancak mevcut durumda İcra İflas Daireleri işlem yapmayacağı için, şu anda maaşlara yeni bir haciz işlemi uygulanmayacak.

24 Mart 2020 Salı, 16:11

Koronavirüs salgını yaşamı etkilemeye devam ediyor. Koronavirüsüne karşı alınan tedbirler kapsamında, yurt genelindeki icra ve iflas takipleri Resmi Gazete'de yayınlanan karar ile 30 Nisan'a kadar durdurulmuştu.

Bu kapsamda maaşına haciz konulanlar durumlarının ne olacağını merak ediyordu. Arabulucu Avukat Cevat Kazma'ya göre, bu süreçten daha önce maaşlara konulan hacizler kaldırılmaz, işlemeye devam eder. Ancak mevcut durumda İcra İflas Daireleri işlem yapmayacağı için, şu anda maaşlara yeni bir haciz işlemi uygulanamaz. 

Ayrıca, haciz konmuş olsa bile haciz işlemlerine devam edilemez. Örneğin, gayrimenkulleri satışa çıkaramaz, araçlara yakalama kararı çıkarılamaz ve yapılmış olan icra takiplerine de yasal itiraz ve dava sürelerinin tümü durduruldu.

2019 yılının son günlerinde yaklaşık 5 milyon yurttaşa e-haciz uygulandı. Motorlu Taşıtlar Vergisi, mahkeme harç borcu, trafik cezası, Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) borcu, sigara cezası, köprü kaçak geçiş dahil hemen hemen tüm borç ve cezalar için e-haciz yapıldı.

Özellikle geçim sıkıntısı yaşayan ve maaşlarının tamamına bloke konan yurttaşlar büyük sorunlarla karşı karşıya kaldı. Bilindiği üzere e-haciz ugulamasında maaşın veya bankada bulunan paranın tamanına bloke konuyor. Bloke yüzünden yurttaşlar hiçbir ödemelerini yapamazken bu büyük sorun çeşitli platformlarda dillendirildi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, e-haciz uygulaması ile borcu olan milyonlarca kişinin banka hesaplarına el konulması ile oluşan mağduriyetlere dikkat çekmişti.

Gürer, “Esnaf, çiftçi, kredi borcu olan öğrenci borç kıskacıyla icralıktır. Emekli, engelli, işçi, memur geçim sıkıntısı içindedir. Dar gelirlerin yanında işsizler de perişandır. Bu konularla ilgili düzenlemeler yapılmalıdır” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın ekonomi kötüye gittikçe kimden ne koparırım anlayışıyla alacakların tahsilinde sınır tanımamasına tepki göstererek, “Zam üstüne zam yetmez gibi kredi, vergi ve prim borcu dolayısıyla milyonlarva kişinin banka hesaplarının bloke edildiği ifade edilmektedir, e-haciz uygulamasıyla tebliğler vatandaşa ulaşmadan varlıklarına el konulduğu belirtilmektedir. Niğde'den esnaf arıyor: "Borcumdan dolayı varlığımı bloke etmişler, varlığım borcumdan fazla, ama elimi kolumu bağladılar, diyor” demişti.

Koronavirüs günlerinde milyonyarca yurttaş gelir kaybına uğrarken şimdi de maaşlarına ve banka hesaplarına konulan bloke sorunuyla karşı karşıya... Yurttaşlar birçok platformdan seslerini duyurmak için çaba harcıyor, Cimer'e başvurularda bulunuyor. 

ÜCRETSİZ İZİN İÇİN ÇALIŞANIN İMZASI ŞART

Öte yandan Koronavirüs (Covid-19) salgınından olumsuz etkilenen bazı işletmeler, Cumhurbaşkanlığı’nın tedbir paketine rağmen çalışanlarını işten çıkarmaya ya da ücretsiz izne ayırmaya başladı. Bu süreçte işveren ve çalışanlar arasında hukuki ihtilaf doğabileceğine dikkat çeken Arabulucu Avukat Cevat Kazma, iş yerinde ücretsiz izin uygulanabilmesi için çalışanın rızasının ve yazılı onayının gerekli olduğuna dikkat çekti. Cevat Kazma, bunu kabul etmek istemeyen çalışanların iş sözleşmesini tek taraflı fesih edebileceğini ve tüm haklarını alabileceğini açıkladı.

Piyasadaki dolaşımın azalması, mevcut müşteri potansiyelinin azalması gibi durumlardan etkilenen bazı şirketler çalışanlarını işten çıkarırken, bazıları ise işten çıkarmamak için bir süreliğine ücretsiz izne ayırma seçeneğine gitmeye başladı.

Bu süreçte işveren ve çalışanlar arasında hukuki ihtilaf doğabileceğine dikkat çeken Cevat Kazma, ücretsiz izin, fesih ve diğer iş hukuku konularıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

İşyerinde ücretsiz izin uygulanabilmesi için işçinin rızasının ve yazılı onayının gerekli olduğunu ifade eden Cevat Kazma, onay olmadan ücretsiz izin verilmesi durumunda çalışanın iş sözleşmesini tek taraflı fesih edip, tüm tazminatını alabileceğini söyledi.

“Ücretsiz iznin belirli bir süresi olmalıdır.” diyen Cevat Kazma, izin süresinin ucu açık olamayacağına da dikkat çekti. Çalışanların yüksek riskli yerlere gitme konusunda imtina hakkı bulunduğunu açıklayan Cevat Kazma, “Çalışan, Koronavirüs salgını tehlikesiyle işverene bilgi vererek işi reddedebilir. Böyle bir durumda işten çıkarılsa bile, tazminatlarını talep etme hakkına sahiptir.” sözlerini kullandı.

ŞİRKETLER KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNDEN YARARLANABİLİR

Şirketlerin bu tür süreçlerde yararlanabileceği en önemli kanuni hakkının 4447 Sayılı İşşizlik Sigortası Kanunu’ndaki “kısa çalışma ödeneği” olduğunu vurgulayan Cevat Kazma, “İş yerinde kısa çalışma uygulanabilmesi için, işverenin genel ekonomik veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki çalışma süresinin önemli ölçüde azaldığı, durduğu yönünde İŞKUR’a veya varsa toplu iş sözleşmesi tarafı işçi sendikasına başvuruda bulunulması gerekiyor. Müfettişlerce yapılan uygunluk tespiti sonucu iş yerinin bu durumlardan etkilendiğinin tespit edilmesi gerekmektedir.” diye konuştu.

KORONAVİRÜS SALGINI MÜCBİR SEBEPTİR

Koronavirüs salgınının işletmeler arasındaki anlaşmalar kapsamında mücbir sebep olarak değerlendirilebileceğini belirten Cevat Kazma, “Dünya Sağlık Örgütü’nün bu durumu “Pandemi” olarak ilan etmesi salgın halinin uluslararası ve mücbir sebep kapsamında değerlendirilmesine güçlü bir dayanak oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.

Bu konuyla ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/11-90 E. 2018/1259 K. Sayılı ve 27.06.2018 tarihli kararını örnek gösteren Cevat Kazma, kararda salgın hastalıkların mücbir sebep hallerinden biri olarak kabul edildiğini sözlerine ekledi