1955 yılında Amerikalılar tarafından ticari olarak piyasaya sürülen naylon, 1970’ten sonra da hızla dünyaya yayılmıştır. Ülkemizde ise bu yeni icat, bir uygarlık göstergesi gibi kabul görüp, yaygınlaşmış ve avuç avuç tüketilmeye başlanmıştır. Türklerin geleneksel pazar aracı olan file, hemen terk edilerek yerini naylon poşete bırakmıştır.
Ülkemizde, önce şehirler bu yeni icat naylon ile tanışmış ve çöplükler onlarla dolmuştur. Doğa harikası, el değmemiş köylerimizi ve dağlarımızı keşfeden gezginler, oralarda kendilerinden önce gezenlerin atıklarıyla karşılaşmışlardır.
Köylülerimiz senelerdir “akan su kir tutmaz” deyişi ile çöplerini yakınlarındaki derelere atarken, akan dere yok edemediği naylon poşetleri aşağılardaki daha büyük su havzalarına taşımıştır. Nehirlerle beslenen göllerimiz bu yeni icadın toplanma yeri olmuştur. Doğrudan denizlere açılan dere ve nehirler ise taşıdıkları atıkları deniz dip ve yüzeylerde toplayarak, ülkemizin önce görsel güzelliğini, sonra da habitat dengesini bozmuştur. “Akan su kir tutmaz” diyerek attıklarımızı “kendim ettim, kendim buldum” diye göl ve denizlerde bulduğumuz kirlilik bizi geri dönüşü olmayan bir noktaya getirmiştir.
Üç tarafı denizlerle çevrili ve 8.333 Km. kıyıya sahip olan ülkemizin balıkçıları, ağlarına takılan naylonlardan şikâyetçi olurken, yakaladıkları balıkların midelerinde de naylon parçaları üzülerek görmektedirler. Deniz hayvanlarının yaşadıkları yanı sıra karada yaşayan hayvanların yaşamlarını da tehdit eden naylon poşet, onların hastalanmalarına ve ölümlerine neden olduğu da ayrı bir gerçektir.
1991 yılından itibaren Çandarlı beldesinde yazları yaşar ve güzelliklerin fotoğrafını çekerim. Çandarlı’nın Dış Liman kesimleri ile Bademli yolundaki doğal güzellikler, her zaman fotoğrafçı olmayanları da fotoğraf çekmeye cezp etmiştir. Zaman zaman Çandarlı’da açtığım sergilerde, bazı gazete ve dergilerde yazdığım makalelerde hep bu güzellikleri yansıtmışımdır. Bu yıl, Çandarlı’da gün doğarken çektiğim fotoğraflardan sonra, objektifimi kıyıdaki gazinoların önündeki sahile çevirdim. Sahil, naylon poşet, pet şişe ve balıkçıların atıklarıyla doluydu. Üzülüyorum, insan yaşamının ana kaynağı olan denizi nasıl böyle kirletir. Manisa’nın, Turgutlu’nun, Akhisar’ın, Salihli’nin, Soma’nın vd. yerleşim yerlerinin atıkları Bakırçay ile Çandarlı’ya ulaştığını biliyorum. Fırtınalı havalarda doğa onları kıyıya sürüklerken, bazı vatandaşların da kendi sahillerini hoyratça kirletmesi beni çok üzmektedir. Belediyelerin acil önlem alarak cennet sahillerimizin çöplüğe dönmesi önlemesi gerekir.
25 yıl Devlet Su İşleri’nde mühendis olarak çalışırken, buna benzer birçok olay yaşamışımdır. Baraj göllerinde yüzen yataklar, buzdolapları görmüş ve daha sonra onların baraj ızgaralarını ve de vanalarını tıkadığına şahit olmuşumdur. Devletin ve mahalli idarelerinin uyarı ve yaptırım görevlerini yapmadıkları sürece, bu kirliliği her yerde görmemiz kaçınılmazdır.
