İran Dışişleri Bakanlığı, İran’a yönelik saldırıların uluslararası hukuku ihlal ettiğine dönük 75 sayfalık bir rapor yayımladı. Saldırılarda 204 çocuğun, 225 kadının ve 17 sağlık personelinin öldürüldüğü kaydedildi. İran’ın misillemelerinin “meşru hak” olduğu ifade edildi. “Komşu ülkelerle aramızı bozmaya yönelik sahte bayrak operasyonları yapıldı” cümlesi de raporda yer aldı.
İran Dışişleri Bakanlığı, “Uluslararası Hukuk Öfke Kaynaklı Saldırılardan Sağ Çıkabilecek Mi? İran Ulusuna Karşı Süregelen Saldırganlık Eylemine Genel Bir Bakış” başlıklı rapor yayımladı. Türkiye’deki gazetecilere İran’ın Ankara Büyükelçiliği aracılığıyla iletilen 75 sayfalık raporda, 28 Şubat-13 Mart arası ele alındı.
FARKLI ÖRNEKLERE İŞARET EDİLDİ
Raporun girişinde, “28 Şubat 2026 sabahı, Amerika Birleşik Devletleri ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından hakkında tutuklama emri bulunan bir savaş kışkırtıcısı ve savaş suçlusu tarafından yönetilen İsrail rejimi, İran İslam Cumhuriyeti'nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne karşı önceden planlanmış, haksız ve kışkırtılmamış bir dizi saldırı eylemi başlattı ve bu saldırılar bu yazının yazıldığı sırada devam ediyor. Bu saldırı eylemi, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 2. maddesinin (4) fıkrasının ve uluslararası hukukun temel ilkelerinin açıkça ihlaliyle işlenmiştir ve genel uluslararası hukukun (jus cogens) emredici bir normunun devam eden bir ihlali olarak sürüyor” denildi. Benzer şekilde Devrim Rehberi Ali Hamaney’in öldürülmesinin, “devlet liderlerinin dokunulmazlığı ilkesine aykırı olduğu” ifade edildi. Sivillere yönelik saldırılara ilişkin de aynı vurgu yapılarak, “Minab'da bir ilkokulun kasıtlı ve acımasızca yıkılması, 170'ten fazla masum kız ve erkek öğrencinin şehit olmasına yol açtı. Bu bir savaş suçudur” sözleri kullanıldı.
‘17 SAĞLIK PERSONELİ, 204 ÇOCUK VE 225 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ’
Raporda, iki hafta boyunca 204 çocuk ve 225 sivil kadının öldürüldüğü, 1275 çocuk ile 2969 kadının yaralandığı kaydedildi. 120 okulun hedef alındığı bildirildi. 160 hastane veya sağlık merkezine saldırıldığı, 17 sağlık personelinin şehit olduğu ve 101’inin yaralandığı aktarıldı. Toplam 54 bin 550 sivil yapının yıkıldığı ya da ağır hasar aldığı, bunlarının 36 bin 489’unun konut, 6 bin 179’unun ticari yapı olduğu ifade edildi. Bunların yanında kültürel miras alanlarının, içme suyu ile sulama sistemlerinin, havalimanlarının, enerji altyapısının ve petrol depolarının hedef alındığı bildirildi. İran’ın bu eylemlere karşılık tazminat talep etme hakkının bulunduğu yazıldı.
‘MİSİLLEME MEŞRU HAKTIR’
İran’ın saldırılara yanıt olarak, BM Şartı’nın 51. maddesinde yer alan öz savunma hakkını kullandığı belirtilirken, “İran İslam Cumhuriyeti, İsrail rejimine ve saldırgan ABD güçlerine ait askeri hedeflere ve altyapıya karşı dikkatlice planlanmış bir dizi savunma operasyonu gerçekleştirdi. İran'ın savunma tedbirleri hukuka uygundur ve uluslararası hukuka dayanmaktadır. Bu tedbirler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin uluslararası barış ve güvenliğin korunması konusundaki sorumluluğunu yerine getirememesi ve sözkonusu saldırgan silahlı saldırılara karşı kararlı bir şekilde hareket edememesi üzerine alınmıştır” ifadeleri kullanıldı. İran’ın, bölgedeki ABD ve İsrail’in üslerini, “daha önce duyurduğu gibi, konumuna bakılmaksızın” hedef aldığı aktarıldı.
‘SAHTE BAYRAK OPERASYONLARI YAPILDI’
Öte yandan raporda sahte bayrak operasyonlarına karşı uyarı yapıldı. “Gerilimin tırmanmasıyla birlikte bazı aktörler İran'ın komşularıyla olan dostane ilişkilerini baltalamayı amaçlayan sahte bayrak operasyonlarıyla suçu İran'a yükleyerek daha fazla gerilim yaratmaya çalıştılar. İran, karşılıklı saygı, iyi komşuluk ilkesi ve birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı temelinde bölge ülkeleriyle dostane ilişkilerini sürdürme ve güçlendirme konusundaki kararlılığını yineledi ve vurgulamaya devam ediyor” denildi. Kamuoyuna duyurulduğu kadarıyla İran’dan Türkiye’ye 3 füze gönderilmiş, başta Devrim Rehberi Mücteba Hamaney, “Bu saldırıları biz yapmadık” demişti.