Osman Kavala'ya mektup: Demokrasi kazanacak

Alman siyasetçi Daniel Cohn-Bendit, tutuklu iş adamı Osman Kavala için yazdı...
Yayınlanma tarihi: 30 Mart 2018 Cuma, 06:07

Sevgili Osman,

Sevgili Osman, Sana bu mektubu yazmaya karar verdiğim, “Osman, seni unutmadık” demek istediğim günlerde, Almanya basını Deniz Yücel’in serbest bırakılması, Ahmet ve Mehmet Altan ile Nazlı Ilıcak’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmaları ile çalkalandı.

Sevgili Osman, sen anlıyor musun bilmiyorum. Ama ben anlamıyorum, Türkiye’de ne oluyor?

Kaygılarım her gün derinleştiği gibi, yakından tanıdığım gazeteci, yazar, sanatçı ve politikacıların tutuklanması beni üzüyor. Bu kaygı, bundan birkaç ay önce senin de tutuklandığını öğrendiğimde biraz daha derinleşti ve hapse girmen yeni bir üzüntü kaynağı oldu.

Neden tutuklandığını anlamaya çalışıyorum. Ama emin ol, anlayamıyorum. Okuduğu bir şiir yüzünden hapse mahkûm edilen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bugün yüzlerce, hatta binlerce insanı sadece düşüncelerini veya bir sosyal gruba, bir siyasi partiye sempatilerini gerekçe göstererek tutuklatması, inanılır gibi değil.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birkaç defa baş başa konuşma olanağım oldu. İktidara geldiği günden itibaren, Erdoğan ve AKP’nin Türkiye için bir şans olduğunu savundum, Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin başlaması için mücadele verdim. Nitekim kazandık. Senin de Türkiye ve AB arasında yakınlaşma için verdiğin çabalara birçok kez tanık oldum. Türkiye 2011 yılına kadar sadece derin bir demokratikleşme süreci yaşamakla kalmadı, ekonomik olarak da kalkındı, refaha kavuştu. Erdoğan’a şüpheyle bakan, “gizli takvimi” olduğunu, “takıyye” yaptığını savunan çevrelere, reformları işaret ederek itibar etmedim.

Ama emin ol, birkaç yıldır Sayın Erdoğan’ı ve Türkiye’deki gelişmeleri anlayamıyor, açıklayamıyor ve anlatamıyorum. Günlük Türkiye haberlerini gazetelerde okuduğumda derin bir kaygı sarıyor içimi. Türkiye nereye gidiyor, kestiremiyorum.

Artık Putin Rusya’sını andıran, düşünce ve basın özgürlüğünün, hukuk devletinin ayaklar altında olduğu bir Türkiye var. Bu neden böyle, anlamakta zorlanıyorum. Tanıdığım, birkaç defa konuşma olanağı bulduğum, dünya görüşünü bildiğimi sandığım Erdoğan neden bu kadar değişti, anlamıyorum.

Biliyorum, çevremde “Hiç değişmedi, her zaman böyleydi, AB süreci dahil, tüm demokrasi süreci iktidar yolunda araçtı” diyen çok arkadaşım var. Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen bizleri de aldattığını, kullandığını söylüyorlar. Buna inanamıyorum, bu görüşü kabullenmekte zorlanıyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile tüm sohbetlerimde kendisini samimi bulmuş, askeri vesayete karşı, inanç özgürlüğüne, demokrasi ve hukuk devletine sahip çıkan bir politikacı ile baş başa olduğuma inanmıştım.

Yanılmışım.

Son altı yıldır izlediğim Türkiye ve Erdoğan ile, tanıdığımı sandığım Türkiye ve Erdoğan o kadar farklı ki.

Sevgili Osman, bu hayal kırıklığı ve kaygı dolu satırlardan kötümser olduğum sonucunu çıkarma. Son referandumda da yakından izledik, Türkiye gençliği demokrasi, dünyaya açılma ve Avrupa yolunda tutum sergiledi ve Erdoğan’a “hayır” dedi. Aydınlar, toplumun eğitimli katmanları da “hayır” dedi. Giderek büyüyeceğini umduğumuz bu sosyal tabakalar hepimiz için umut kaynağı.

Orada baharın çiçeklerini, yazın sıcağını hissetmek belki zor, ama biliyoruz ki uzak değil. Demokrasi mutlaka kazanacak ve umarım yakında, Boğazın sularına bakarak sohbet edecek, kadeh kaldıracağız.

Seni Frankfurt’ta bekliyorum.

Dany

A+ A-

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak