İzmir demek, biraz da Homeros demek-2

İzmir demek, biraz da Homeros demek-2

10.10.2026 11:52:00
Güncellenme:
İzmir demek, biraz da Homeros demek-2

KONUK YAZAR | Sefa Taşkın, Cumhuriyet Ege için yazdı...

İki yazılık bu dizinin ilkini, (https://www.cumhuriyet.com.tr/cumhuriyet-in-egesi/izmir-demek-biraz-da-homeros-demek-1-2543298) adresinde bulabilirsiniz.

______________________________________________________

Homeros'u kendi evladı sayan kentler çoktu.

Kolophon (Değirmendere-Menderes-İzmir) onun şiire başladığı yer olduğunu söylüyordu.

Sakız Adası (Çeşme-İzmir karşısı), ozanlığına ve okuluna sahip çıkıyordu.

İos da (Ege Denizi’nde Kiklad adalarından bir ada), orada öldüğünü iddia ediyor, mezarını gösteriyordu.

Peki ya Smyrna (İzmir)?

Smyrna'nın elinde başka bir şey vardı.

Bir doğum öyküsü.

Bir ırmak.

Ve bir ad.

Image

(Homeros büstü. British Museum)

***

Bugünkü İzmir’in Bayraklı yöresindedir eski Smyrna. 

Homeros'un yaşamıyla ilgili en eski anlatılarda sürekli aynı üç ad karşımıza çıkar:

Smyrna, Meles ve Melesigenes.

İşte Homeros'un İzmir'le bağı da bu üç adın çevresinde kurulur.

Homeros'un yaşamı hakkında elimizde doğrudan tarihsel belgeler bulunmamakla beraber anlatılarda izler var.

Kimliği bilinmeyen ve bıraktığı eser eski çağlarda Herodotos’un adıyla ilişkilendirilen Pseudo-Herodotos’un Homeros’un Yaşamı adlı yapıt bunlardan başlıcası. Bu konuda en önemli antik kaynaklardan biri olarak kabul ediliyor. Pseudo-Herodotos, Homeros’un Yaşamı (Vita Homeri), 1–3; özellikle 3. Bölüm).

Bu eserin Roma İmparatorluk döneminde, muhtemelen İ.S 1.–2. yüzyıllarda kaleme alındığı ve daha eski kaynaklardan yararlanılarak derlendiği düşünülüyor.

Bu anlatıya göre Homeros’un öyküsü Smyrna'da değil, biraz daha kuzeyde, Kyme'de başlıyor.

Image

(Antik Kyme kenti kalıntıları)

Bugünkü İzmir’in Aliağa ilçesi sınırlarında, Nemrut Körfezi kıyısında bulunan Kyme o zamanlar önemli bir Anadolu kıyı kentiydi.

Şimdi, sanayi bölgesi olarak ilan edip çevreyi kirleticilere boğan anlayışın yok etmeye başladığı bir ören yeridir. 

Image

(Homeros’un baba dedesi Melanopos Kyme’ye geliyor. Temsili resim. Yapay Zekâ)

Muhtemelen çok daha eski bir yerleşim olan Kyme’ye, İ.Ö.1200’lerden itibaren Helenlerin Aiol boyu göçmüş, yerli insanlarla kaynaşmıştı.

Bunlardan biri, Ithagenes'in oğlu Melanopos idi. 

Anlatıya göre Yunanistan'daki Thessalia'nın Magnesia bölgesinden gelmişti. Zengin biri değildi; mütevazı olanaklarla Kyme'ye yerleşmişti. Hayat kavgası!

Melanopos burada, muhtemelen bir yerli olan Omyres'in kızıyla evlendi.

Bir kızları oldu.

Adını Kritheis koydular.

Anne ve babası öldüğünde Kritheis, babasının yakın dostu Argoslu Kleanaks’ın korumasına bırakıldı.

Bir süre sonra genç kız hamile kaldı.

Kleanaks bunu öğrendiğinde büyük tepki gösterdi. Kentte bu durumun kendilerini küçük düşüreceğini düşünüyordu.

Pseudo-Herodotos’un anlatısına göre, o sırada Kymeliler (Aioller) Hermos Körfezi’nin iç kesimlerini kolonileştiriyor, burada yerleştikleri kent Smyrna adıyla anılıyordu. 

Antik kaynaklarda bugünkü İzmir Körfezi’ne, Smyrna Körfezi’nin yanı sıra, buraya dökülen Hermos (Gediz) Nehri nedeniyle “Hermos Körfezi” de deniyordu.

Image

(Melanopos’un kızı, Homeros’un annesi Kritheis doğuyor. Temsili resim. Yapay Zekâ)

Bu anlatı Smyrna’nın kuruluşuyla ilgili söylencelerden yalnızca biridir.

Kleanaks da Kritheis'i Kyme'den uzaklaştırıp gizlice Smyrna'ya götürdü ve burada, Orta Yunanistan’dan Boiotialı dostu İsmenias'a teslim etti.

Böylece Homeros'un öyküsü Smyrna'ya ulaştı. (İngilizceye çeviren Pseudo-Herodotus, The Life of Homer, s. 5–7 (trans. MacKenzie). 

***

Image

(Kritheis Meles Çayı kenarında Homeros’u doğurdu. Temsili resim. Yapay Zekâ)

Smyrna’da korunan Kritheis’in doğum zamanı yaklaşmıştı.

Bir gün diğer kadınlarla birlikte Meles Irmağı kıyısında yapılan bir şenliğe katıldı.

Orada doğum sancıları başladı. Ve ırmağın kıyısında bir erkek çocuk dünyaya getirdi.

Çocuğun gözleri görüyordu. Yani daha sonraki anlatıların söylediğinin tersine, doğuştan kör değildi.

Pseudo-Herodotos gibi birçok antik kaynak; Homeros'un Meles kıyısında doğduğunu, bu nedenle ona “Melesigenes”, yani “Meles'te doğan” denildiği anlatılır. (Hasan Malay, “Smyrna ve Meles”, Dr. Eren Akçiçek'e Armağan, İzmir, 2010, s. 131-135.)

Image

(Kritheis oğluna Melesigenes adını koydu. Temsili resim. Yapay Zekâ)

***

Ancak Homeros'un adıyla özdeşleşen Meles'in bugünkü hangi İzmir deresine karşılık geldiği kesin değildir.

Meles'in kendi anlamı belirsiz; Melesigenes'in Meles Irmağı ile  ilişkisi ise açıktır.

Peki Meles bugün nerede?

Sorunun kesin bir cevabı yoktur.

Bugün İzmir'de Meles/Melez Çayı adı verilen akarsu, güneyden gelerek Şirinyer-Kızılçullu ve Yeşildere Vadisi boyunca ilerleyen akarsu olarak bilinir.

Image

(Meles'in ağzı. Osmanlı dönemi İzmir kartpostalı, yaklaşık 1900'ler.)

 Aynı akarsu farklı dönemlerde ve farklı kesimlerinde Yeşildere, Kemer Çayı, Kervan Köprüsü Deresi ve Meles/Melez Çayı gibi farklı adlarla anılmıştır.

Bu nedenle Yeşildere ile Kemer Çayı iki ayrı akarsu olarak düşünülmemelidir. 

Büyük ölçüde aynı akarsu sisteminin farklı yer ve dönemlerde kullanılan adlarıdır.

Akarsu Yeşildere Vadisi'nden kuzeye doğru ilerleyerek Kemer ve Halkapınar çevresine, oradan da İzmir Körfezi'ne ulaşır.

Bugün Halkapınar çevresinde Arap Deresi de bu su sistemine katılır.

Ancak iş antik Meles'e geldiğinde durum değişir.

Çünkü eski Halkapınar'da, kaynaklarla beslenen Halkapınar Gölü ve buradan körfeze doğru akan kısa bir dere de vardı. 

Antik kaynaklardaki Meles betimlemelerinden hareket eden bazı araştırmacılar, Homeros'la ilişkilendirilen Meles'in bugünkü Yeşildere/Kemer Çayı değil, Halkapınar kaynaklarından çıkan bu kısa akarsu olduğunu ileri sürerler. (Hasan Malay, “Smyrna ve Meles”, Dr. Eren Akçiçek'e Armağan, İzmir, 2010, s. 131-135. ve İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kentsel ve Ekolojik Omurga Olarak Meles Çayı Ulusal Kentsel Tasarım Fikir Projesi Yarışması)

Tartışmayı daha da ilginç kılan bir başka nokta vardır.

Homeros'un yaşadığı kabul edilen İ.Ö. 8. yüzyıldaki Smyrna, bugünkü Kadifekale ve çevresindeki Smyrna değildi. 

Eski Smyrna, bugünkü Bayraklı-Tepekule'deydi. Kentin Kadifekale çevresine taşınması daha sonraki yüzyıllarda gerçekleşti. (İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kentsel ve Ekolojik Omurga Olarak Meles Çayı Ulusal Kentsel Tasarım Fikir Projesi Yarışması)

Yani Homeros’un doğum yeri olarak sözü edilen Smyrna , Tepekule-Bayraklı’da idi.

Image

(Halkapınar’da Kervan Köprüsü. 1990’ler. Yapay Zekâ tarafından renklendirilmiş.)

Bu nedenle Homeros'un Meles'ini ararken yalnızca bugünkü Meles/Yeşildere-Kemer Çayı ile Halkapınar üzerinde durmak da yeterli olmayabilir. 

Eski Smyrna'nın Bayraklı'da bulunması, Homeros dönemindeki Meles'in Bayraklı-Bornova çevresindeki eski bir akarsu olup olmadığı sorusunu da gündeme getirir. 

Bazı araştırmacılar, Meles adının başlangıçta Eski Smyrna'nın yakınından geçen Tepekule veya Bornova derelerinden birine ait olmuş olabileceğini düşünmüşlerdir. (C. J. Cadoux, Ancient Smyrna: A History of the City from the Earliest Times to 324 A.D., Oxford, 1938 ve Hasan Malay, “Smyrna ve Meles”, Dr. Eren Akçiçek'e Armağan, İzmir, 2010, s. 131-135)

Bu bağlamda bir diğer konuma dikkat etmek gerekir. Bornova Ovası'nda kuzeydoğudan gelen Kocaçay/Bornova Çayı ile Manda Çayı'nın suları, zaman içinde yatakları değiştirilip birleştirilen akarsu sistemi içinde bugün Bayraklı sahilinde, Eski Smyrna’nın yanı başında körfeze ulaşıyor. 

Manda Çayı adının kadim bir ad mı, Bornova-Işıklar-Pınarbaşı çevresinde geçmişte “Mantaia” adıyla anılan yerleşimden mi kaynaklandığı, yoksa zamanla oluşmuş yerel bir yakıştırma mı olduğu bilinmiyor. 

Dahası, bugün Manda Çayı adıyla denize ulaşan bu akarsu sisteminin Homeros çağında, Ozan’ın kıyısında doğduğu, büyüyünce dolaşıp şiirler söylediği anlatılan Meles olup olmadığı da henüz açıklığa kavuşmuş değil.

Image

(Manda Çayı ve Eski Smyrna)

***

Özetle üç şeyi birbirinden ayırmak gerekir:

Bugün Meles/Melez adıyla bildiğimiz Yeşildere-Kemer Çayı’dır.

Eski Halkapınar kaynaklarından doğan ve bazı araştırmacıların antik Meles olduğunu düşündüğü Halkapınar Deresi vardır.

Bir de Homeros'un yaşadığı dönemdeki Eski Smyrna'nın, yani Bayraklı'nın Meles'i sorunu vardır.

