Teknoloji çoğu zaman soyut bir dünya olarak algılanıyor: bulut sistemleri, algoritmalar, yapay zekâ ve veri akışları… Geçtiğimiz günlerde inceleme olanağı bulduğum Dünya Ekonomik Forumu'nun “Doğa-Pozitif: Teknoloji Sektörünün Rolü” başlıklı raporu, bu algının eksik olduğunu açık biçimde ortaya koyan analizlerden. Rapora göre teknoloji sektörü, doğayla yalnızca dolaylı bir ilişki içinde değil; su, enerji, madenler ve atıklar üzerinden doğal sistemlere doğrudan bağımlı bir yapı sergiliyor.
SU KULLANIMI
Raporda dikkat çeken ilk başlıklardan biri su kullanımı. Yarı iletken (çip) üretimi, veri merkezleri ve soğutma sistemleri, yüksek miktarda tatlı su tüketiyor. Küresel ölçekte yarı iletken üretiminin yılda 1 trilyon litreyi aşan bir su kullanımına yol açtığı belirtiliyor. Bu miktar, özellikle su stresi yaşayan bölgelerde teknoloji yatırımlarının yalnızca ekonomik değil, ekolojik ve toplumsal sonuçlar da doğurduğunu gösteriyor. Bugün birçok veri merkezi projesinin, yerel su kaynakları üzerindeki baskı nedeniyle tartışma konusu olması tesadüf değil.
DİJİTAL BÜYÜMENİN ENERJİ BEDELİ
Enerji talebi ise teknoloji sektörünün bir diğer görünmeyen boyutu. Veri merkezleri küresel elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 1.5’ini oluşturuyor ve bu oranın dijitalleşme, yapay zekâ ve bulut hizmetlerindeki büyümeyle artması bekleniyor. Enerji üretiminin hâlâ büyük ölçüde fosil yakıtlara dayandığı düşünüldüğünde, bu talep doğrudan karbon emisyonları ile ilişkilendiriliyor. Teknoloji sektörü bu yönüyle oldukça maddi bir ekolojik ayak izi taşıyor.
Bir diğer çarpıcı veri elektronik atıklar üzerine. Küresel ölçekte her yıl 60 milyon tonun üzerinde e-atık üretiliyor ve bunun yalnızca yaklaşık yüzde 20–25’i geri dönüştürülebiliyor. Akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve diğer dijital cihazlar kullanım ömürlerini tamamladıklarında, içinde barındırdıkları değerli minerallere kaşrın büyük ölçüde atık zincirine karışıyor.
DOĞA DOSTU DÖNÜŞÜM MÜMKÜN MÜ?
Öte yandan rapor, bu tabloyu yalnızca bir sorunlar listesi olarak sunmuyor. En önemli katkılarından biri, teknoloji sektörünün doğa-pozitif bir dönüşümde oynayabileceği rolü görünür kılması. Doğa-pozitif yaklaşım, yalnızca çevresel zararı azaltmayı değil, ekosistemleri onarmayı, kaynak kullanımını dengelemeyi ve uzun vadeli dayanıklılığı hedefliyor. Bu yönde atılacak adımlar aynı zamanda ekonomik fırsatlar da yaratıyor. Doğa-pozitif stratejilerle teknoloji sektörünün 2030’a kadar yüzlerce milyar dolarlık maliyet tasarrufu ve yeni gelir potansiyeline ulaşabileceği ifade ediliyor.
Buna ek olarak rapor, teknolojinin doğayı destekleyebileceği bazı alanlara da işaret ediyor. Uydu sistemleri ve sensörler aracılığıyla biyoçeşitliliğin izlenmesi, yapay zekâ destekli modellerle su ve enerji verimliliğinin artırılması, dijital araçlarla ormansızlaşmanın ve arazi kullanım değişimlerinin takip edilmesi, veri analitiği sayesinde iklim risklerinin daha erken öngörülmesi, tedarik zincirlerinde şeffaflığın artırılması, döngüsel ekonomi uygulamalarının dijital platformlarla desteklenmesi ve çevresel etkilerin ölçülmesini sağlayan doğal sermaye muhasebesi bu alanlar arasında.
Büyük teknoloji yatırımları, özellikle veri merkezleri ve altyapı projeleri, yerel topluluklar üzerinde baskı yaratabiliyor. Su kullanımı, enerji ihtiyacı ve arazi kullanımı gibi konular, sosyal gerilimlere yol açabiliyor. Bu nedenle teknoloji sektörünün yalnızca teknik çözümler üretmesi değil, toplumla diyalog içinde hareket etmesi gerektiği belirtiliyor.
Sonuç olarak “Doğa-Pozitif: Teknoloji Sektörünün Rolü” raporu, teknolojiyi ne tamamen suçlayan ne de onu otomatik bir kurtarıcı olarak konumlandıran bir çerçeve sunuyor. Bunun yerine, teknolojinin doğayla kurduğu çok katmanlı ilişkiyi görünür kılıyor. Dijital dünyanın maddi bir karşılığı olduğunu kabul etmek, sürdürülebilir bir gelecek için atılacak en temel adımlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.
DİJİTAL BÜYÜME DOĞAYA BAĞLI
Dünya Ekonomik Forumu’nda iklim ve doğa ekonomisi alanından sorumlu yönetici Pim Valdre, küresel ekonominin yarısından fazlasının doğaya ve ekosistem hizmetlerine orta ya da yüksek düzeyde bağımlı olduğunu vurguluyor. Valdre’ye göre sıcaklık rekorları, deniz seviyesindeki yükselme ve biyolojik çeşitlilik kaybı, şirketler ve yatırımcılar için doğa kaybını artık ertelenebilir bir başlık olmaktan çıkarıyor.
TEKNOLOJİ SEKTÖRÜNDE GEZEGEN İÇİN 7 ADIM
-Su verimliliğinin artırılması ve atık suyun geri kazanımı
-Kirliliğin azaltılması ve döngüsel üretim modellerinin benimsenmesi
-Sera gazı emisyonlarının düşürülmesi
-Yenilenebilir enerji kullanımının artırılması
-Tedarik zincirlerinde sürdürülebilir işbirlikleri kurulması
-Politika ve düzenleme süreçlerine yapıcı katılım
-Ekosistem restorasyonunun kurumsal stratejilere entegre edilmesi