Doğu'dan kaçış

Çatışmalar, bombalar, ölümler.... Türkiye’nin doğusu 90’lara koşar adım gidiyor. Halk sağlık, eğitim gibi birçok temel hizmetten mahrum. Sağlık çalışanları birer ikişer değil, 5’er 10’ar tayin istiyor, olmadı istifa niyetiyle izne çıkıyor. Eğitimde de okulların açılmasıyla istifalar bekleniyor.
Yayınlanma tarihi: 21 Ağustos 2015 Cuma, 10:14

2015 milletvekilleri seçimleri sonrası, önce Suruç’ta meydana gelen, 31 gencin katledildiği patlama, ardından IŞİD’e yönelik başlatılan ancak rotasını Kürtlere çeviren operasyonlar, gözaltılar, Zergele’de sivil bir köyün bombalanması, TSK ile PKK arasında tırmanan çatışma ortamı. Bir süredir “Her sabah ölüm haberlerinin geldiği Türkiye’nin doğusu 90’lı yıllara gerimi dönüyor?” sorusu herkesin kafasında bir soru işareti. 90’lara bir benzerlik daha bölgedeki kamu personellerinin kentleri ve ilçeleri terk etmesi ile tırmanacak. İlk adım da atılmış vaziyette. Eğitim, sağlık personelleri izne çıkmaya, tayinlerini istemeye başladı. İlçeler, köyler kamu personelleri tarafından terk edilirken, sağlık hizmetinden yararlanmayan, eğitim sıkıntısı yaşayan bir halk bombalar altında yaşama mahkûm bırakılıyor.

30 hekimden 15’i izinde Türk

Tabipleri Birliği, Sağlık Ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Türkiye Psikiyatri Derneği’nin Nusaybin, Cizre, Silopi, Van, Bitlis ve Tatvan’da yaptığı inceleme raporunda da, çatışma ortamı nedeniyle birçok sağlık çalışanın izin, tayin ya da istifa yöntemiyle bölgeyi terk ettiğine dikkat çekildi. Rapora göre Nusaybin’de 30 uzman hekimden 15’i, acilde çalışan 8 pratisyen hekimden ise 6’sı istifa etme amacı dahil izne ayrıldı. Ayrıca gerek yatan hasta sayısı, gerekse de günlük poliklinik sayıları da bölgede belirgin bir şekilde düşmüş durumda.

Kan bağışı sıkıntısı

Rapora göre Van’da da sağlık çalışanlarının yaşadığı korku, endişe ve tedirginliğin hem hizmetlerde gecikme ve hizmetin verilememesine hem de sağlık çalışanlarının bölgeden ayrılma eğilimlerinin artmasına yol açtığı belirtiliyor. Sağlık kurumlarındaki sağlık çalışanı sayısının yetersizliği de düşüldüğünde yaşanan olaylar nedeniyle sağlık çalışanlarının bölgeden ayrılmaları ve ayrılmak istemelerinin sağlık hizmetlerini daha da kötüleştirecek ve durumu daha da ağırlaştıracağı belirtiliyor. Sağlık hizmetine erişim engeli ötesinde Kızılay’ın da kan bağışı yönünden sıkıntı yaşamaya başladığı raporda kaydediliyor.

Dört birlikten açıklama

Bugün dört birlik duruma dikkat çekecek Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) bugün Türk Tabipleri Birliği Genel Merkezi’nde çatışma ortamı sebebiyle boşaltılma noktasına gelen köylerin durumuna dikkat çekmek için basın açıklaması yapacak.

Bölge OHAL’deki gibi terk ediliyor

Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Lami Özgen kendilerine iletilen durumlar doğrultusunda tabloyu şöyle paylaştı:

“Özellikle son 2 haftadır gittikçe yoğunlaşan çatışma, şiddet ortamının bölgede yaşayan yurttaşları tedirgin ettiği gibi çalışan kamu personellerini de tedirginlik ve tehdit altına alıyor. Özellikle Silopi, Silvan ve Varto’da kimi hastanelerin boşaltıldığı, acil servislerin kapatıldığı, sağlık görevlilerine yönelik kolluk saldırısı kamu çalışanlarımızı ciddi anlamda tedirgin etmekte. Bizim üyemiz olan birkaç arkadaşımız da bire bir polis, özel harekât timleri tarafından saldırıya maruz kaldı. Yaralanan arkadaşlarımız oldu. Güvende olmayan personel de gitmek istiyor. İşte bu tam anlamıyla 90’lı yıllara dönüş mü var sorusunun cevabı. Evet doğu OHAL dönemi gibi terk ediliyor. Evet 90’lara dönülüyor. Özellikle sağlık ve eğitim çalışanlarının bölgeyi terk etmesi yaşamı bitirir. Şu anda izin kullanma çok yaygın. Bunun tayinler olmazsa da istifalar takip edecek. Şu an tayin dönemi değil o sebeple izinlerle kaçılmaya çalışılıyor. Arayış içerisinde tedirgin personel hâkim. Çatışma ortamı derhal durdurulmalı.”

Bir günde 18 sağlıkçı tayin istedi

Bitlis’te yaşanan olaylar nedeniyle bölgeden ayrılmak isteyen/ ayrılan sağlık çalışanları sayısı artmaya başlamış. Bitlis’te 1 günde 18 sağlık çalışanı tayin talebinde bulunarak, izne çıktı. Burada da toplumun kan vermeye gönülsüz yaklaştığı raporlarda kayıtlara geçmiş durumda. Silopi de ise 7 Ağustos 2015 tarihinde sabah erken saatlerde başlayan operasyon sonrası üç sivil, bir polis memurunun yaşamını yitirmesi, onlarca kişinin yaralanması, birçok kişinin gözaltına alınıp, 2 evin tamamen yanması, çok sayıda evin de tahrip olması sağlık çalışanlarının hastaneye geliş gidişlerinde zorluk yaşamalarına neden olmuş, birçok sağlık çalışanı da nöbetlerine gelememişlerdir. Silopi de daha önce acilde 8 doktor hizmet verirken artık bu sayı 2.

Çocuklar aşılanamıyor

Türk Tabipleri Birliği Merkezi Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan paylaştıkları rapor doğrultusunda mevcut tabloyu şöyle değerlendirdi: “Askeri hastaneye yönelik silahlı saldırı, özel harekâtçıların doktorlar üzerindeki baskıları, 1 doktorun bu sebeple görevden alınması can sıkıcı. Polisler hastaneye giriyor çeşitli baskı, şiddet uyguluyor ve güvenlik kameraları yok edilip gidiliyor. Savaş durumunda bile sağlık tesisi, personeli korunmalı. Ancak korunmadığı gibi IŞİD militanlarının ambulanslarda taşındığı haberini okuyoruz. Bu iddiaya ilişkin gerekli mercilere sorular sorduk. Resmi bir açıklama gelmedi. Bu durum tüm ambulansları tehdit altına alıyor, ancak görmezden geliniyor. Sağlık çalışanları bir an evvel bölgeyi terk etme çabasında. Çünkü baskı içindeler ve can güvenlikleri yok. Ve bu çatışma ortamında en temel sağlık hizmetleri verilmiyor. Çocuklara aşı hizmeti verilemiyor. Çatışma ortamı durmazsa doktorsuz köyler, ilçeler haline gelip, yaşam duracak.”

A+ A-
Cumhuriyet İMECESİ