Hangisinin Homeros'un Meles'i olduğunu kesin olarak söylemek bugün mümkün değildir.

Ama, anlatılara göre Homeros’un kıyısında doğduğu Meles’in İzmir’in akarsularından bir olduğu kesindir. 

Image

(Halkapınar. Osmanlı dönemi İzmir kartpostalı, yaklaşık 1900'ler.)

Kesin olan bir şey daha var:

Meles neresi olursa olsun, Homeros'a verilen Melesigenes “Meles'te doğan”, “Meles soyundan gelen” diye yorumlanabilecek ad, Homeros ile Smyrna arasındaki en güçlü efsanevi bağlardan biridir.

O çocuk daha sonra bütün dünyanın Homeros adıyla tanıyacağı Ozan olacaktı.

Berrak suların kıyısında, yemyeşil topraklarda.

***

Homeros'un yaşamı konusunda antik dünya anlaşamıyordu.

Pseudo-Herodotos’un, Homeros’un Melanopos’un kızı Kritheis’den doğduğu yolundaki anlatısının yanı sıra, Pseudo-Plutarkhos adıyla bilinen bir başka derlemede de Kymeli tarihçi Ephoros’un İ.Ö. 4. yüzyılda Homeros hakkında aktardığı bilgiler yer alır.

Bu kez aile ağacı biraz değişiktir.

Ephoros'a göre Homeros ile Hesiodos'un kökenleri Kymeli üç kardeşe, Apelles, Maion ve Dius'a kadar uzanır.

Image

(Temsili resim. Yapay Zekâ)

Apelles öldüğünde kızı Kritheis'in bakımı ve korunması kardeşi Maion'a kalır. 

Bu anlatıda Maion'un, emanete hıyanet ettiği, Kritheis'i hamile bıraktığı ve ardından olayı gizlemek için onu Smyrna'daki edebiyat ve müzik öğretmeni Phemios'la evlendirdiği söylenir. (Pseudo-Plutarch, The Life of Homer, 2)

Bir başka anlatıya göre ise Kritheis amcasını bırakıp Phemios adında bir İzmirliye kaçmış. (Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1996, “Kritheis” maddesi.)

Ama anlatı değişse de değişmeyen bir şey vardır:

Kritheis yine Meles kıyısında doğum yapar.

Çocuğuna yine: Melesigenes adı verilir. (Pseudo-Plutarch, The Life of Homer, 2)

Demek ki farklı antik gelenekler birbirinden ayrılırken bile Homeros'u Smyrna ve Meles'ten koparmamaktadır.

Image

(Epheros’a göre hamile Kritheis Smyrna’ya getirilir. Temsili resim . Yapay Zekâ)

***

Bir başka anlatı Pseudo-Plutakhos eliyle Aristoteles'e bağlanır.

Bu kez de anne yine Kritheis’dir ama Kymeli değil, Ege Denizi'nin ortasında Kiklad Adaları’ndan İos Adası'ndan bir genç kızdır.

Olay giderek tarih olmaktan çıkar, söylenceye dönüşür.

Kız, sanatın, şiirin ve esinlenmenin tanrıçaları olan Musalarla dans eden yerel tanrılardan biri tarafından hamile bırakılır.

Hamileliğinden utanarak Atina’nın güneybatısındaki Aigina Adası’na gider.

Image

(Kritheis İos adasında. Temsil resim. Yapay Zekâ)

Orada Smyrnalı korsanların eline düşer.

Korsanlar onu Smyrna’ya götürürler. 

Kent o sırada, başkenti Sardes olan ve Batı Anadolu’nun geniş bir bölümüne egemen Lidyalıların yönetimindedir. 

Kritheis’i dostları olan Lidya kralı Maion’a verirler. Maion genç kadına âşık olur ve onunla evlenir. (Pseudo-Plutarch, The Life of Homer, I. 3.)

Sonra öykü yeniden aynı yere döner:

Meles kıyısına.

Kritheis burada Homeros'u dünyaya getirir.

