MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisince Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde, özel bir mazeret olmadığı taktirde mutlaka ve mutlaka yüksek bir katılım için sandığa gidilmesini istedi. Türkiye'nin, karşı karşıya kaldığı sorunları gözden geçirerek, aklın süzgecinden, vicdanın sesinden kaynaklanan bir anlayışla halkın iradesini ortaya koyarak, seçimlerin yüksek bir katılımla yapması gerektiğini ifade eden Bahçeli, ''Bu ülke sizindir, karar sizindir. Dolayısıyla bizler sizin alacağınız her türlü karara saygı duymak mecburiyetindeyiz'' dedi.
Siyasi iktidarın da böyle bir ortamda adil ve hile karıştırmadan güven içerisinde sağlıklı bir seçimin yapılması için üstün bir gayret göstermesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, Adalet ve Kalkınma Partisinin 9 yıla yaklaşan bir süredir ülkeyi yönettiğini, iki dönem iktidar olduğunu, yüksek bir oy oranıyla 330 ve 341 milletvekili aralığında bir milletvekili desteği ile TBMM'de temsil edildiğini anımsattı.
Bahçeli, şöyle konuştu:
''Dolayısıyla tek başına bir iktidar olarak Meclisteki bu üstün çoğunluğuyla Adalet ve Kalkınma Partisi, gerek seçim beyannamelerinde, gerekse hükümet programlarında siz değerli vatandaşlarımın mutluluk ve refahı için ne gibi bir tedbir alacak ise ne gibi bir politika uygulayacak ise buna engel teşkil etmeyen bir durum söz konusu olmuştur. Dolayısıyla Adalet ve Kalkınma Partisinin Mecliste alamayacağı bir karar, çıkartamayacağı bir yasa, uygulayamayacağı bir sosyal ekonomik politika yoktur. Aradan geçen süre içerisinde bu fırsat ve imkanı değerlendirebilmiş midir? Milletimizin bu ani teveccühü karşısında milletimize layık olabilmiş midir?.
Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisine oy vermiş olan vatandaşlarımızın da bu konuda dikkatini çekmek istiyorum. 2002 yılında evinizde aşınız kaynıyor, işsiz çocuklarınız iş bulabiliyor ve geliriniz yükseliyor, hayat standardınız geçmişe göre daha da iyileşiyor ve toplumda var olan huzurdan hepiniz memnun iseniz, o zaman durmak yok yola devam çağrısına kulak vermeniz ve Adalet ve Kalkınma Partisini üçüncü defa iktidar yapma talebine karşılık verebilirsiniz.
Ancak gerçek bu değilse, yani gelir seviyenizde azalma, hayat standardınızda önemli bir düşme, çocuklarınıza iş bulamama veya geçim darlığına düşmüş, yoksulluğa itilmiş insanlar olarak 9 yıldan bu yana bu iktidarın tüm uygulamalarından memnun değilseniz o zaman bir başka şey söylemek lazım. Hangi gün 12 Haziran'da. Ne demek lazım? Durmak yok yola devam yerine, yeter artık Sayın Başbakan biraz iktidardan git demek lazım.''
''Ülkemiz iyi yönetilmiyor"
Devlet Bahçeli, Türkiye'nin iyi yönetilmediğini, tek başına iktidar olan, bütün imkanları elinde tutan bugünkü siyasi iktidarın, halkın mutluluk ve refahını artırmada, ülkeyi huzurlu ve mutlu kılmada yetersiz kaldığını öne sürdü. Sadece ve sadece kendilerinin çevresinde oluşturdukları bir mutlu azınlığın bugünkü iktidardan memnun olduğunu savunan Bahçeli, şunları kaydetti:
''Bugünkü iktidarın 9 yıllık uygulamalarını değerlendirdiğimizde, Adalet ve Kalkınma Partisine oy veren vatandaşlar değil, ama Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar olduktan sonra partinin yöneticisi, bakanlar kurulu veya TBMM'deki milletvekilleri, yakınları, çevreleri, birlikte oldukları insanları göz önüne aldığımız vakit önemli bir refah artışına, servet sahibi olduklarına şahit olmaktayız. Çünkü 2002 ile 2009 yılı arasındaki sürede ne gibi bir hayat seviyesinin değişikliği kendisini gösteriyor zaten. Bugün Adalet ve Kalkınma Partisi lale ve sülale devri yaşıyor. Her yönüyle gösterişe yönelmişler, her yönüyle düne kadar söyledikleri hayat ortamından uzaklaşmışlar. Bir eli yağda bir eli balda ve ortalığı da güllük gülistanlık görmektedirler.''
Türkiye'nin ekonomik ve sosyal sorunlarının bulunduğunu belirten Bahçeli, şöyle konuştu:
''Televizyonlara çıktıkları vakit, özellikle yandaş televizyonların desteği ile sözleşmeli, beslemeli bazı köşe yazarları ve gazeteciler aracılığıyla, danışıklı bir dövüş içerisinde öyle bir Türkiye tablosunu Recep Tayyip Erdoğan'a çizdiriyorlar ki, eğer o tabloya baktığınız vakit Türkiye'de hiç kimsenin şikayetinin olmaması lazım. Ama burayı şereflendiren vatandaşlarımız, o tabloyla eğer, o Recep Tayyip Erdoğan'ın çizgisiyle oluşmuş Türkiye tablosu ile yaşadığınız gerçek Türkiye arasında mutlaka büyük bir fark vardır.
Bugün Türkiye'nin çok temel ekonomik ve sosyal sorunları bulunuyor. Sayın Başbakan hiçbir yerde bu sorunlara eğilmiyor, bu sorunlar üzerinde söz söyleyemiyor. Çünkü söyleyebilecek olsa, bu sorunları tekrarlanacak konuma getirmenin utancıyla zaten bunlara giremiyor. Onun için çıldırmış bir halde çılgın projelerle milleti avutuyor, kandırıyor ve yalan söylüyor.''
Bugün ülkemizin en önemli sorunlarının başında işsizliğin geldiğini dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''İşsizlik gittikçe artıyor ve özellikle de genç kardeşlerimiz işsiz. Üniversiteyi bitirmiş veya liseyi tamamlamış, iş aramış bulamamış, askerliğini gidip tamamlamış, ama aradan geçen süre içinde asgari ücrete de rıza göstermesine rağmen, ne olursa olsun bir iş bulayım gayesini taşımasına rağmen, milyonlarca insanımız işsiz. İşsizlikle beraber en önemli sorunların başında yoksulluk geliyor. Bugün ülkemizde nüfusun 18,08'i yoksuldur. Yoksulluk gittikçe de yaygınlaşıyor. Yani nüfusun 13 milyona yakını yoksullaşmış.
Bunlar içerisinde açlık sınırının altına düşmüş, sağlıklı bir beslenmeyi sağlayabilecek, mutfak masraflarını karşılayan bir gelire sahip olamama haliyle hayatını devam ettirme mücadelesi veriyor. Tabii bunların yanında emeklilerimiz, yetimler, öksüzler, 65 ve yukarı yaşlılar çok daha büyük hayat standartlarının düşmesi sebebiyle yoksullaşma sürecine giriyor ve yoksulluk gittikçe artıyor. İş, aş ve yoksulluk Türkiye'nin kaderi haline gelmiş herkes bir çıkış yolu arayabilmek için yanına bir başka problemi daha getiriyor. O da göç dediğimiz olay. Bugün İstanbul, Ankara İzmir, Bursa, Adana, Gaziantep gibi büyük şehirlerimize civar yerlerden gelen birçok insanımız ve özellikle de gençlerimizin göç etmek durumunda oluyor ve gurbete çıkıyor.
Ama büyük şehirlerde her zaman bir ekmek kapısı bulunamıyor, ama çok daha büyük felaketlerle de karşı karşıya kalınabiliniyor. Bunları her gün televizyonlarda yaşanan şiddet olaylarıyla, cinayetlerle, toplu cinnetlerle görüyorsunuz. Toplum huzurlu değil, toplum mutlu değil, Türkiye'de suç oranları artıyor. Özellikle de çocuk yaşlarda suçlular artıyor. Gasp yaralama hırsızlık gibi adi suçlarla bir genç hayatını feda ediyor. Suçlu olmasa dahi büyük şehirlerin karanlık sokaklarında her türlü kötü alışkanlıkla muhatap oluyor ve gençliğini heder ediyor. Bütün bunlarla beraber Türkiye'de ailelerde de çözülmeler kendini gösteriyor.
Şimdi böyle yoksulluğun, işsizliğin, göçün ve asayişsizliğin olduğu bir Türkiye'de Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, sokakları bırak, meydanları bırak, televizyonları bırak, kendi evinden dışarı çıkmaması lazım gelen bir şahsiyettir.''
MHP'nin vaatleri
Devlet Bahçeli, işsizliğe çare bulunması, işsizliğin çaresini düşünmeyen bir iktidarın, iktidar olmaya talip olmaması gerektiğini söyledi. İşsizlikle sabırlı bir mücadeleyi sürdüreceklerini dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu:
''Öte yandan asgari ücret seviyesi bugünkü hayat standartlarıyla insanlarımızın insanca yaşayabileceği bir gelir seviyesi olarak görünmüyor ve mevcut imkanlar içerisinde asgari ücreti ilk dönem olarak 825 liraya artırmayı düşünüyoruz. Emekli vatandaşlarımızın durumu çok kritik ve emekliler, büyük bir yaşama sıkıntısı içerisindeler. Yıllarca bir iş yerinde veya devlet kurumunda büyük hizmetler sunmuş olan o değerli büyükler, hayatlarını zor devam ettiriyorlar. İşte onun için MHP emekli maaşlarını artırmanın ötesinde, 13 maaş olarak eylül ayında bir 13. maaş vererek kışa hazırlığı da sağlamalarını düşünüyor.
Aile yardımları olarak da aynı şeylere bakıyoruz. Özellikle ülkemizde 9 milyona aşkın özürlüler bulunmaktadır. MHP, bu vatan evlatlarını da unutmamanın gereğiyle özürlülere sosyal destek ödemesi olarak 320 lirayı, başkasının yardımına muhtaç engelli aylığı olarak 450 lirayı, ayrıca engelli aylığı olarak 40 ve 69 yaş arasında özürlü olanlara 300 lirayı ve özürlü yakını aylığı yani 18 yaş altı bakıma muhtaç özürlüler için o aileye 300 TL yardım yapmayı düşünüyoruz. Yaşlılara 65 ve yukarı yaşlar için, muhtaçlar için ayda 250 lira sosyal yardım ödemesi olarak da 320, yaşlısına bakmakla yükümlü yoksul ailelere verilmek üzere bir yardım paketi hazırlıyor.
Yoksullara yapılacak yardımlar ise yakacak yardımları, kira yardımları, sosyal destek yardımları olarak insanlarımızı mutlu ve huzurlu kılabilecek bir düşünceyi taşıyor. Ev hanımlarına aile sigortası yardımı olarak 320 TL, pozitif yaşam desteği olarak 200 TL ve öğrenci kardeşlerimize de eğitime destek yardımı olarak 50 TL her ay ödemeyi taahhüt ediyor ve Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı 9 yıllık büyük tahribatı, bir onarım ve toparlanma hükümeti kurmak suretiyle öncelikle bu ülkede yaşayan başta işsiz ve yoksullarımız olmak üzere, sosyal refah artırıcı bir politikayla işe başlamak istiyor. Onun için toparlanma ve onarım hükümetini kurma çabasıyla 100 sorun tespit edilmiş, 100 de çözüm üretilmek suretiyle vatandaşımızın huzuruna çıkıyoruz.''
''Alın paketi, vurun tokadı gitsin"
Bahçeli, ''Bu gerçeği görüyorlar ve MHP'nin iktidarıyla hem işsizlik, hem yoksulluk, hem göçle, hem asayişsizlikle acımasız bir mücadeleyi kararlı bir şekilde yürüteceğimizi bildikleri için bir başka yönden de bunları korku sarmış. O korku nedir Sayın Başbakanı geceleri uyutmayan? Her an panik ve kaos içerisinde bulunduran, yolsuzluklarla mücadelede de Milliyetçi Hareketin kararlılığıdır'' dedi.
Özelleştirmeden imara kadar, toplu konuttan arsa spekülasyonlarına kadar her türlü rüşvet ve iltiması da dikkate alarak kararlılık içerisinde yoksullukla ve yolsuzlukla mücadeleyi sürdürmeyi düşündüklerini belirten Bahçeli, şunları kaydetti:
''MHP'nin kararlılığını bildikleri için, bozkurtun nefesinin ensesinde dolaştığını bildikleri için, her türlü karalama iftirayla MHP'nin önünü kesmeye çalışırken, yoksulluğu istismar ederek, yoksulluğu kalıcı ve sürekli kılmak suretiyle kendi lale ve sülale devirlerini devam ettirmek için yoksulluğu sömürüyorlar. Ne yolla, paket uygulamasıyla ne yolla, paket demokrasisiyle.Anadolu'nun her tarafından belediyeler olsun, bazı kuruluşlar adıyla paket yardımı adı altında yoksul insanımızın hür iradesine ambargo koyup, onun yoksulluğunu istismar ederek, onu Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy vermeye mecbur ve mahkum bırakmaya çalışıyorlar.
Bu paket konusunu iyi bilmek lazım. Bu paketin içerisinde bir fasulye tanesi dahi, bir pirinç tanesi dahi Adalet ve Kalkınma Partisi'nin değildir. Bu tamamen milletimizin vergileriyle devlete gelir kaynakları oluşturulurken, bir kısmı eğitime, bir kısmı savunmaya, bir kısmı güvenliğe gideceği gibi, bir kısmı da sosyal devlet anlayışının gereği olarak yoksullara gitmesi gerekiyor. Bunun için de Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu oluşturuluyor. Demek ki size gelen aile yardımı, yakacak yardımı ve buna benzer diğer yardımlar hep Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu kaynaklıdır.
O fonun sahibi millettir, kullanması da milletin içerisinde yoksulluğa düşmüş vatandaşlarındır. Her yerde söylüyorum bu paket geldiğinde utanmayın sıkılmayın sağa sola bakmayın, çocuklar gözünüzün önüne gelip bugünkü iktidara oy vermek mecburiyetinde kendinizi hissetmeyin. Bu paket sizindir sizin hakkınızdır, helalinizdir. Alın paketi, vurun tokadı gitsin.''
'12 Haziran seçimi tarihi bir fırsat'
Balıkesir'de Kuvayı Milliye Meydanı'nda halka hitap eden Bahçeli, 12 Haziran seçimini iyi anlamak ve değerlendirmek gerektiğini, bunun tarihi bir fırsat olduğunu belirterek, milletin yaşadığı güçlükler ve hayatın gerçekleriyle bugün AKP'nin televizyonlarda ortaya koyduğu Türkiye manzarası arasında çok büyük fark bulunduğunu söyledi. Bahçeli, Başbakan'ın hiçbir meydanda Türkiye'nin sosyal ve ekonomik sorunlarını gündeme taşıyamadığını ifade ederek, şöyle konuştu: ''Çünkü başarısızlığı, beceriksizliği ortadadır. Eğer bu sosyo-ekonomik sorunların çözümsüzlüğünden dolayı bir vatandaş çilesini, feryadını, sesini duyurmak istediği takdirde ise çok kötü bir şekilde karşılanıyor, haşlanıyor veya azarlanıp gönderiliyor. Bunları televizyonlarda da hep beraber görüyoruz. Ama ne yaparsa yapsın, Sayın Başbakan; Türkiye'deki insanlarımızın yaşadığı gerçeği, istediğin aldatmayla, istediğin kandırmayla, istediğin televizyon programlarıyla yandaş medyayla, beslemeli ve sözleşmeli bazı gazeteci ve aydınlarla örtemezsin. Çünkü, bugün insanımız bu büyük sıkıntının içerisinde.''
