Islak zeminde kayıp düştüm

Alabama’nın yerlilerinden Ann Hodges, evinde sakin sakin otururken tepesine meteor düşüp yaralanmıştı. Benim dikkatsizliğimin yol açtığı durum kıyaslanamaz tabii ki…

27 Kasım 2021 Cumartesi, 11:56
Islak zeminde kayıp düştüm
Abone Ol google-news

Kötü düştüm. Islak zeminde ayağım kayınca gazetenin koridoruna kapaklanıverdim birden. Dizimin acısını yaşarken “gören oldu mu acaba?” diye saniyelik de olsa kaygılandım. İnsanoğlu/kızı bir tuhaf gerçekten, o anda bile hala “millet ne der?” derdine düşebiliyoruz. Bu aynı gün yaşadığım ikinci sakarlığım. İlki dışarıdaki demir kapıya parmağımı sıkıştırmak oldu. Her zaman olmaz bu.

Üst üste gelince, hani eğilimliyizdir ya anında mağdur olmaya, “amma şanssızım” dedim içimden. Topu topu, sadece rastlantıya dayalı, benden kaynaklanan dikkatsizlik sonucu yaşadığım sıradan bir olay işte. Başkalarının başına geleni bilince, iyice anlıyorsunuz bunun önemsizliğini. Hırvatistanlı Frane Selak diye birinden söz ederler. 90’ını aşkın bir yaşı vardı, hala hayatta mı bilemem. Adam bir tren kazasından kurtuldu, bir uçağın kapısından piste düştü, bir keresinde nehre uçan otobüsün içindeydi, bir otobüsün altında kaldı bir başka zaman, bir uçurumun kenarından da düşmek üzereyken kurtardılar. Şimdi tabii, bu aklıma gelince benim “şansızlığım”dan söz etmek de tuhaf dururdu gerçekten. Yedi kez yıldırım çarpan Roy Sullivan da Guinness Rekorlar Kitabı’nda hak ettiği yeri alan bir şanssızdı. 1969 ile 1973 arasında tüm yıldırımlar bu adamı bulmuştu nedense. Ben düşmüşüm çok mu?

HODGES’İN EVİNDE

Yıldırım demişken, İngiliz Walter Summerford’u atlamak olmaz. Yıldırımlarla başı belada olan enteresan bir adamdı. Dört kez yıldırım çarptı zavallıyı. 1930’daki son olaydan sonra iki yıl yaşayabildi. Bitmiştir herhalde diye düşünen varsa, belirteyim; öldükten sonra da mezarına düştü yıldırım, 1936’da. Mezar taşı kırılmıştır diye anlatılır. Demek doğa da taktı mı takıyor kimilerine.

Bunlar aklıma gelince şöyle ağız tadıyla bir diz ağrısı çekemedim, inanın. Utandım sanki. Sonuçta dikkatsizlik yüzünden ıslak zemine basıp, kaymıştım. Bu beni çok da şansız yapmaz herhalde. Alabama’nın yerlilerinden Ann Hodges’in evinde sakin sakin otururken tepesine meteor düşüp yaralanmasıyla benim dikkatsizliğimin yol açtığı durum kıyaslanamaz tabii ki. Yeryüzünde uzaydan gelen taşla kalçasından yaralanan tek kişiydi.

Şimdi ben her zamankinden daha dikkatliyim, düşmeyeyim diye. Önüne geçebilirim kimi sakarlıklarımın. Benim gösterdiğim çabayı göstermekle “kaderlerinden” kurtulamayanlar da var tabii. Yani nasıl önlenebilir ki, geldi mi geliyor işte. Violet Jessop vardır bir. Sağlıkçıydı bu hanım. İngilizlerin ünlü mü ünlü gemileri Olympic’te görevliydi. Gemi bir İngiliz savaş gemisiyle çarpışıp battı 1911’de. Kimse ölmedi Allahtan. Sonra Jessop Titanic’te görev aldı, bu, döneminin en büyük gemisinin sonu malum. Buz dağına çarpıp, yüzlerce yolcusuyla beraber battı. Sonra Britannic gemisinde çalışmaya başladı Jessop. Bu gemi de mayına çarptı battı. Üç kez gemi kazasından kurtulan kadını ölünce denize gömdü yakınları. Bir bildikleri vardı herhalde.

LİNCOLN’UN OĞLU

Şansızlık yine iyi. Kendinize oluyor zararınız ne de olsa. Başkasına uğursuzluk getirmek falan, çok berbat bir durum. İnandığımdan değil ama bana “bize şansızlık getiriyorsun” dese arkadaşlarım ölürüm üzüntüden. O nedenle Abraham Lincoln’ün oğlu Robert’in yerinde olmak istemezdim doğrusu. Babası bir tiyatroda öldürüldüğünde oradaydı. Babası da olsa bir Başkan öldürülüyor yanında sonuçta. Sonra davetli olduğu bir etkinlikte ABD’nin 20. Başkanı James Garfield’i de öldürdüler. Yıllar sonra da 25. Başkan William McKinley’in Pan-Amerikan sergisine yaptığı nazik daveti geri çevirmedi. Gittiği o sergide McKinley’i de öldürdüler. Fazla tesadüf bu tabii.

Diz ağrısı da kötü gerçekten. Fena düştüm sol dizimin üzerine. Parmağım kapıya sıkışmasaydı, sadece dizim için acı çekecektim, ama parmak da var bir yandan, hangisi için acı çekmek gerektiğini şaşırdım. Kafamı vursaydım ölür müydüm acaba? 

Abarttığımı düşünmeyin, olmuyor değil. Böyle ölseydim üzülürdüm doğrusu. Ama ne yazık ki en hazır olmadıkları zamanda yaşamını yitirenler de var. Bunlar arasında en tuhafını hâlâ acıyla anımsarım. ABD’de Kalifornia’da Oakland’da, 2007’de bir adam karısıyla kaldırımda yürürken aniden bir yangın musluğuna çarptı. Nasıl olduğuna hâlâ akıl sır erdiremediğim bu çarpışmanın etkisiyle 200 kiloluk yangın musluğu yerinden fırlayarak talihsiz adamın kafasına düştü. Ölümü böyle oldu.

Alt tarafı düştüm. Bu kadar çok şeyi çağrıştırmasının da ne anlamı var, bilemedim. Yaşlanınca demek ki.