Mahfi Eğilmez kritik soruyu yanıtladı: Türkiye'de kriz var mı?

Mahfi Eğilmez kritik soruyu yanıtladı: Türkiye'de kriz var mı?

26.03.2026 17:02:00
Güncellenme:
Mahfi Eğilmez kritik soruyu yanıtladı: Türkiye'de kriz var mı?

Mahfi Eğilmez, Türkiye’de kriz tartışmasına ilişkin değerlendirmesinde gelir dağılımındaki bozulmanın etkilerine dikkat çekti. Eğilmez, ekonomik koşulların toplumun farklı kesimlerinde farklı biçimlerde hissedildiğini vurguladı. Üst, orta ve alt gelir grupları arasındaki kriz algısının belirgin şekilde ayrıştığını ortaya koydu.

Ünlü iktisatçı Mahfi Eğilmez, Türkiye’de kriz olup olmadığı tartışmasına ilişkin değerlendirmesinde gelir dağılımındaki bozulmaya dikkat çekti. Eğilmez’e göre üst gelir grupları yaşanan süreci “pahalılık” olarak görürken, alt ve orta kesimler aynı durumu doğrudan “kriz” olarak hissediyor. Bu farklılık, ekonomik koşulların toplum kesimlerine göre değişen etkisini ortaya koyuyor.

KRİZ ALGISI HANGİ KONUMDA OLDUĞUNUZA BAĞLI

Eğilmez, 'Türkiye'de kriz var mı?' başlıklı yazısında bu sorunun tek bir yanıtı olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

Bu soruya verilecek cevap aslında çok basit: Nerede durduğunuza daha doğrusu, hangi “tırmık dişinde” olduğunuza bağlı.

Tırmık, toprağı düzeltmek için kullanılan dişli bir alettir. Tırmık, toplumun gelir dağılımını anlatmak için de anlamlı bir görsellik sunuyor. Türkiye’nin 2024 yılını referans alan gelir dağılımı tablosuna baktığımızda en yüksek payı alan nüfusun yüzde 40’nın toplam gelirin yüzde 70’ini, nüfusun kalan yüzde 60’ının ise gelirin yüzde 30’unu aldığını görüyoruz.

Türkiye’yi beş dişli bir tırmık gibi düşünelim. Her diş, nüfusun yüzde 20’sini temsil ediyor. En üstte zenginler var. Onların hemen altında yüksek gelirliler. Ortada, giderek incelen bir orta sınıf. Altında düşük gelirliler ve en dipte yoksullar. Buna göre yukarıdaki tabloyu bu tırmığa monte edelim:

Image

ÜST VE ALT GELİR GRUPLARINDA FARKLI GERÇEKLİK

Eğilmez’e göre gelir dağılımının üst dilimlerinde yer alan kesimler, ekonomik koşullara daha kolay uyum sağlayabiliyor. Bu gruplar gelirlerini enflasyona göre ayarlayabilirken, harcama alışkanlıklarını da sürdürebiliyor.

Üst kesimlerde günlük yaşamın büyük ölçüde devam ettiğini belirten Eğilmez, bu grupların yaşanan süreci çoğunlukla “kriz” olarak tanımlamadığını, en fazla “pahalılık” olarak nitelendirdiğini ifade etti.

Alt gelir gruplarında ise tablo tersine dönüyor. Bu kesimler gelirlerini aynı hızda artıramadığı için enflasyon karşısında satın alma gücü hızla geriliyor. Temel ihtiyaçlara erişim zorlaşırken, yaşam standartları düşüyor. Bu nedenle alt kesimler için mevcut ekonomik durum doğrudan “kriz” anlamına geliyor.

ORTA SINIFTA SIKIŞMA DERİNLEŞİYOR

Orta sınıfın ise iki farklı gerçeklik arasında kaldığına işaret eden Eğilmez, bu kesimin gelirlerinde artış görülse bile hayat pahalılığı karşısında gerileme yaşandığını belirtti.

Geçmişte ulaşılabilen birçok mal ve hizmetin artık erişim dışı kaldığını vurgulayan Eğilmez, orta sınıfın önemli bir bölümünün de mevcut durumu “kriz” olarak değerlendirdiğini ifade etti. Aynı ekonomik veriler altında farklı toplumsal deneyimlerin ortaya çıkması, gelir dağılımındaki dengesizliğin etkisini açık biçimde gösteriyor.

ENFLASYON ALGISI SINIFLARA GÖRE DEĞİŞİYOR

Türkiye’de uzun yıllardır süren yüksek enflasyonun da algı farkını derinleştirdiğini belirten Eğilmez, üst gelir gruplarının enflasyonu daha olağan bir durum olarak gördüğünü ifade etti.

Bu kesimler enflasyondan şikâyet etse de bunu kriz olarak tanımlamazken, alt ve orta gelir grupları için enflasyon doğrudan yaşam standartlarının gerilemesi anlamına geliyor.

'KRİZ HERKES İÇİN AYNI DEĞİL'

Eğilmez, ekonomik krizin toplumun tüm kesimleri tarafından aynı şekilde deneyimlenmediğini şu sözlerle dile getirdi:

Kriz, herkesin aynı şekilde yaşadığı bir olgu değil. Tıpkı enflasyon gibi, kişisel bir deneyim. Kimileri için sadece bir istatistik, kimileri için ise her gün hissedilen bir gerçek ve belki de en doğrusu şu cümlede saklı: Herkes, tırmığın bulunduğu dişe göre başka bir Türkiye’de yaşıyor.