Bugün için Türkiye'nin en önemli sorununun işsizlik olarak görüldüğünü, 6 milyona yakın işsiz olduğunu belirten Bahçeli, şöyle devam etti: ''Bu işsizlerimizin büyük çoğunluğunu genç işsizlerimiz teşkil etmektedir. Üniversite mezunu, hatta yüksek lisansını yapmış, okuyamamış, devam edememiş veya şifreli bir sınavdan geçememiş liseli mezunlarımız, bugün için tıkanmış ve okuyamamanın üzüntüsüyle genç yaşta, 'acaba bir iş hayatına başlasam nasıl olur?' diye düşünmeye başlamış, fakat aylar, yıllar geçmiş, hala bir iş bulamamış. Bugün birçok öğretmenimiz, ziraat mühendisimiz, kimya mühendisimiz veya bazı diğer mesleklerden eğitimini tamamlamış olan gençlerimiz. Şimdi 'ne iş olursa olsun' diyerek her işe rıza gösteren bir şekilde Türkiye'de ekmek kavgası vermeye başlamış. Böylelikle iş bulma umudunu kaybetmiş olan, ama gündelik yevmiye ile çocuklarının rızkını kazanma çabasında olan insanlarımız da var. Bunlar kalıcı ve sürekli bir işinin olamayacağına artık inanmış, 'ne yapalım kader bizi böyle yaptı' diyerek gündelik birkaç işte ya amele oluyor. Ya inşaatta çalışıyor veya birisinin bahçesinde o gün için ekmeğini kazanarak, çocuklarına rızk taşımaya çalışan insanlarımız var. Bunlar da büyük oranda işsiz. Ama bazıları da vardır ki ekonominin kötü yönetimi, işletmenin iflas etmesi veya esnaf dükkanı olarak akşama kadar siftah yapmaması sebebiyle işinden olmuş veya işinden ayrılma mecburiyetinde kalmış yüzlerce binlerce aziz vatan evlatları bulunuyor.''
'Sosyal patlamanın işareti olabilir'
Bahçeli, işsizliğin, çok önemli bir sorun olarak Türkiye'nin gündeminde olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: ''Bu uzun yıllardan beri devam ediyor ama şimdi gittikçe artarak devam ediyor. Sayın Başbakan 'her üniversiteli ille de bir iş bulacak diye bir şey yoktur' diye üniversitede okurken o ailenin hangi fedakarlıkla okuttuğunu herhalde anlamamazlıktan geliyor. Çünkü, kendi evlatlarını okuturken, böyle bir riski hiç taşımadığı anlaşılıyor. Eğer ülkede insan odaklı, istihdam dostu, bir üretim ekonomisine geçilmediği taktirde, bu ekonomi politikasının uygulama aşamasında yıllık yüzde 7 kalkınma hızıyla 700 bin insanımıza iş bulunamadığı taktirde Türkiye'deki bu en önemli ekonomik sorun, bir sosyal patlamanın işareti olabilir ve toplumsal yarayı gittikçe derinleştirebilir. Onun için MHP, onarım ve toparlanma hükümeti olarak, 12 Haziran'da tek başına iktidara talip olurken, önceliğe işsizliği alıyor ve işsizliğin içerisinde de yoksul, kimsesiz, yetim, öksüzler başta olmak üzere bu genç vatan evlatlarına iş bulmayı, yüzde 7 kalkınma hızı, 700 bin her yıl işsizliğe çözüm yolu olarak istihdam yaratmak suretiyle çözmeye çalışıyor.''