Görüldüğü gibi kişiler, akrabalıklar, olaylar değişiyor.

Ama Smyrna ve Meles değişmiyor.

Belki de asıl üzerinde durulması gereken budur.

***

Başka bir eski Smyrna geleneğinde Homeros'un soyu bütünüyle söylenceye dönüşür. Babası artık bir insan bile değildir.

Babası ırmak tanrısı Meles, annesi ise bir nymphe, yani su perisi Kritheis'tir.

Bu nedenle ona önce Melesigenes, “Meles'te doğan/Meles'in soyundan gelen” adı verildiği anlatılır. (Homeros ile Hesiodos'un Yarışması (Certamen Homeri et Hesiodi. İngilizceye çeviri Evelyn-White)

Kritheis yine annedir ama bu kez insan değil bir peridir.

Homeros'un doğumdaki adı yine Melesigenes'tir.

Yetişkinliğinde gözlerini kaybedince “Homeros” adını aldığı bildirilir. (Homeros ile Hesiodos'un Yarışması (Certamen Homeri et Hesiodi. İngilizceye çeviri Evelyn-White)

İşte burada Homeros'un ünlü “kör Ozan” görüntüsü de karşımıza çıkar.

Hatta Homeros’un “kör” anlamına geldiği söylenir. 

Ne var ki “Homeros” sözcüğünün gerçekten “kör” anlamına geldiği kesin değildir.

Bu adın başka bir anlamı var mıdır?

Image

(Temsili resim. Yapay Zekâ)

Bazı filolojik değerlendirmelere göre “homer” sözcüğünün temel anlamı “rehin/kefil”dir. 

“Kör” anlamı Helenlerin İon ve Aiol lehçelerinde ortaya çıkan ikincil bir yorumdur ve modern filoloji bunu güvenilir bir köken kabul etmez. (Liddell–Scott–Jones (LSJ), A Greek-English Lexicon, s.v. ὅμηρος ve Ὅμηρος; Pseudo-Herodotos, Vita Homeri, 13)

Yani Homeros'un körlüğü bile tarih ile söylencenin birbirine karıştığı alanlardan biridir.

***

Kymeli tarihçi Ephoros’un anlattığı soy ağacında ilginç bir ayrıntı daha vardır.  

Homeros ile Ege dininin tanrılarını bize tanıtan Hesiodos yalnızca çağdaş iki büyük ozan değildir; Ephoros'un anlatısına göre aynı ailenin çocuklarıdır. (Ephoros, FGrHist 70 F 1 (Pseudo-Plutarkhos, Vita Homeri 1.2).

Kymeli üç kardeşten Apelles’in kızı Kritheis, Homeros’un annesidir. Diğer kardeşi Dius ise borçları nedeniyle Kyme’den ayrılıp Yunanistan’daki Boiotia’nın Askra kentine gider; burada evlenir ve Hesiodos’un babası olur.

Böylece Ephoros'un anlatısına göre Hesiodos, Homeros'un annesinin kuzenidir. Yani yakın akrabadırlar.

Belki de bu nedenle, iki büyük ozanın Yunanistan anakarasının karşısındaki Eğriboz adasında, Khalkis’te karşı karşıya getirildiği, ayrıntıları başka bir yazımıza konu olacak ünlü yarışma anlatısı daha da anlam kazanır.

***

Antik gelenek bu iki akraba ozanı bir de yarıştırır.

Homeros ile Hesiodos'un Yarışması adıyla bilinen anlatıya göre ikisi, Eğriboz Adası'ndaki Khalkis'te Kral Amphidamas'ın cenaze oyunlarında karşılaşır.

Halk Homeros'u üstün bulur. 

Ama hakem ödülü Hesiodos'a verir. 

