Adalar Belediyesi’ne, Seferihisar Belediyesi’ne, Bornova Belediyesi’ne ve Şile Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyonları görmüşsünüzdür.
30 gözaltı, 50 gözaltı, 100 gözaltı...
İyi de kim bu insanlar, ne yaptılar da bu durumu yaşamayı hak ettiler?
Mesela Adalar Belediyesi...
İddiaya göre belediye başkanı Ali Ercan Akpolat örgüt kurmuş ve iş insanlarından çeşitli bahanelerle rüşvet alıyormuş. Ses kayıtları, kamera görüntüleri, MASAK raporları, HTS kaydı yok yok... Ben bu belgelere ulaşamadım.
Sabah gazetesi de “Kasım” isimli bir kişinin ifadesinden ve teslim edilen hard diskten bahsediyordu. Kimdir bu Kasım, ne ifade vermiş diye düştüm peşine.
Belediyenin destek hizmetlerinde görevli. 2025 yılında belediyeye ait temizlik malzemeleri, maske, çay, zımba, peçete vs. gibi ürünleri şahsi adresinde sakladığı tespit edilmiş ve hakkında tutanak tutulmuş.
‘SON VAPURA MI?’
Kim tutmuş tutanağı?
Belediye başkan yardımcısı Fırat Durak. Ekipler gelmiş, tüm eşyaları kamyona yüklemiş.
Fırat Durak bir olay nedeniyle belediyedeki kamera görüntülerini istiyor bu kişiden. Kameraların çalışmadığını belirtiyor. Bu sefer şifresini istiyor. “Kasım”, “Tamam” diyor ama vermiyor.
Belediye başkan yardımcısı şüpheleniyor. “Mesai saati dışında bu kişi belediyeye girerse haber verin” diyor güvenliğe. Bu kişi gerçekten de yanında kimliği belirsiz bir kişi ile birlikte mesai saati dışında belediyeye geliyor. Güvenlikler, kendilerinin amiri konumunda olan bu kişiye yanındaki kişinin kimlik bilgilerini soruyor. “Ben cuma günü sizlere vereceğim” diyor ve binaya giriyor. Durum başkan yardımcısına bildiriliyor. Belediyeye gidiliyor ancak Kasım ve yanındaki kişiler belediyeden çıkmışlar. Akıllarına “Son vapura mı gidiyorlar?” diye geliyor. Bir belediye personeli vapur iskelesine gidiyor; gerçekten de Kasım isimli kişi orada ancak yanındaki kişi vapura binmiş.
Kasım belediye binasına çağırılıyor ve soruluyor: “Bu kişi kimdi? Hangi yetki ve amaç ile kamera kayıt odasına girebiliyor ve hard diskleri söküyor?”
Kasım, “Sözleşmesini yarın bildirecektim, belediye başkan yardımcısı Hüseyin Bey’in bilgisi var” cevabını veriyor. Hüseyin isimli kişi aranıyor ve soruluyor; alınan cevap “Hayır, benim bilgim yok” oluyor.
Ortaya çıkıyor ki Kasım isimli kişi ve yanındaki kişi belediyenin kamera kayıtlarının olduğu hard diskleri sökmüşler. Hard diskleri meçhul kişi almış. Belediye başkan yardımcısı Fırat Durak bunun üzerine güvenlikler ve belediye personelinin ortak imzası ile tutanak tutuyor ve Adalar Savcılığı’na, Emniyet’e durumu “Hard disklerimiz çalındı” diye bildiriyor.
Bu olaydan üç ay sonra “Kasım” isimli kişi Anadolu Başsavcılığı’na gidip yolsuzluk ile ilgili iddialar ile ilgili ifade veriyor.
Hard diskleri, anlattıklarının doğru olduğunu ispatlamak amacı ile aldığını itiraf ediyor ve savcılığa teslim ediyor. Sonra da belediyeye operasyon yapılıyor. Kasım isimli kişinin ifadesinde tarih, isimler tutarsız olduğu için farklı tarihlerde üç defa ifade vermiş. Fırat Durak ismi ifadede sadece bir yerde “Duydum” diye geçiyor.
