Bir koltuğa oturduğunuzu ama oturduğunuzu hissetmediğinizi düşünün. Ağırlık duygusu kayboluyor, bedenin varlığı silikleşiyor; yerini, yerçekimi yasalarından geçici olarak kopmuşsunuz hissi veren hafif bir süzülme alıyor.
Bu, bir bilim kurgu filmi sahnesi değil. İngiliz Daily Mail sitesinde yer alan bir habere göre, 'Aura' adlı bu koltuk, oturmanın anlamını ve bunun bedenle zihin üzerindeki etkilerini yeniden tanımlamayı hedefleyen gerçek bir deneyim sunuyor.
NASIL ÇALIŞIYOR?
Aura koltuğu, oturma sırasında yerçekimi ve sürtünme hissini mümkün olan en düşük seviyeye indirme prensibiyle çalışıyor. Başlıktan kollara, sırtlıktan oturma yüzeyine kadar tüm parçalar, birbirinden bağımsız yatay eksenlerde hareket edebiliyor. Bu sayede, geleneksel sallanan koltukların aksine, yerçekiminin doğrudan etkisine maruz kalmıyor.
Aynı zamanda son derece pürüzsüz rulmanlar sayesinde direnç ve sürtünme minimuma indiriliyor; koltuk, bedenin doğal hareketlerini kusursuz bir akışkanlıkla takip edebiliyor.
Koltuk tasarımcısı Dr. David Wicket, sistemin olağanüstü bir hassasiyete sahip olduğunu ve yalnızca nefes almanın bile tüm bedeni hareket ettirmeye yetebildiğini söylüyor.
OTURMA DEĞİL, SÜZÜLME HİSSİ...
Bu tasarım sayesinde, vücutta belirli bir noktaya binen baskı hissi tamamen ortadan kalkıyor. Kullanıcı, havada süzülüyormuş hissine benzer bir deneyim yaşıyor.
Bu duyum, sıradan bir koltukta oturmaktan kökten farklı. Öyle ki, çoğu kullanıcının hareketi kontrol etmeye çalışmak yerine ona teslim olmayı öğrenmesi için birkaç dakikaya ihtiyacı oluyor.
Wicket, gözler kapatıldığında deneyimin daha da derinleştiğini belirtiyor. Pek çok kullanıcı, kendisini sınırsız bir uzayda gibi hissettiğini; hareket yanılsamaları yaşadığını, zihinsel bir dinginlik ve düşüncesizlik hâline girdiğini aktarıyor.

MESELE 'FİZİKSEL RAHATLIK' DEĞİL
Aura deneyiminin dikkat çekici yanı, yalnızca bedensel rahatlık sağlaması değil; beyin faaliyetleri üzerinde de ölçülebilir bir etki yaratması. Essex Üniversitesi’nden bir araştırma ekibi, koltuğa oturan kişilerin yalnızca 5 ila 10 dakika içinde 'alışılmadık bir bilinç hâline geçtiğini' tespit etti.
Araştırma sonuçlarına göre, özellikle yavaş beyin dalgalarında kademeli bir artış gözlemlendi. Bu artış, sinirsel kontrol mekanizmalarıyla ilişkili sağ frontal bölgede ve dikkat ile odaklanmadan sorumlu fronto-merkezî kortekste belirginleşti.
'DERİN MEDİTASYON' İLE BENZERLİK
Araştırmacılar, özellikle 'orta hat frontal teta' olarak bilinen belirli bir beyin dalgası türüne dikkat çekiyor. Bu dalga modeli, ileri düzey meditasyon yapan kişilerde kaydedilen beyin aktivitelerine oldukça benziyor.
Henüz bu bulguları doğrulayan hakemli bir bilimsel çalışma yayımlanmış değil. Ancak mevcut yorumlara göre, koltuğun etkisi büyük ölçüde beyne ulaşan duyusal girdileri azaltmasına dayanıyor. Bu da dikkatin dış dünyadan içe yönelmesini sağlıyor.
Bu yorum doğrulanırsa, Aura koltuğunun etkisi; duyusal yalıtım odaları ya da yüksek tuz oranlı suyla bedenin nötr yüzdürme hâline getirildiği yüzdürme havuzlarına benzerlik gösterecek.
Bu tür ortamlarda karanlık ve sessizlik sayesinde beyne ulaşan duyusal bilgi büyük ölçüde azalıyor. Önceki çalışmalar, bu durumun derin meditasyon benzeri beyin hâllerine geçişi kolaylaştırdığını ve kan basıncında belirgin düşüşle ilişkilendirildiğini ortaya koymuştu.