'Emeklilere 13 ay maaş'
MHP olarak, yoksullukla mücadele programlarını kesin bir şekilde uygulamaya koyarken, bazı ileri adımları atmak gerektiğine inandıklarını ifade eden Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Bunlardan bir tanesi, asgari ücreti bugünkü seviyesinden alıp 825 liraya yükseltmeyi siyasi söz olarak veriyoruz. Ev hanımlarına aile sigortası yardımı olarak, ayda 320 lira vermeyi planlıyoruz. Pozitif yaşam desteği olarak 200 lirayı her ay vermeyi düşünüyoruz. Öğrenci evlatlarımıza özellikle ilk ve orta öğretimde, eğitim destek veya cep harçlığı olarak ayda 50 lira vermeyi düşünüyoruz. Ama bunların içerisinde çok önemlisi vardır, o da şudur: 9 milyonu aşan özürlü vatan evladı var. Bunları da ihmal etmemek, onların haysiyetiyle, onuruyla oynamadan, bu toplumun öz evlatları olarak toplumda huzur ve güven içinde, kendisine de güvenerek yaşayabileceği bir ortamı hazırlamak maksadıyla sosyal destek ödemesi, yani muhtaç durumdaki ailelerde özürlü çocuk var ise 320 lira her ay vermeyi, başkasının yardımına muhtaç, engelli aylığı olarak 450 lira vermeyi, 40 ve 69 arasında özürlü olan engelliye ise ayda 300 lira vermeyi veya 18 yaş altı bakıma muhtaç özürlüler için her ay 300 lirayı o aileye vermeyi düşünüyoruz. Ama emeklileri de unutmamak lazım. Emeklilerin intibakını sağlarken onların aylıklarını artırırken MHP olarak, eylül ayında, kışa hazırlık öncesi bir ay daha emekli maaşını vererek 13 aya çıkarmak istiyoruz.''
'Alıyorum paketi, vuruyorum tokadı de'
Bahçeli, Türkiye'de 9 yıldır toplumda açılan yaralar, ekonomik sıkıntılar olduğunu, bunlara el atlamadan, derleyip toparlamadan ülkeye barış, huzur ve istikrarın getirilemeyeceğini söyledi. O nedenle MHP'nin bu dönemde toparlanma ve onarım hükümetini kurmayı düşündüğünü ifade eden Bahçeli, şöyle konuştu: ''MHP'nin iktidarında 9 yıllık AKP iktidarının tahribatını sıfırlayacak bir toparlanma ve onarım hükümetini size söz olarak veriyorum. Bunu yaparken yoksullukla mücadeleyi sürekli hale getirmemiz lazım. Bugünkü iktidar yoksulluğun sürekli ve kalıcı olması, hatta ve hatta biraz artmasından yana. Neden yana? 'Devletin imkanlarıyla nasıl olsa yoksulları kullanıyorum ama bunları bir paket beklentisiyle oy vermeye mecbur tutarsam lale ve sülale devrindeki mutlu azınlığı daha iyi beslerim' diye bir ihanete doğru giden bir anlayıştır. Onun için bu paket meselesine bir 'dur' demek lazım. Yoksul kardeşim, sana 'paketi alma' diye demeye kimsenin hakkı yok. Çünkü, o paket senin hakkındır. Al, ye, iç, huzur içinde yaşa. Ama paketi sana Adalet ve Kalkınma Partililer getiriyor. Senin yoksulluğunu bildikleri için sana yardım ediyor. Sen de onlara, 'AKP'ye oy ver' diyen AKP'nin siyasi simsarlarına aldanma. O paketin milletin gelirinden, vergisinden olduğunu bil. Devletin sosyal devlet anlayışıyla dağıtıldığının farkında ol. Bu paket benim hakkımdır, bu paket benim helalimdir de. Paketi al, utanmadan, sıkılmadan boynu bükük kalmadan paketi al ve huzurlu ye, iç, yaşa ama bu edepsizliğe ve bu sömürüye de bir cevap olarak 'alıyorum paketi, vuruyorum tokadı' de.''