Gerekçesi şudur: Hesiodos insanları toprağa ve barışa çağırır, Homeros ise savaşı anlatır. (Homeros ile Hesiodos'un Yarışması; Evelyn-White, Loeb, 1914)

Image

(Muhtemelen Heseidos’un büstü. Capitoline Museums. Roma)

İlginçtir, Hesiodos kendi eseri İşler ve Günler'de Khalkis'te Amphidamas'ın cenaze oyunlarında bir şarkıyla ödül kazandığını anlatır. Ama rakibinin adını vermez. (Hesiodos, İşler ve Günler 654–657)

Öykünün gerçekten yaşanıp yaşanmadığını bilmiyoruz.

Ama Homeros'un daha Antik Çağ’da nasıl büyük bir edebi ölçü haline geldiğini göstermesi bakımından anlamlıdır.

***

Bütün bu anlatılar yan yana getirildiğinde ilginç bir tablo ortaya çıkıyor.

Homeros'a sahip çıkan kentlerin her biri, onun yaşam öyküsünün başka bir parçasına dayanıyordu.

Sanki Homeros'un yaşamı Ege'nin kentleri arasında paylaşılmıştı.

Ege’nin çık mavi sularının kıyısında.

Smyrna doğumuna, Kolophon şiire başladığı yıllara, Sakız ozanlığına, İos ölümüne ve mezarına, Kyme ise soyuna sahip çıkıyordu.

Hangisi doğruydu?

Bunu bugün kesin olarak bilmiyoruz.

Belki de asıl önemli olan başka bir şeydir.

Bir ozanın doğduğu yeri paylaşamayan bu kentlerin hemen hepsi, aynı Ege dünyasının kentleriydi. Homeros daha Antik Çağ'da tek bir kentin ozanı olmaktan çıkmış, Ege'nin ortak sesi olmuştu.

Ama bütün bu söylencelerin arasında Smyrna'nın özel bir yeri vardı.

Çünkü Homeros'u Smyrna'ya bağlayan gelenek yalnızca “burada yaşadı” demiyordu.

“Burada doğdu” diyordu.

Annesini de bu topraklarla ilişkilendiriyordu.

Üstelik bu doğumu bir yere, bir ırmağa ve bir isme bağlıyordu:

Meles.

Homeros'a verilen ilk adın bile Melesigenes olduğu anlatılıyordu.

***

Image

(Kör Homeros ve Rehberi. William-Adolphe Bouguereau .1874'te, Milwaukee Art Museum)

Peki Homeros gerçekten yaşadı mı?

İşte çağdaş araştırmanın en zor sorusu budur.

Antik gelenek için sorun yoktu:

Homeros gerçek bir insandı.

Ozandı.

Kördü.

İlyada ile Odysseia onun eseriydi.

Yalnız nerede doğduğu tartışılıyordu.

Modern dilbilimi ise çok daha temkinlidir.

Homeros adlı tarihsel bir kişinin gerçekten yaşamış olması mümkündür.

Ama bunu kesin olarak kanıtlayacak bir belge yoktur.

İlyada ve Odysseia'nın tek bir kişinin bir anda yarattığı eserler olmadığı; yüzyıllar boyunca oluşan sözlü şiir birikiminin sonunda bugünkü biçimlerine ulaştıkları düşünülür.

Belki Homeros gerçekten yaşamış büyük bir ozandı.

Belki bu destanlara son biçimlerini veren kişiydi.

Belki bir ozanlar topluluğunun adıydı.

Belki de yüzyıllar boyunca yaşayan bir geleneğin simgesine dönüştü.

Bilmiyoruz.

Ama başka bir şey biliyoruz.

Söylencelerin ötesinde bir ipucu daha var: Homeros'un dili.

İlyada ve Odysseia ağırlıkla Helenlerin İon lehçesiyle söylenmiş, ama içlerinde Aiol lehçesinin izleri de bulunuyor. 

Smyrna ise tam iki lehçenin buluştuğu yerdi. 

Herodotos'a göre kent önce Aioller'indi, sonra Kolophonlu sürgünlerin eline geçerek İon kentine dönüştü. (Herodotos, Tarih 1.149–150)

Ancak Smyrna'nın diğer aday kentlerden önemli bir farkı vardı: Aiol geçmişinin ardından bir İon kentine dönüşmüştü.

