Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde, uzun süredir tartışmalara konu olan köylülerin doğa mücadelesi verdiği Meyra Madencilik’e ait atık barajı 20 Ocak tarihinde çöktü. Çökmeyle birlikte barajda depolanan kurşun, çinko, bakır ve çeşitli kimyasal bileşenler içeren tehlikeli maddelerden oluşan binlerce ton kimyasal ve ağır metal içerikli atık dere ve toprağa karıştığı belirtildi. Yaşanan olay sonrası Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu köyde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Yağışlı hava nedeniyle köy kahvesinde gerçekleşen açıklamaya köylüler de katılırken, platform adına konuşan Erkan Erdem, çökmeyle beraber atıkların Sarıyar deresi üzerinden Yenişehir Ovası’na yöneldiğini, kimyasal atıkların dereden aleni şekilde aktığını ve bunu görmek için analize gerek bile olmadığını dile getirdi.
"BU DOĞRUDAN YAŞAMI TEHDİT EDEN BİR YIKIMDIR"
Köyde yaşayan yurttaşların ifadelerine göre, atık barajında biriken kimyasal içerikli sıvıların su pompaları aracılığıyla Sarıyar Deresi’ne deşarj edildiğini belirten Erdem şunları söyledi:
"Aynı şekilde tesisin su ihtiyacını şebeke suyundan karşıladığı, ayrıca bir kısmını Demirboğa köyünden sulama hidrantlarından tankerlerle izinsiz taşıdığı da belirtilmektedir. Bu durum, bölgedeki su kaynaklarının hem kirletildiğini hem de kontrolsüz biçimde tüketildiğini göstermektedir. Öte yandan maden ocağı sahasında ciddi bir toprak kayması yaşanmış, tarlalar ve evler derin yarıklar ve çukurlar nedeniyle kullanılamaz hale gelmiştir. Bu yalnızca çevreyi değil doğrudan yaşamı tehdit eden bir yıkımdır."
"BAKANLIK SERMAYEDEN YANA TUTUM ALDI"
Kirazlıyayla köylülerinin 2019 yılından bu yana bu madene karşı mücadele ettiği için şikayetlere ve soruşturmalara uğradığını hatırlatan Erdem, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yenişehir Çevre Platformu, STK'lar, siyasal partiler ve Bursa’dan yaşam savunucuları köylüleri yalnız bırakmadı. 2019 ÇED raporuna açılan dava 2024 yılında sonuçlandı. Danıştay ÇED raporunu iptal etmedi. Yani bu alanda atık barajı yapılabileceğine hükmetti. Bundan kısa bir süre sonra kurumlar zeminin uygun olmaması sebebiyle atık barajı için gereken izinleri vermedi. Firma bu yüzden 2025 yılında ocak bölgesinde başka bir atık barajı için yeni bir ÇED süreci başlattı. Bu proje için yapılan Halkın Katılım Toplantısı köylülerin protestosu ile sonlandırıldı. Şirketin Şubat 2025’te sunduğu ÇED raporunda yeni atık barajı alanı rezerv bölgesi olduğu için süreç sonlandırıldı. Ancak Temmuz 2025’te aynı alanı içeren raporda bu kez süreç devam ettirilmiştir. Bu durum MTA ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın her zaman sermayeden yana tutumunun açık göstergesidir."
BAKANLIĞA TEPKİ: "SİZ KİMİ KANDIRIYORSUNUZ?"
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılan 'Faaliyetleri durdurduk' açıklamasına tepki gösteren Erdem şu ifadeleri kullandı:
"Peki yıllardır neredeydiniz? Derelere kimyasal akarken, atıklar heyelana açık alanlara yığılırken, baraj yapılmamışken bu tesis nasıl çalıştı? Şimdi kamuoyuna, güya atık barajda ‘onarım’ yapıldığı söyleniyor. Oysa kepçenin bile zor çalışabildiği bir alanda, yüzlerce kamyonla taşınabilecek kimyasal yüklü atıkların geçici bir baraja aktarılacağı iddia ediliyor. Bir kepçe, bir kamyonla taş döşeyerek barajı onarmaya çalışıyorlar. Ancak kepçeler çalıştıkça atıklar dere yatağına akmaya devam ediyor. Soruyoruz, siz kimi kandırıyorsunuz? Belli bir süre sonra dere yatağındaki atıkların üzeri toprakla kapatılacak ve hiçbir şey olmamış gibi devam edilecek. Sarıyar Deresi’nde sızıntıyı önlemek için derme çatma yöntemlerle set çekilmiş, ancak taşmayı önlemek bahanesiyle fazla suyun bir boruyla tahliye edilerek yeniden dereye salındığı görülmektedir. Bu yapılan çevreyi korumak değil suçu gizlemek, delilleri örtmek, felaketi zamana yayarak unutturmaktır. Kirazlıyayla’da yaşanan yalnızca bir çevre kazası değil, açık bir kamu suçudur."
Maden zenginleştirme sırasında ortaya çıkan yüzbinlerce ton atık pasanın hiçbir önlem alınmadan açık alana yığıldığını ifade eden Erdem, "Her bir ton atıkta zerreler halinde 1 kilo kurşun, 2 kilo çinko bulunduğu bilinmektedir. Kurşun en toksik maddeler arasındadır. Yağmurla derelere, yeraltı suyuna karışmakta; rüzgarla tozarak ciğerlerimize, toprağa ve gıdalara bulaşmaktadır. Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, bu madeni yıllarca atık barajı olmadan çalıştırılmasına göz yummuştur" dedi.
"ATIK BARAJI YAPILABİLECEĞİ YÖNÜNDE OLUMLU GÖRÜŞ VERENLER NEREDE?"
Erdem sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şimdi soruyoruz; 2019 yılında burada atık barajı yapılabileceği yönünde olumlu görüş verenler nerede? 2019 ÇED raporunu onaylayan bakanlık nerede? Bu tesise izin veren bilirkişiler nerede? Denetim yapması gereken resmi kurumlar nerede? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri nerede? Bu felaketin sorumluluğu yalnızca şirkette değildir. İmza atan, görmezden gelen, denetlemeyen herkes bu suçun ortağıdır. Yaşanan bu olayın çevreye, su kaynaklarına ve bölgede yaşayan vatandaşlarımıza olası etkilerinin ivedilikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Atık barajının çökmesinin ardından içme ve kullanma sularında, dere sularında, yeraltı sularında, toprakta ve havada kirlilik ölçümü yapılmış mıdır? Yapıldıysa ölçüm sonuçlarında ağır metal ve toksik madde tespit edilmiş midir; edildiyse hangi maddeler hangi oranlarda bulunmuştur? Atık barajında gerçekleşen çökme olayının meydana geldiği tarih ve saat itibarıyla, baraj bünyesinde depolanan toplam atık miktarı ton ve metreküp cinsinden ne kadardır? Bu atık maddenin ne kadarı doğaya karışmıştır? Bu miktar, söz konusu tesis için hazırlanmış Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunda taahhüt edilen azami depolama kapasitesinin üzerinde midir? Bu soruların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından derhal yanıtlanması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekmektedir.
Basın açıklamasında talepler şöyle sıralandı:
"Meyra Madencilik derhal ve bir daha açılmamak üzere kapatılmalıdır. Atık pasaların açık alanda depolanmasına kesinlikle izin verilmemelidir. Türkiye’nin her yerinde yeni İliç felaketleri yaratacak atık barajları sıkı denetime alınmalıdır. Atık barajı bulunan madenlerin kapatma planları yapılmalı ve hızla uygulanmalıdır."