Salah Bey, 4 Mayıs 1985 Cumartesi günü Beyoğlu’nda dostu Kenan Bey ile karşılaşır. Ayaküstü sohbete koyulurlar. “Seni iyi gördüm” deyince Kenan Bey “Eee! 83 yaşındayım ama yaş diye bir şey yok. İnsanın tezgâhları olmalı. Çalışmalı!” karşılığını verir. Vedalaşıp ayrılırlar. Nedense Salah Bey dostu Kenan Bey’in adını o karşılaşmada hatırlayamaz. Eve dönünce dostunun adını çıkarabilmek için yazdığı “Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu” kitabına bakar. “Kahvengiz” bölümünde adını görünce “Ah be bizim Yontunç!” diye mırıldanır. Yüzümüzde tatlı bir tebessüme neden olan, arkadaşının adını unutan kişi ünlü şair Salah Birsel’dir. İsmini unuttuğu heykeltıraş Kenan Yontunç ise birçok kentte yaptığı eserlerle bugün de hatırlanmaktadır.
İLKLERİ GERÇEKLEŞTİREN İSİM
Kenan Ali Yontunç’un heykel sanatına ilgisi çocuk yaşta başlar. Babası Mehmet Ali Bey’in Bağdat’ta kaymakam olduğu dönemde bahçede bir başına oynarken çamurlara şekiller vermeye çalışır. Resme ve heykele olan ilgisi zaman içinde artar. 1922’de Sanayi Nefise Mektebi’ne girerek İhsan Özsoy ve Mahir Tomruk’tan modelaj dersler alır. Bir yıl sonra Münih ve Floransa’ya giderek heykel eğitimine devam eder. 1925’te yurda döner ve Erenköy Zühtü Paşa İlkokulu’nda resim öğretmeni olarak çalışır. 1926 ve 1927’de Seyri Sefain İdaresi Kenan Bey’den bir Atatürk büstü yapmasını ister. Atatürk’e bire bir benzeyen bu başarılı büst Karaköy’deki Seyri Sefain İdaresi yolcu salonu önüne yerleştirilir. Onu özel kılansa bir Türk tarafından yapılan ilk Atatürk büstü olmasıdır. Yaptığı bu çalışma Gazi’nin dikkatini çeker ve Kenan Bey’i Ankara’ya çağırarak ona bir atölye tahsis eder.
ATATÜRK KENAN BEY’İ EVLENDİRİYOR
Kenan Yontunç’un evlilik hikâyesi de ilginçtir. Kazım Sevüktekin Paşa’nın 17 yaşındaki kızı Feriha Hanım bir akşam İstanbul’da Tokatlıyan Oteli’nde Kızılay balosuna katılır. Kenan Bey de hoşlandığı Feriha Hanım’ı dansa kaldırmak ister. Feriha Hanım, eniştesi Sadi Yaver Ataman ve aile büyüğü Süreyya İlmen Paşa’dan izin isteyerek Kenan Bey ile dans eder. Dans sırasında da birbirlerinden hoşlandıklarını dile getirirler. Bir hafta sonra Haydarpaşa’dan Ankara’ya giden trende yine karşılaşırlar. Feriha Hanım o özel buluşmayı şöyle anlatır:
“Trende akşam yemek zili çaldı. Restorana geçiyordum. Şef garsona oturacak yer soruyordum ki ‘sizin yeriniz ayrıldı’ dedi. Baktım iki kişilik masada Kenan Bey beni bekliyor. Karşılıklı oturup yemek yedik.”
Meğer Kenan Bey, Feriha Hanım’ın Ankara’ya döneceği günü öğrenerek onu yakından tanımak için bir plan yapmıştır. Günler geçer, Atatürk bir akşam Kazım Paşa’nın Çankaya’daki evini ziyaret eder ve Feriha’ya “Böyle güzel bir genç kıza İstanbul’da izdivaç eden olmadı mı” diye sorar. Feriha da “Oldu paşam! Sizin heykellerinizi yapan heykeltıraş Kenan Ali Bey talip oldular” karşılığını verir. Atatürk, Kenan Bey’i “heykeltıraş” olarak tanımış olsa da hakkında kapsamlı bir inceleme yapılması talimatı verir. Olumlu rapor gelince de Atatürk’ün iştirakiyle gençler evlenirler.
