Dövizdeki artışla maliyeti yükselen inşaat sektöründe konut fiyatları durdurulamıyor

Faiz indiriminin konut kredilerine yansıması bekleniyor. Ancak sektör döviz artışıyla sadece demirin bir ayda yüzde 20’ye yakın arttığını belirterek talebin etkilenmeyeceğini düşünüyor.

25 Ekim 2021 Pazartesi, 04:00
Dövizdeki artışla maliyeti yükselen inşaat sektöründe konut fiyatları durdurulamıyor
Abone Ol google-news

Hükümet faizleri indirerek piyasayı tüketimle canlandırmak isterken gerçekler tersine gelişiyor. Merkez Bankası’nın art arda gelen toplam 300 baz puanlık faiz indirim kararları ile dövizde öngörülemez bir yükseliş sürüyor. Bu yükseliş hammaddede dışa bağımlı bütün sektörleri olduğu gibi 2018 yılından bu yana krizde olan inşaat sektörünü de olumsuz etkiledi. Merkez Bankası’nın 23 Eylül’deki 100 baz puanlık faiz indirim kararının açıklandığı gün tonu 6.930 TL olan demirin fiyatı bir ayda 8.550 TL oldu.. Çimento, enerji maliyetlerindeki artışın da etkisiyle yüzde 10 zamlandı ve devamı bekleniyor. Seramikte bir ayda yüzde 25 artış olduğu söyleniyor, aynı şekilde mobilya grubunda da yüzde 15 artış var. Sektör temsilcileri tüketici kredilerinin faizleri düşse bile hem arz sıkıntısı hem de artan inşaat maliyetleri sebebiyle konut fiyatlarında hızlı bir yükseliş bekliyor. 

FİYATLAR HER HAFTA ARTIYOR

Merkez Bankası’nın faiz indiriminin önümüzdeki hafta konut kredilerine yansımasını beklediklerini söyleyen Türkiye Emlakçılar Federasyonu Başkanı Hacı Ali Bayram, “Bu düşüş ile birlikte talepte bir artış öngörüyoruz elbette ama piyasa buna hazır değil” dedi. Arz sıkıntısı yaşanan sektörde fiyatların zaten yükseldiğini dile getiren Bayram, şunları söyledi:

“Döviz bu hızla yükselince inşaat maliyetleri de artıyor. Yatırımlar iyice duruyor ve arz sıkıntısı daha da derinleşiyor. Konut fiyatları zaten her hafta artıyordu, önümüzdeki haftalarda çok daha büyük artışlar bekliyoruz. Konut piyasasında balon var diye haber yapan arkadaşlara bunun olmadığını defalarca söylemiştik, anlatamadık, şimdi herkes deneyimleyerek anlamış oldu.” 

KİRALARA DA YANSIYACAK

Orta sınıfın ev alacak bir durumu kalmadığını söyleyen İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Taner Yüzgeç ise faiz indirimi ile emlak piyasasının canlanması beklentisinin boşa çıkacağını söyledi. Piyasadaki belirsizlik iklimi nedeniyle yurttaşın harcama yapmada zorlandığını söyleyen Yüzgeç, “Faizi indirseniz de insanlar geleceğini öngöremiyor. İşsiz kalıp kalmayacağını bilmiyor. Enflasyonist bir ortamda geçinip geçinemeyeceğini bilmiyorlar. Gerçekten çok birikimi olan yurttaş TL’ye ve dövize güvenmeyip gayrimenkule yatırım yapabilir ama çok yüksek fiyattan evler almak zorunda kalacaklar, bu da yine kiralara yansıyacak” dedi. Enflasyon beklentisinin yüzde 20’nin üzerinde olduğunu aktaran Yüzgeç, inşaat maliyetlerinin ise yüzde 100’e yakın arttığını söyledi.

İHRACATA KOTA TALEBİ

İnşaat piyasasında ihracat kotası talebi olduğunu söyleyen İnşaat Yüksek Mühendisi Hüseyin Arslan ise aksi takdirde yurtiçinde üretilebilen ürünlere de ulaşılamadığını belirtti. Bakanlığın birçok hammaddenin ihracatını izne tabi tuttuğunu hatırlatan Arslan, “İzin biraz piyasaların gazını almak için oldu gibi. Çünkü piyasadan alınan duyumlara göre herkese izin veriliyor, çok göstermelik bir şey oldu. Dolayısıyla da piyasadaki fiyatlara bir etkisi olmadı” dedi. Faiz indirim kararının piyasadaki yansımasını da değerlendiren Arslan, “ Vatandaşsa 0.99 faizli kredi gelebilir diye bekliyor. Artık gelse bile evi iki katı fiyatına alır” diye konuştu.

‘YA ZAM YAPACAĞIZ YA ZARAR EDECEĞİZ!’

Akıllı ev sistemleri üreticisi Becker Antriebe Türkiye Genel Müdürü Erdinç Yazganoğlu, dövizdeki ani artışın hammaddede dışa bağımlı sektörlerde maliyet hesabı yapmayı zorlaştırdığını söyledi. On ayda dövizde yaşanan 3 TL’lik artışın, ihracat ve üretimin büyük oranda dövize bağlı olması nedeniyle maliyet enflasyonu olarak işletmelere büyük yük bindirdiğini söyleyen Yazganoğlu şöyle konuştu: “Ekonomi yönetimimizin, enflasyon verilerini hassasiyetle izlemesi gerektiğini düşünüyorum. Üretici enflasyonu artışı, yaşayan ekonominin aktörleri olan şirketlere sadece iki seçenek sunuyor. Ya ürünlerinin fiyatlarına zam yapacaklar ya da finansal yapılarını daha da bozacaklar. İşletmelerin, yaşadıkları enflasyonu fiyatlarına yansıtmaları demek, yeni bir enflasyon dalgası ve yeniden artırılmak zorunda bırakılan faiz oranları anlamına geliyor.”