Cumhuriyet gazetesinin temel ilkeleri 7 Mayıs 1924 tarihinde yayımlanan ilk sayısında kurucumuz Yunus Nadi tarafından belirlenmiştir. Cumhuriyet, ırk, dil, din, mezhep ve inançlara saygılı ve eşit mesafededir.
Türkiye’de Alevi toplumu bir gerçektir ve Türk toplumsal ve siyasal yaşamında çok önemli bir konumu vardır.
Cumhuriyet gazetesi, yayın yaşamı boyunca Alevilerin görünür olmalarına, sorunlarını dile getirmelerine sayfalarını açmıştır. Türkiye’deki ilk Alevi dizisi “Hü Dost”, 1963 yılında Fikret Otyam’ın kaleminden yazı dizisi olarak Cumhuriyet gazetesinde yayımlandı.
Gazetemiz, 1961’deki İbrahim Elmalı, 1966 Ortaca, 1969 Elbistan olayları ile 1969 Tunceli’de Pir Sultan Abdal oyununun iptali nedeniyle çıkan olaylardan Maraş, Çorum, Malatya katliamlarına değin tüm gelişmeleri yalnızca muhabirlerle değil en kıdemli yazarları ile izlemiş, zaman zaman Alevi-Bektaşilerle ilgili dizilere yer vermiştir.
1990’larda önce Sivas, ardından Gazi katliamları ve Tunceli’de yakılan köyleri yine gazetemiz günlerce dizi şeklinde yayımlayarak kamuoyunu aydınlatmıştır. Olaylarla ilgili davalarda kanıt olarak sunulan fotoğraf ve belgeler de gazetemizin yayımlarından alınmıştır.
Bu yayın çizgisi nedeniyle, Alevilerin en saygın ödülü olan Hacıbektaş Dostluk ve Barış Ödülü’ne Cumhuriyet gazetesinin dört yazarı uygun görülmüştür.
Gazetemizde haber ve yorumlarda, Alevilere ya da herhangi bir din, ırk, mezhep grubuna yönelik ayrımcı, ötekileştirici dil kullanmak, ilkelerimizle kesinlikle bağdaşmaz.
Son günlerde kurumsal olmayan, tümüyle bireysel bir hata ve yanlışlıktan ötürü Cumhuriyet gazetesinin Alevilere dönük tarihsel içtenliğinin yok sayılması adil değildir ve bizi derinden üzmüştür. Yapılan bireysel bir hatanın yön değiştirerek kurumsal kimliğimizi hedef alan bir kampanyaya dönüştürülmesi asla kabul edilemez. Bu konudaki yargıyı “İncinsen de incitme” diyen Alevilerin ve değerli okurlarımızın engin vicdanına emanet ediyoruz.
Cumhuriyet gazetesi, 102 yıllık tarihinde olduğu gibi Cumhuriyet değerlerine ve laiklik ilkesine bağlı kalarak, din ve mezhep ayrımı gözetmeden çağdaş toplumun ve çoğulcu demokrasinin sesi olmayı sürdürecektir.
Cumhuriyet son kaledir ve Aydınlanma Devrimlerini, savunma görevini boyun eğmeden yerine getirmeye devam edecektir.