ATATÜRK’ÜN İLK MASKI
Kenan Yontunç, 1928’de Atatürk’e poz verdirerek büstünü yapar ve maskını alır. Yontunç, o özel günü şöyle anlatır:
“Ankara’da Paşalartepesi’ndeki evimizde bir akşam aile toplantısı vardı. Yemekten sonra poker oynanıyordu. Bir süre sonra Atatürk geldi. Bana ‘Sen sanatkâr adamsın, durma çalış’ dedi. Bu sözleri beni heykeli yapmaya teşvik ediyordu. Koştum çamurumu aldım. Altı saat kadar çeşitli yönlerden bakarak büstünün esas hatlarını aldım.”
Atatürk, kendisine çok benzeyen büstün kaba halini çok beğenir ve “İşte bu benim!” cümlesini kurar. Yontunç, böylece Atatürk’e poz verdirerek maskını yapan ilk heykeltıraş olur.
BİR TÜRK’TEN İLK ANIT
Cumhuriyetin ilanından sonra Krippel ve Canonica gibi yabancı heykeltıraşlara birçok anıt yaptırılır. Yontunç Atatürk’ün huzurunda bulunduğu bir gün yetenekli Türk gençlerine de fırsat tanınması gerektiğini ifade eder. Atatürk bu serzenişe hak verir ve Amasya’ya yapılacak anıt için Kenan Bey görevlendirilir. Anıt, Mustafa Kemal Paşa’nın Haziran 1919’da Amasya’da kaldıkları binanın bulunduğu yere yapılır. “Karalık Oda Anıtı” adı verilen bu anıtın 6 metrelik kaidesinin üzerine “Gençliğe Hitabe” yazılırken heykel 2.20 metre olarak yükselir. 29 Ekim 1929 günü açılan anıtı özel kılansa bir Türk heykeltıraş tarafından yapılan ilk Atatürk anıtı olmasıdır.
YAPTIĞI DİĞER HEYKELLER
Yontunç, 1937’den itibaren iki yıl boyunca İktisat Vekaleti’nde ressam olarak çalışır. Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Kayseri, Tarsus, Mersin, Isparta, Elazığ, Silifke, Çorum gibi birçok kentte Atatürk anıtları inşa eder. Bir röportajında, “Bana dünyayı sevdiren ve en güzel ilhamı veren odur. Onun heykellerini yapmak bana büyük bir zevk veriyor” diyecektir.
Atatürk’e poz verdirerek yaptığı mask ise kamu binalarını, okul duvarlarını süslerken 10 Kasım 1938 günü de kendisine bir başka görev verilir. Ulu önderin vefatının ardından yüz ve el maskını alması istenir ancak derin üzüntüsü buna engel olur. Yontunç’un yerine Dr. Nuri Hakkı Aktansel bu özel görevi üstlenir. Ayrıca Anıtkabir’in inşasında görev alan Yontunç girişteki 42 basamaklı yerde bir kürsü inşa eder. “Hitabet Kürsüsü” adı verilen bu mermer kürsünün ortasında “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” ifadesi yer alır. Ayrıca “Bayrak Direği Kaide Rölyefi” ile kuş evlerini inşa eder. 1943’te Güzel Sanatlar Akademisi’nde çalışmaya başlayan Yontunç emekli olduğu 1969’a kadar çok sayıda öğrenci yetiştirir.
İNÖNÜ’NÜN İLK BÜSTÜ
Kenan Yontunç, İsmet İnönü’nün de büstünü yapan ilk isim olur. 1930’da Pembe Köşk’te bir hafta boyunca, günde bir saat İnönü’ye poz verdirerek büstü tamamlar ve büst köşkün bahçesinde sergilenir.
Yontunç 1970’lerde Hürriyet gazetesinin başlattığı kampanya ile Atatürk, Fatih Sultan Mehmet, Mimar Sinan, Namık Kemal, Barbaros Hayrettin Paşa gibi önemli isimlerin büstlerini de yapar. Bu çalışmalar 450 okula hediye edilir. Ayrıca 1973’te Âşık Veysel Anıtı’nı, aynı yıl Üsküdar’daki Şemsipaşa Atatürk Anıtı’nı yapar. 18 Mayıs 1983 günü açılan Gülhane Parkı’ndaki Atatürk Anıtı yine onun eseridir. Ayrıca Şekerbank’ın, Emniyet Sandığı’nın tasarrufa özendiren kumbaraları onun hünerli ellerinden çıkar.
Yontunç, son nefesine kadar sürekli çalışır ve 87 yaşında bile sergi açar. 8 Mayıs 1995 günü aramızdan ayrılırken gerçekleştirdiği ilklerle ve farklı illerde yaptığı Atatürk anıtları ile “Atatürk’ün Heykeltıraşı” olarak hatırlanmaktadır.
Not: Bilgi ve fotoğraf desteği için Ahmet Yüksel ile Hüseyin Menç'e teşekkürler.