Bu, Homeros'un Smyrnalı olduğunu tam olarak kanıtlamaz ama düşündürür. Smyrna geleneğinin neden bu kadar güçlü olduğunu anlamamıza yardım eder.

Image

(Homeros zamanında Smyrna.  Aiol ve İon lehçelerinin kullanıldığı kent. Temsili resim. Yapay Zekâ)

***

Bütün bu anlatılar yan yana konduğunda, Smyrna geleneği bana diğerlerinden daha ikna edici görünüyor.

Çünkü başka hiçbir kentin iddiası bu kadar çok katmanlı değil. 

Bir ırmak var. 

O ırmaktan gelen bir ad var. Farklı yüzyıllarda, birbirini tanımayan yazarların hep aynı yere dönen öyküleri var. Ve Homeros'un kendi dili var.

Bunların hiçbiri tek başına kanıt değil. Ama hepsi aynı yönü gösteriyorsa, bunu görmezden gelebilir miyiz?

***

Image

Homeros'un yaşam öyküsünü tarihsel bir belge gibi okuyamayız.

Pseudo-Herodotos, Pseudo-Plutarkhos, Ephoros, Aristoteles ve daha sonraki yazarların anlattıkları birbirleriyle çelişiyor.

Bunların önemli bir bölümü söylencedir.

Ama söylenceler de durup dururken doğmaz.

Farklı yüzyıllarda, farklı yazarların anlattığı öykülerde tekrar tekrar aynı coğrafyanın karşımıza çıkması önemlidir:

Kyme...

Smyrna...

Meles...

Ve:

Melesigenes.

Smyrnalılar Homeros'u yalnızca anlatılarla sahiplenmedi. 

Coğrafyacı Strabon ise kentte içinde Homeros heykeli bulunan bir tapınak, Homereion olduğunu, Smyrnalıların bastıkları bir bronz sikkeye de aynı adı verdiklerini yazar. (Strabon, Geographika 14.1.37)

Strabon (İ.Ö. 64/63 – İ.S. 24), gençliğinde Menderes Vadisi’ndeki Nysa’da öğrenim görmüş, burada ünlü öğretmen Aristodemos’un öğrencisi olmuştu.

Image

(Yeni Smyrna/İzmir sikkesinde Homeros)

***

 Ancak bu tanıklıklar Roma dönemine, Kadifekale çevresindeki yeni Smyrna'ya aittir. Homeros çağındaki Bayraklı'daki ilk Smyrna’nın Meles'i için doğrudan kanıt sayılamazlar.

İ.S. 2. yüzyılda Pausanias, Meles'in kaynaklarının yanında bir mağara bulunduğunu ve Smyrnalıların Homeros'un şiirlerini burada yazdığını söylediklerini aktarır. (Pausanias, Hellas'ın Tasviri, VII.5.12).

 Daha sonraları, Pausinias’in sözünü ettiği bu mağara birçok tartışmaya yol açmıştır.

Roma yakınlarında bulunan ve İ.Ö. 3. yüzyıl sonlarına tarihlenen; “Homeros’un Tanrılaştırılması kabartması” adlı mermer levha üzerindeki görüntüler çok tartışılmış; kabartmadaki mağaralı dağlık alanın İzmir-Bornova’daki mağaraları gösterdiği ileri sürülmüştür. (British Museum, Department of Greek and Roman Antiquities, Synopsis of the Contents of the British Museum: Græco-Roman Sculptures, 2nd ed., London, 1879; Altan Altın, Destanların Doğduğu Yer: Bornova Homeros Mağaraları, İzmir, 2026.) 

