Çok çok uzak bir gezegende

Bilim-kurgu edebiyatının efsaneleşmiş serisi “Dune” nihayet hak ettiği bir sinema uyarlamasına kavuştu. Denis Villeneuve imzalı filmde başrolleri Timothée Chalamet, Rebecce Feguson, Oscar Isaac ve Zendaya paylaşıyor

28 Ekim 2021 Perşembe, 10:36
Çok çok uzak bir gezegende
Abone Ol google-news

Frank Herbert 70’li yıllarda kendisiyle yapılan bir röportajda “Star Wars” filminin yönetmeni George Lucas’ın filmdeki birçok şeyi kendi romanından çaldığını ima etmiş ve “Dava açmamak için kendimi zor tutuyorum ama başka çarem de olmayabilir” demişti. O yüzden eğer Denis Villeneuve’ün “Dune: Çöl Gezegeni” (orijinal adı sadece “Dune”) filmini izlerken daha ilk dakikalardan itibaren aklınıza “Star Wars” geldiyse hiç şaşırmayın; yıllar önce “Star Wars”u izleyenlerin aklına da, başta Frank Herbert olmak üzere, “Dune” gelmişti.

İşin bu kısmını kenarda bırakırsak, “Dune” 1980’li yıllarda David Lynch’in yaptığı ve hemen hiç kimsenin beğenmediği bir uyarlama dışında ilk kez sinemaya uyarlanıyor ve bu sefer genel kanı Villeneuve’ün hakkaniyetli bir iş çıkardığı yönünde. Görünüşe bakılırsa devamı da gelecek. Bu arada hatırlatalım, 70’li yıllarda romanı filme aktarmak için çok çabalayan kült sinemacı Alejandro Jodorowski bir türlü yeterli finansmanı sağlayamadığı için projeyi rafa kaldırmış ama onun ilmek ilmek ördüğü Dune evreninden başta “Alien” ve “Star Wars” (yine geldik Lucas’a) olmak üzere çok sayıda başka film nemalanmıştı. Hikayenin tamamını “Jodorwski’s Dune” adlı belgeselde bulabilirsiniz. Villeneuve’ün filmine dönersek, romanı okumayanların da kesinlikle yüksek bir seyir keyfi alacağına şüphe yok ama Herbert’in kitaplarına vakıf olanların da tasdikleyeceği gibi Kanadalı yönetmen büyük ölçüde yazarın tahayyülüne sadık kalmış. Herbert’in Dune evrenini tasarlarken Arap kültüründen birçok şeyi devşirdiğini düşünürsek, Villeneuve’ün örneğin Arrakis’teki kadınları Kuzey Afrikalı kadınlar gibi giydirmesi çok bariz bir tercih oluyor aslında. Yani aslında başlıkta yazdığımız gibi ‘çok çok uzaktaki bir gezegen’i anlatsa da çok çok yakın bir gezegende geçiyor “Dune”. Üstelik 60’lı yıllarda yazılan romanın neredeyse 60 yıl sonra bile hayatımızda çok benzer noktalara temas etmesinin de hem yazarın vizyonerliğine hem de insani hırsların değişmezliğine bağlanacak çok fazla açıklaması var, değil mi? 

VILLENEUVE’ÜN KUMARI

Aslına bakarsanız 2,5 saatlik uzun süresi ve 200 milyon dolara yaklaşan bütçesiyle “Dune”un bu denli düşük bir aksiyon içermesi ciddi bir risk olarak görülebilir. Öyle ya, artık büyük bütçeli yapımlar ancak genç bir kitleyi salonlara çekebildiği ölçüde gişe şansını yükseltebiliyor ve “Dune” gibi ağır ateşte pişen bir uzay operası örneğin “Star Wars”ın bol aksiyonlu son halkalarıyla nasıl rekabet edecek? Belki de bu yüzden film dünyanın bazı ülkelerinde HBO Max’te de gösterime girdi ve Warner Bros. sadece salon gişelerine bel bağlamadığını göstermiş oldu. Gerçi Villeneuve’ün bu durumdan çok mutlu olduğu söylenemez ama en azından şimdiden ABD dışı vizyonuyla 100 milyon dolardan fazla hasılat yapan filmin kendini ispat ettiğini söylemek mümkün. Yani aslında Villeneuve’ün oynadığı kumar işe yaradı ve bir yanıyla tam bir büyüme öyküsü (unutmayalım Paul kitapta 15 yaşındadır, burada birazcık daha büyük dursa da) olan, bir yanıyla Mesih mitine yaslanan ve kolonyalizm, kültürel çatışma, ekolojik farkındalık gibi unsurlarla bezeli düşsel bir epik drama olan “Dune” hem eleştirmenlerden hem de izleyici kitlesinden onay aldı.

Javier Bardem (yine müthiş, yine filmi çalmış), Jason Momoa (Aquaman’den daha havalı burada, ne de olsa sorumluluk az), Stellan Skarsgaard (tanımakta zorlanabilirsiniz), Charlotte Rampling, Josh Brolin, Dave Bautista ve bizce son 10 yılın en özgün müzisyen/şarkıcı/şarkı yazarı Benjamin Clementine’ın rol aldığı “Dune” güçlü oyuncu kadrosuyla da dikkat çekiyor elbette. Dük Leto rolünde Oscar Isaac, Lady Jessica rolünde Rebecca Ferguson, Chani rolünde Zendaya ve tabii ki Paul rolünde Timothée Chalamet filmin asıl yükünü kaldıran isimler ve her biri de birinci sınıf bir işe imza atmışlar. Ama galiba asıl en büyük alkışı filmin o muhteşem yapım tasarımını üstlenen ve Denis Villeneuve ile daha önce de defalarca çalışmış (en son “Arrival” ile Oscar’a aday gösterilmiş) Patrice Vermette hak ediyor. O olmasa muhtemelen bu kadar etkileyici bir “Dune” evreni de olmazdı.

FİLMİN NOTU: 8/10