Peki, Fırat Durak neden tutuklu? Savcılık Fırat Durak için “örgüt yöneticisi” nitelemesi yapıyor; fakat sevk yazısında onun adına ayrılan bölümde somut para miktarı, banka hareketi veya para teslimine ilişkin ayrıntı yok.
Suçlamalar ne biliyor musunuz?
Gülperi isimli bir hanımefendi var. Metruk bir evi var. Cumhurbaşkanı kararına istinaden evini yaptırıyor. Çevre Şehircilik’ten alıyor izinleri. İnşaat devam ederken kaldırıma demir koyuyor ustalar. Zabıta gezerken görüyor, “Kaldırın yoksa ceza keseriz” diyor. Gülperi Hanım da belediye başkanına mesaj yazıyor, sonra arayıp durumu anlatıyor, “Beni bir gün idare edin” diyor.
Belediye başkanı da “Fırat yanımda, söylüyorum, tamam” diyor. Gülperi Hanım aynı zamanda Fırat Durak’a SMS gönderiyor ve “Zabıtalar bana ceza/işgaliye kesmesin, cuma günü kaldırılıyor” diyor.
Çevre Şehircilik Bakanlığı denetliyor yapılan yapıyı ve rapor hazırlıyor. Yapı projeye uygun. Gülperi Hanım 10 bin TL ceza yememek için bunu yapıyor ki aslında ceza yazılsa 3 bin 700 TL ceza yazılacak. Savcılık sorgusunda ise bu işlem için 300 bin TL rüşvet verildiği iddia edilmiş.
“Hadi canım” demeyin, Gülperi Hanım da tutuklu, Fırat Durak da.
Bakın tutuklanan bir kişi daha var: Mehmet Şirin Elmas, garson.
Telefon konuşması dökümleri var. Konuştuğu kişi yeğenine okul çantası vermiş. Yine konuşmada bot, mont vereceğinden bahsediyor. Garson Mehmet de kendisine ve çocuklara yapılan iyiliği karşılıksız bırakmamak için çalıştığı lokantadan bir şişe içki alıyor ve hediye etmek istiyor.
‘EMANET VAR!’
Telefonda “Abi neredesin, bir emanet var bende vermeliyim” diyor. Buradaki emanet yine rüşvet ve rüşvete aracılık diye nitelendiriliyor, bu garson tutuklanıyor. İfadesinde söylüyor ama nafile. İfadesinde ne rüşvet verecek parasının olduğunu ne de böyle bir durumunun olduğunu beyan ediyor ancak cezaevine gönderiliyor.
Bir şey daha anlatayım; Fırat Durak hakkındaki diğer rüşvet iddiası ise Ada’daki su sporları müdürü ile ilgili. Emekli asker olan ve su sporları müdürü olan Armağan Bey, belediye başkanı ve yardımcılarına hayırlı olsun ziyaretine gitmek istiyor. Adadaki bir kahveciden iki kutu çikolata yaptırıyor. Belediyeye gidiyor ama bir başkan yardımcısı meşgul, diğeri Fırat Bey görevde.
Telefon açıyor, “Geldim yoksun, kısmet olmadı sana emanet bırakıyorum” diyor. Fırat Bey de teşekkür ediyor. İşte emanet diye bırakılan çikolata rüşvet olarak değerlendiriliyor.
Emekli asker Armağan Bey kahveciden alınan çikolataların fişini ve kamera görüntülerini sunacağını söylüyor; Fırat Bey de “Hard diskleri siz de açın bakın, göreceksiniz zaten” diyor ama nafile, tutuklama gerekçesi oluyor.
Rüşvete sebep olan para ve görüntüleri nerede, ilgili banka kayıtları nerede? Onlar yok!
İşte sadece “sayı” olarak belirtilen kişilerin hikâyeleri bunlar dostlar.
Umarım bir an önce bu durum düzeltilir ve kişiler özgürlüklerine kavuşur.