Birleşmiş Milletler: 'Küresel su iflası' dönemine girildi

Birleşmiş Milletler: 'Küresel su iflası' dönemine girildi

21.01.2026 10:08:00
Güncellenme:
Birleşmiş Milletler: 'Küresel su iflası' dönemine girildi

Birleşmiş Milletler’in yeni raporu, dünyada “küresel su iflası” dönemine girildiğini ortaya koydu. Rapora göre 6,1 milyar kişi tatlı su kaynaklarının risk altında olduğu ülkelerde yaşarken, 4 milyar insan her yıl en az bir ay ciddi su kıtlığıyla karşı karşıya kalıyor.

Birleşmiş Milletler’in (BM) yeni raporuna göre dünyada “küresel su iflası” olarak tanımlanan yeni bir döneme girildi. Raporda, insanların tatlı su sistemlerini kendini yenileyemeyecek düzeyde tükettiği, bu nedenle birçok bölgede geri dönüşü olmayan kayıpların yaşandığı belirtildi.

Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü’nün yayımladığı rapora göre dünya nüfusunun dörtte üçü, yani yaklaşık 6,1 milyar insan, tatlı su kaynaklarının “güvensiz” ya da “aşırı güvensiz” olduğu ülkelerde yaşıyor. Raporda 4 milyar kişinin ise her yıl en az bir ay “ciddi su kıtlığı” ile karşı karşıya kaldığı kaydedildi.

Raporda, kentlerde “Sıfırıncı Gün” (Zero Day) olarak adlandırılan ve su şebekelerinin çökme noktasına geldiği krizlerin arttığına dikkat çekildi. İran’ın başkenti Tahran’da yaşanan su sıkıntısının, ülke yönetiminde “kentin bazı bölümlerinin tahliyesi” ya da “başkentin taşınması” tartışmalarını gündeme getirdiği aktarıldı.

Türkiye’de ise yer altı sularının aşırı çekilmesi sonrası bazı bölgelerde yaklaşık 700 obruk oluştuğu, bu obrukların bir kısmının 30 metreye kadar derinliğe ulaştığı belirtildi.

GÖÇLERİ TETİKLEYEBİLİR

Rapora göre kuraklık ve su kıtlığı, Sahra Altı Afrika, Güney Asya ve Latin Amerika’nın bazı bölgelerinde kitlesel yer değiştirmeleri tetikleyebilir. Raporda, bu riskin hakemli bilimsel çalışmalara dayandırıldığı ifade edildi.

BM Üniversitesi Enstitüsü Direktörü ve raporun başyazarı Kaveh Madani, su krizinin yalnızca iklim koşullarına bağlanamayacağını vurguladı. Madani, “Su iflası, ne kadar suya sahip olduğunuzla değil, suyunuzu nasıl yönettiğinizle ilgilidir” dedi.

Raporda; yer altı sularının aşırı kullanımı, ormansızlaşma, arazi bozulumu ve kirliliğin birçok bölgede tatlı su kaynaklarında kalıcı kayıplara yol açtığı belirtildi. Bu sürecin iklim kriziyle daha da ağırlaştığı kaydedildi.

Dünya genelinde insanların yaklaşık yarısının evsel kullanım suyunu yer altı su depolarından sağladığı, bu kaynakların ise hızla tükendiği ifade edildi. Yüzey sularına bağımlı bölgelerin de risk altında olduğu, dünya nüfusunun dörtte birinin su ihtiyacını karşıladığı büyük göllerin 1990’lardan bu yana su varlığının yarısını kaybettiği aktarıldı.

Raporda, mevcut su miktarının çoğu zaman olduğundan fazla göründüğü, çünkü suyun kalitesinin kullanıma uygun olmayabildiği belirtildi. Gübreler, madencilik atıkları, plastikler ve ilaç kalıntılarının nehirler, göller ve kıyı sularına karıştığı; atık su arıtma uygulamalarının ise birçok yerde yetersiz kaldığı vurgulandı.

“SU İFLASI” KAVRAMI İLK KEZ BU KADAR NET KULLANILDI

BM’nin “su iflası” ifadesini bu ölçekte ilk kez kullandığı belirtilirken, önceki raporlarda daha çok “su stresi” veya “su krizi” gibi kavramların tercih edildiği kaydedildi. Rapora göre yeni tanım, bazı bölgelerde artık “toparlanma” ihtimalinin kalmadığına işaret ediyor.

Raporda, “su iflası”nın politika tartışmalarında açık biçimde tanınması ve küresel ölçekte bir izleme çerçevesi oluşturulması çağrısı yapıldı. Hükümetlerin, su kaynaklarını daha da zayıflatacak projeleri durdurmayı değerlendirmesi gerektiği ifade edildi.

Öte yandan raporun yayımlanması, 2026’da yapılacak BM Su Konferansı öncesi hazırlık toplantılarının hızlandığı bir döneme denk geldi. 

ABD’nin 7 Ocak’ta BM Su Programı (UN Water) ve BM Üniversitesi dahil çok sayıda uluslararası yapıdan çekileceğini açıkladığı, bu kararın toplantılarda etkisinin hissedileceği değerlendirildi.