Bilirkişi heyeti Esra Işık’ın sözlerinden ‘İncinmiş’

Bilirkişi heyeti Esra Işık’ın sözlerinden ‘İncinmiş’

29.04.2026 13:28:00
Güncellenme:
Bilirkişi heyeti Esra Işık’ın sözlerinden ‘İncinmiş’

Acele kamulaştırmaya karşı yapılan incelemeleri protesto ettiği için tutuklanan İkizköylü Esra Işık’ın tutukluluğu sürerken pazartesi yapılan duruşmada şikayetçi bilirkişi heyetinin köylülere haber verilmediğini ve kendilerini tanıtmadıklarını kabul etti. Heyet, “ahlaksız, edepsiz, alçak” ifadelerinden “incindiklerini” belirterek Esra Işık’tan şikayetçi olduklarını söyledi.

Muğla Milas’ta Limak Holding’in termik santrala kömür sağlamak için Akbelen Ormanlarının çevresindeki altı köy için aldırdığı acele kamulaştırmaya karşı direnirken gözaltına alınan İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık’ın kızı Esra Işık “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla tutuklandı. İzmir 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde (Şakran) tutuklu bulunan Esra Işık 27 Nisan’da Milas Adliyesi’nde görüldü ve tutukluluğunun devamına karar verildi. 

Duruşmayı takip eden Yenigün gazetesinden Nurcan Etik, mahkemede yaşananları kale aldı. Habere göre; duruşmada bilirkişiler, köylülere haber verilmediğini ve kendilerini tanıtmadıklarını kabul ederken, “ahlaksız, edepsiz, alçak” ifadelerinden “incindiklerini” ve Esra Işık’tan şikayetçi olduklarını belirtti.

ESRA IŞIK: NİNEMİN KEMİKLERİNİ TAŞIDIK

“Evi, ağaçları, toprağı, çocukluğu, geçmişi elinden alınmak üzere olan bir köylü kızıyım” diyerek başladı savunmasına Esra. “Dedemin de anneannemin de babamın da köyü maden için yok edildi. Işıkdere talan edildiğinde ninemizin kemiklerini mezardan ellerimizle taşımak zorunda kaldık” dedi. Her zaman mücadelelerinde ilk olarak hukuk yolunu seçtiklerini vurgulayan Esra, “Onlarca duruşmaya geldik, defalarca bilirkişiler geldi. Mahkeme heyetinden gelen bilirkişilere her zaman saygılı davrandık, tatsızlık çıkmasın diye çabaladık. Ben de her zaman bir sorun yaşanmasın diye çalıştım. Mahkemelerden adalet umduk. Mahkemenin anlamı budur bizim için. Yıllardır jandarmaya inanmış olsak her şeyimizi çoktan kaybetmiştik. Ben daha dünyaya gelmeden yerinden yurdundan edilmiş biriyim. Mahkeme heyeti olduğunu bilseydim daha önce yaptığımı yapardım. Mahkeme heyetine hakaret kastım yoktu” dedi.

“ÇOCUKLUĞUMLA VEDALAŞMA HAKKIM BİLE ELİMDEN ALINIYOR”

Yıllardır verdikleri köy, toprak, zeytin, orman, yaşam alanı, mülkiyet hakkı mücadelelerinde kaybetmeyi düşünmediklerini belirtirken sözlerini şöyle tamamladı: “Yine de kaybetmek de var kazanmak da. Eğer kaybedersek şu an tutuklu olduğum için çocukluğumla vedalaşma hakkım bile elimden alınıyor. Vatanını, toprağını çok seven biriyim, bir mesleğim var ama hayatım yok. Köyüm, evim gittikten sonra Esra Işık olmayacak. Bizim derdimiz şirket. Şirket sandığım için böyle davrandım. Suçsuzum! Toprağımdan sürgün edilmek istemiyorum. Beni cezalandırmak ailemi, köylüleri ve tüm ülkede toprağını savunan insanları cezalandırmak olur.”

“RAHATSIZ” OLMUŞLAR!

Bilirkişilerden biri Esra Işık’ın yüzünü görmediğini ancak arkalarından bağırarak hakaretler ettiğini söyledi. “Ahlaksızlar, size cehennemi yaşatacağım” dediğini iddia eden bilirkişi, “Kamu görevi yapıyoruz, hakaret işitmeye gelmedik, şikayetçiyim” diye konuştu. Diğer bilirkişi, “Benim kırmızı çizgilerim, kutsalım var. Ben koşa koşa o keşfe gitmedim, doğa yok olacak, mücadelesini takdir ediyorum ama iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum” dedi. Esra’nın arkalarından hakaret ederek bağırdığını söylerken, “Haklıydı, utandım, başımı eğdim. Ama bu ona benim aileme beddua etme hakkını vermiyor” ifadelerini kullandı. Avukatların “Size beddua ettiğini duydunuz mu” sorusuna, “Hayır duymadım ama etmiş, sonradan duydum” diye yanıt verdi. Sonra da ekledi: “Mahkeme heyeti olmasın şirket heyeti olsun. Yine de hakaret ya da beddua edebilir mi? Edemez.” Suçlamalardaki “tehdit” gerekçesine atıfla avukatlar, “Korktunuz mu yoksa manen incindiniz mi?” diye sordu. Bilirkişi de “Korkmadım ama ahlaksız dediği için manen incindim” diye yanıt verdi!

Bir diğer bilirkişi de “Toprağını, doğasını korumasına saygım sonsuz, o işi yapma zorunluluğu da yıpratıcıydı. Ama ‘eşkıyalar, cehenneme gideceksiniz’ sözleri ya da çocuklarımızdan çıkmasından bahsetti” derken korkmadığını ancak “çok üzüldüğünü” ve “rahatsız” olduğunu ifade etti! Bir diğer bilirkişi ise, “Esra hanımın verdiği mücadelenin kamusal olduğunu biliyoruz. Bir ağacın yuvasından uzaklaşmasını istemeyen şahıs bu hassasiyeti bizim yuvalarımıza, ailelerimize göstermedi” dedi! Bilirkişi, Esra’nın “ahlaksızlar, adiler, edepsizler” diyerek hakaret ve tehditte bulunduğunu ifade ederken, avukat tarafından yöneltilen “Mahkeme heyeti olduğunuzu söylediniz mi?” sorusuna, “hayır” yanıtını verdi!

“ESRA, ŞİRKETİN EMRİYLE TUTUKLANDI”

Bilirkişiler tüm bu nedenlerle Esra Işık’dan şikayetçi oldu ve şikayetlerinin devam ettiğini belirtti. Esra’nın avukatları suçlamaların temelsiz olduğunu hem delillerle hem de yasalarla tek tek anlattı. Savcılık Işık’ın tutukluluğunun devamını talep etti. Hakim de üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların ve kaçma ihtimalinin bulunduğu, yargılamanın devam etmesi nedeniyle bilirkişiler üzerinde baskı yapabileceği kanaatine varıldığı gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar verdi. Duruşma salonundan ayrılırken zihnimde İkizköylülerin “Esra, şirketin emriyle tutuklandı” sözleri yankılanıyordu.