Image

(İzmir-Bornova’da bulunan Homeros Mağaraları olarak adlandırılan mağara)

Ancak bu yorum kesinlik kazanmış değildir; kabartmadaki görüntü Antik Çağ’ın kehanet merkezi Delphi’nin bulunduğu Parnassos, daha sonra da esin perileri Musaların kutsal dağı olan Orta Yunanistan’daki Helikon’la ilişkilendirilmiştir. (British Museum, Synopsis of the Contents of the British Museum: Græco-Roman Sculptures, 1879; Doris Pinkwart, Das Relief des Archelaos von Priene und die „Musen des Philiskos“, 1965.) 

Üstelik kabartmada mağaradaki kişi Homeros değil, lir çalan Apollon’dur; Homeros eserin en alt bölümünde tahtında oturur. (Doris Pinkwart, 1965; British Museum, envanter no. 1819,0812.1.) 

Dolayısıyla Bornova mağaralarıyla Homeros arasındaki ilişki ilgi çekici ve iki yüzyılı aşkın geçmişi olan güçlü bir gelenek olmakla birlikte, bunu doğrulayan kesin bir antik ya da arkeolojik kanıt henüz yoktur.

Bununla birlikte, Bornova mağaralarının Homeros’la ilişkilendirilmesi, tarihsel bir gerçeklik olarak değil, kentin kültürel mirasını zenginleştiren bir yakıştırma olarak görülebilir.

Image

(“Homeros'un Tanrılaştırılması kabartması. Roma'ya yakın antik Bovillae yakınlarında, Appia Yolu civarında 17. Yüzyılda bulundu. Daha sonra Roma'daki Palazzo Colonna'da korundu. British Museum eseri İ.Ö. 225–205 arasına tarihlendiriyor ve muhtemelen İskenderiye'de (Mısır) yapıldığını belirtiyor. Prieneli (Güzelbahçe-Söke-Aydın) Archelaos yapmış. Kabartmada en üstte Zeus, ortada Musalar/Esin perileri, Altta tahtta Homeros)

***

Bugün İzmir de Homeros'u bütünüyle unutmuş değildir

Büyük Ozanın adı bugün İzmir'in kent dokusunda da yaşıyor. 

Buca'yı Yeşildere'ye bağlayan, yer yer 35 metreye yükselen viyadük nedeniyle halk arasında "Uçanyol" denen bulvara, İzmir Büyükşehir Belediyesi 2013'te Homeros adını verdi.

İlginçtir, bulvarın viyadüğü Meles Çayı'nın üzerinden geçiyor. Homeros'un adı, bir anlamda doğduğu Meles'in kıyısına yeniden dönmüş oluyor.

Image

(Homeros Bulvarı. İzmir)

Aynı şekilde, Meles Deltası'nda, heykeltıraş Prof. Dr. Ferit Özşen'in yaptığı ve 2002 yılında yerleştirilen Homeros Anıtı bulunuyor.

Ama belki mesele bir vadiye, bir mağaraya ya da bir heykele Homeros'un adını vermekten daha büyüktür.

Çünkü Homeros yalnızca geçmişte yaşamış olduğu düşünülen büyük bir ozan değildir.

Image

(Meles Deltasında Homeros anıtı)

Homeros, İzmir'in dünya kültür tarihindeki en eski ve en güçlü bağlarından biridir.

Onun gerçekten hangi evde doğduğunu bilmiyoruz.

Meles'in hangi noktasında dünyaya geldiğini de bilmiyoruz.

Dahası Meles’in hangi akarsu olduğunu bile tam olarak bilmiyoruz.

Hatta tarihsel Homeros'un tek bir kişi olup olmadığını bile kesin olarak söyleyemiyoruz.

Ama yaklaşık üç bin yıldır anlatılan bir şey var:

Bir çocuk Smyrna'da, Meles'in kıyısında doğdu.

Annesi ona nehrin adını verdi:

Melesigenes.

Dünya ise onu başka bir adla tanıdı:

Homeros.

Belki de bu nedenle,

Homeros demek biraz da Smyrna demektir.

Smyrna demek de biraz Homeros.

Sefa Taşkın

10.10.2026

Dikili-Bergama/İzmir