Fatih Birol: ‘Sorun üretimde değil, petrolün taşınamamasında’

Fatih Birol: ‘Sorun üretimde değil, petrolün taşınamamasında’

7.03.2026 04:00:00
Güncellenme:
Özlem Yüzak
Takip Et:
Fatih Birol: ‘Sorun üretimde değil, petrolün taşınamamasında’

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, Ortadoğu’daki savaşın enerji piyasalarına etkisini değerlendirirken petrol piyasasında en büyük riskin üretimden çok taşımada yaşanan sorunlar olduğunu söyledi.

Ortadoğu’da tırmanan savaşın küresel enerji piyasaları üzerindeki etkileri giderek büyüyor.

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’a göre petrol piyasasında asıl risk üretimden çok lojistikte yaşanıyor. Bölgedeki gerilim petrol fiyatlarını yükseltirken özellikle Asya ekonomileri ciddi baskı altında.

Birol ile Brüksel’de bir araya geldik ve enerji piyasalarındaki son durumu konuştuk.

Image

Ortadoğu’da çatışmalara dahil olan Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve İran gibi ülkeler dünya petrol üretiminin yaklaşık üçte birini gerçekleştiriyor. Ancak Birol’a göre mevcut kriz üretimin düşmesinden çok petrolün taşınmasında yaşanan aksamalardan kaynaklanıyor.

“Şu anda en büyük sorun üretim değil, petrolün taşınamaması. Lojistik bir sorunla karşı karşıyayız” diyen Birol, bu durumdan en fazla etkilenenlerin Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore ve Bangladeş gibi Asya ülkeleri olduğunu belirtti.

ALTERNATİF YOLLAR ARANIYOR

Gerilimin tırmanması petrol fiyatlarının yükselmesine yol açarken bölge ülkeleri alternatif sevkiyat yolları üzerinde çalışıyor. Özellikle Suudi Arabistan ülkeyi enlemesine geçirecek bazı hatları devreye alarak petrolü farklı kanallardan piyasaya sürmeye çalıştığı belirtiliyor.

Uluslararası Enerji Ajansı da gelişmeleri yakından izliyor. Birol, ajansın Kanada, Norveç, ABD ve Suudi Arabistan gibi üretici ülkelerle, ayrıca Türkiye ve Avrupa Birliği gibi büyük tüketici ekonomilerle sürekli temas halinde olduğunu söyledi.

Birol’un verdiği bilgiye göre Uluslararası Enerji Ajansı’nın elinde acil durumlarda kullanılabilecek büyük petrol stokları bulunuyor. Ancak şu aşamada bu stokların piyasaya sürülmesi yönünde bir karar alınmış değil.

AVRUPA İÇİN NÜKLEER ENERJİ TARTIŞMASI

Birol’un dikkat çektiği bir diğer konu ise Avrupa’nın enerji politikası oldu. Ona göre Avrupa uzun yıllar nükleer enerji konusunda stratejik bir hata yaptı.

1990’ların başında Avrupa elektrik üretiminin önemli bir bölümü nükleer enerjiden gelirken bu oran zamanla ciddi biçimde geriledi. Birol, “Nükleer enerji üretmek dışa bağımlılığı azaltır” diyerek özellikle Almanya’nın nükleer enerji politikalarını geçmişte eleştirdiğini ifade etti.

AVRUPA YENİDEN ENERJİ KRİZİ RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA MI?

Son dönemde Avrupa’da doğal gaz fiyatlarının yaklaşık iki katına çıktığı, petrol fiyatlarının da 65 dolardan 86 dolar seviyelerine yükseldiği görülüyor. Ancak Birol’a göre sorun petrolün üretilmesi değil de taşınamaması olduğu için siyasi gerilimlerin azalması durumunda fiyatlar yeniden düşebilir.

“Dünyada hâlâ yeterli petrol var. Alternatif çözümler devreye girebilir” diyen Birol, önümüzdeki yıllarda doğal gaz piyasasında önemli bir değişim yaşanacağını vurguladı. Birol ayrıca petrol üretin ülkelerin başka ülkelerde depolarının bulunduğunu vurguladı.

ABD, Kanada, Avustralya ve Katar’da tamamlanmak üzere olan yeni LNG projeleri sayesinde önümüzdeki 4–5 yıl içinde küresel piyasaya çok daha fazla sıvılaştırılmış doğal gaz girecek. Bu durumun gaz fiyatlarını aşağı çekmesi bekleniyor.

TÜRKİYE İÇİN ASIL RİSK FİYATLAR

Enerji ithalatçısı bir ekonomi olan Türkiye için ise en büyük riskin arz kesintisi değil fiyat artışı olduğu belirtiliyor.

Enerji fiyatlarındaki yükseliş Türkiye’de enflasyonu artırabilir ve ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir. Bu nedenle enerji güvenliği konusu yeniden önem kazanıyor.

Birol’a göre Türkiye son yıllarda LNG altyapısını geliştirerek önemli bir adım attı. İran’dan gelen gazın zaman zaman kesildiği dönemlerde LNG terminallerinin devreye girmesi arz güvenliğini artırdı.

Ancak enerji piyasalarında sorunların devam etmesi halinde Türkiye için temel risk enerji bulamamak değil, enerji maliyetlerinin yükselmesi olacak.

KÜÇÜK MODÜLER REAKTÖRLER GÜNDEMDE

Enerji dönüşümünde nükleer teknolojilerin yeni bir türü olan SMR (Small Modular Reactor – küçük modüler reaktörler) de giderek daha fazla gündeme geliyor.

ABD, Kanada ve Fransa gibi ülkelerde geliştirilen bu küçük nükleer santrallerin 2030’lu yılların başında devreye girmesi bekleniyor. Geleneksel nükleer santrallerin inşasının 10–15 yıl sürebilmesi ve çoğu zaman gecikmesi, SMR teknolojilerine ilgiyi artırıyor.