Kökenler, bağlar veya zincirler

Kökenler, bağlar veya zincirler

4.05.2025 10:56:00
Güncellenme:
Başak Bıçak
Takip Et:
Kökenler, bağlar veya zincirler

Kız kardeşlik, kökenler, cinsellik ve güç ilişkileri... September Says, ailenin sevgiyle değil kontrolle örülen karanlık yüzünü gözler önüne seriyor.

Mavi renkli elbiseleri ve boyalı yüzleriyle el ele tutuşmuş iki kız kardeş. Fotoğraflarını çeken sanatçı anneleri üstlerine, malum filmi hatırlatsın diye kan sıçratırken bu “işkencenin” bir an önce bitmesini diliyor gibiler... September Says’in açılış sahnesinde, The Shining’in (1980) ünlü hayaletleri Grady kardeşlere verilen bu referans, öykünün gerilimli yolculuğuna ilişkin çok sayıda ipucu barındırıyor. Ancak bu işaretlerin en önde geleni, iki kız kardeş arasında filmin tüm ortamına sirayet eden o tekinsiz bağda gizli.

Yunan-Fransız oyuncu Ariane Labed’in ilk uzun metraj filmi September Says, aslında Daisy Johnson’ın Sisters isimli romanının bir uyarlaması. Estetik biçemi ve öykülemesiyle “Yunan tuhaf dalgası”nı hatırlatan yönetmenin bu çizgiye yönelmesinde hem rol aldığı filmlerin hem de “Yunan tuhaf dalgası”nın önde gelen isimlerinden Yorgos Lanthimos’la evliliğinin etkisi fark ediliyor. Nitekim ilk andan itibaren akımın izlerini taşıyan üslubuyla ve merceğine aldığı aile-cinsellik-şiddet sarmalında ilerleyen öyküsüyle yönetmen stile yakınlığını açıkça belli ediyor ki bunda, September (Pascale Kann) ve July (Mia Tharia) adı verilen kız kardeşlerin sıra dışı davranış biçimlerinin de payı büyük.



Çünkü girişin ilk sahnesinin peşi sıra bir atlamayla, ergenlik çağlarına geçiş yapan kız kardeşlerle yeniden anneleri tarafından kuşatılmış bir durumda buluşuyoruz. Sheela (Rakhee Thakrar), benzer bir fotoğraf çekimi için kızlarını giydirip onlara neler yapmaları gerektiğini söylüyor. Ancak bu durum zaman içerisinde ve koşulların etkisiyle tuhaflaşmış kız kardeşler için artık o kadar da garip görünmüyor. Çünkü bu sahnelerin hemen ardından okulda karşılaştığımız kızlar, akran zorbalığının hüküm sürdüğü bu yerlerde yalnızca zorbalığa uğrayan kişiler değil, zorbanın kendisi olarak da karşımıza çıkıyorlar.

ADIM ADIM KÖLELEŞME

Bu andan sonra filme adını veren September’ın, ilkin kendisinden bir yaş küçük kardeşiyle konuşma biçimi, ardından da okulda çıkardığı sorun nedeniyle bizi ilk sahneden ele geçiren bu belli belirsiz gerilimin özü olduğu açığa çıkıyor. Çünkü kız kardeşler arasındaki koşulsuz sevgi çeperiyle ancak şiddet çekirdeğiyle örülü bu ilişki (veya zincirlenme) biçimi, September’ın kardeşine yapmasını söyledikleriyle beraber tümden ürkütücü bir duruma evriliyor. Bir gün artık July ile kırmızı olan hiçbir şeyi yemeyeceklerine karar veriyor, başka bir gün ona bir kavanoz mayonezi bitirmesini söylüyor. Bazen kendisi yerine ölmeyi tercih edip etmeyeceğini soruyor, bazen de bir uzvunu kaybetse, July’ın da aynı uzvunu kesip kesmeyeceğini… Böylelikle sevgi adı altında kendisini bir otoriteye, kardeşini ise bir tür köleye dönüştürüyor.



Aralarındaki saplantılı bağ, September’ın her sahnede ne söyleyeceğinin öngörülemezliğiyle birlikte büyürken, July’ın birinden hoşlanmaya başlamasıyla hem anlatıdaki hem de kardeşler arasındaki ilk kırılma gerçekleşiyor. Bu andan sonra İrlanda’ya taşınmaları ise sırf kardeşler arasındaki dinamikleri değil, daha önce kabul görmediği bir ailenin evine gitmek zorunda kalan bir annenin yaşadıklarıyla birlikte cinsel uyanışlar, lemurlar, solucanlar ve halüsinasyonlarla çevrili bir karanlığa doğru evriliyor. Anne kayboldukça kızlar da “kumun” içine gömülüyor. Hep birlikte adım adım bir bilinmezliğe ilerliyorlar.

September Says, kamera kullanımıyla seyircisine uzaklığını iyi ayarlayan, güçlü performanslarıyla bu etkiyi katlayan ancak finalde o ana dek sabırla beklediğiniz duyguya sizi kavuşturmak konusunda istekli görünmeyen bir film. Kendisi kökenleri nedeniyle kabul görmediği için çocuklarını da o duyguyla büyüten, güzel olduklarının söylenmesinden rahatsız olan ya da erkekleri nefretle anan bir anne ile cinselliğin, okulun ve evin her köşesine sindiği, televizyon ve derste mütemadiyen görünür olduğu, “çarşaftan kalelerle kaplı” bir dünyada büyüyen iki kızın hikâyesi bu. Ve barındırdığı tüm bu temalarla çok daha çarpıcı ve belki de dehşet verici bir filme dönüşme fırsatını kıl payı kaçırıyor. Yine de son ana dek gizemini destekleyen bu “hastalıklı” karakter yapıları ve atmosferiyle seyircisini rahatsız etmeyi başaran bir film September Says ve tam da bu nedenle ilgiyi hak ediyor. September Says’i MUBI Türkiye’de izleyebilirsiniz.

Puanım: 6/10