Üzerinde bulunan 5 baraj ile Fırat Nehri ve 2 baraj ile Dicle Nehri; 7 gelinli nehirler olarak ülkemizin medarı iftiharımızdır. Bu baraj gölleri de ne yazık ki evsel ve naylon atıklarına maruz kalmaktadır. Yalnız bu barajların gelinleri, Zeugma’da çıkan gelin figürlerine benzer bir hüzün içindedir. Bu gelinliklerinin saçları da naylon atıklar ile süslüdür.
Karada 800 yıl, denizde 400 yılda yok olduğu tahmin edilen naylon poşetin sadece %1’i geri dönüştürülürken, %99’u da doğada serbest kalmaktadır.
Dünya’da her yıl, 500 milyar ile 1 trilyon arasında naylon poşet kullanıldığı tahmin edilirken, ABD’de 380 milyar poşet kullanılmaktadır. Ülkemizde ise yılda 5 milyar adet naylon poşet kullanılmakta olduğu tahmin edilmektedir. Dünya’yı cehenneme çeviren naylon poşet artıklarının sorununu geçte olsa anlayan ülkeler, bu konuda çeşitli önlem almış ve almaya devam etmektedirler.
Dünya üzerinde “Naylon Poşet” zararları konusunda neler yapıldığına bir bakalım:
ABD’de San Francisco ve New York ile Los Angeles’ın Kent Konseyleri “Naylon Poşet” yasaklama kararı almışlardır.
İsviçre, İsveç, Norveç, Almanya ve Hollanda, İngiltere ve İrlanda Hükümetleri naylon poşet kullanımını azaltmak için şöyle bir karar almışlardır. Bu ülkelerde herkes aldıkları naylon poşetlerin parasını ödeyecektir. Böyle olunca da naylon poşet kullanımı bir anda azalmıştır.
Fransa ve İtalya alışverişlerde sadece doğada çözünebilen, kumaştan ya da kâğıttan torbalar kullanmaya başlamışlardır.
Hindistan, Bangladeş ve Ruanda, Tayvan, Kenya, Uganda ve Güney Afrika, Avustralya ve Çin naylon torba kullanılması yasaklayarak ülkelerdir. Çin, getirdiği yasaklarla toplam 3 milyon 600 bin ton petrol tasarruf etmiştir.
Tarımsal topraklarımızın kirlendiğinde, su kaynaklarımız kullanılamaz duruma geldiğinde ülkemiz adeta cehenneme dönecektir. Topraklarını dönemin ABD Başkanı’na satmak istemeyen Kızılderili Şef Seattle’in 1854 yılında yazdığı mektupta geçen şu sözleri çok anlamlıdır:
“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak!” Bu nedenle doğayı koruyacak önlemlerin vakit geçirmeden alınması gerektiğine inanan aşağıdaki belediyeler ülkemizin öncü belediyelerdir.
Kadıköy, Marmara Belediyeler Birliği, Bozcaada, Zonguldak, Akçakoca, Nilüfer, İnegöl, Yalova, Edremit, Akçay, Zeytinli, Balıkesir Belediyeleri yörelerinde “Naylon Poşet” kullanımını yasaklayarak ülkemizde öncü belediyeler olmuşlardır. İzmir İli içinde “Naylon Poşet” kullanımını ilçelerinde yasaklayan öncü belediyeler vardır. Anadolu 100 yıl önce sahip çıktığı vatan toprağına bu kez de çevre açısından sahip çıkacaktır. Hedefimizin, İzmir’in tüm ilçelerini ve sonra da tüm kentleri “Naylon Poşet” zararından kurtulmaktır. Milyonlarca senedir kirlenmeden bize kadar gelen toprağımızı ve denizlerimizi torunlarımıza tertemiz bırakmak özlemi sadece Kızılderili Şef Seattle’ın değil tüm ülkenin arzusu olmalıdır… Bu bilincin gelişeceği ve yaygınlaşacağı ümidimle…
Ahmet GÜREL
İzmir Platformu Başkanı