Hilal Kart
MHP'nin yoksulluğun istismarına karşı farklı olarak sosyal devlet anlayışıyla ''Hilal Kart'' uygulamasını başlatacağına da değinen Bahçeli, sözlerini şöye tamamladı: ''Bugün için yoksul olabiliriz. Varlıklı da olabiliriz. Ama gün olur sosyal felaket, kötü işletme yönetimi, ona benzer sıkıntılarla insanlar yoksullaşabilir. O sebeple yoksulları görüp kayıtsız kalmak, onlara hor yaklaşmak, sömürmek doğru değildir. Eğer bir kader ise hepimizin başına gelebilir. Onun için köklü bir çözüme doğru gitmemiz lazım. MHP olarak, tarihinden gelen kültürle, 'yaşa ve yaşat' ilkesiyle, MHP'nin 9 ışığındaki toplumculuk ilkesiyle, Anayasamızın 3. maddesindeki sosyal devlet anlayışıyla milletimize toparlanma ve onarım hükümetinin hediyesi olarak size namus sözü veriyoruz. Bu Hilal Kart'tır. Bu kredi kartı değildir. Faizi de yoktur. Bu bir harcama kartıdır. Bu gülen bir karttır. Millet devlet dayanışmasıyla yoksul vatandaşlarımızın hepsine verilecektir. Bu karta sahip olan vatandaşımız namerde muhtaç olmayacaktır. Kimseye boyun eğmeyecektir. Başı dik, alnı açık gezecektir. Şerefli bir şekilde hayatını sürdürecektir. Hilal Kart ile kimseye muhtaç olmayacaktır. MHP size Hilal Kart'ı söz veriyor. Doğulusu, batılısı, güneylisi, kuzeylisi, alevisi, sünnisi bu ülkede yaşayan ama bugün için yoksul olan her biri Cenabı Allah'ın kutsal emaneti olarak kabul ettiğimiz aziz millet evlatlarına verilecektir bu kart. İşte bu kart cebinizdeyse evinizde mutlu ve huzurlu olacaksınız. Aile reisi sorumluluğunu daha güvenli taşıyacaksınız. Bu kart yoksul kardeşimize aş, esnaflara iş olacak. Yoksulla esnaf kucaklaşacak, birbirlerine sarılacak.''
'Bugünkü iktidarın ülkemize kazandırdığı hiçbir şey olmamıştır'
Bahçeli, Kent Meydanı'nda düzenlenen mitingde Bursalılara hitap etti. 12 Haziran genel seçiminin, millet için bir dönüm noktası olacağını ifade eden Bahçeli, ''12 Haziran seçimleri, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı ve gittikçe ağırlaşan tuzak, tehdit ve tehlikelerin olduğu bir ortamda yapılıyor. Dolayısıyla 12 Haziran seçimleri, yol kavşağına sürüklenmiş bir Türkiye'de milletimizin iradesiyle geleceğin yeniden belirlenmesinin fırsat ve imkanını doğuracaktır. Bu seçimlerin dürüst, adil, hile karıştırılmadan yapılması ve çok yüksek bir katılımla gerçekleştirilmiş olması, seçim sonuçları üzerinde sürdürülmek istenecek her türlü tartışmaya son verecektir'' diye konuştu.
Devlet Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Siz değerli vatandaşlarımızdan istirhamım; özel bir mazeretiniz yoksa mutlaka sandığa gitmelisiniz. Türkiye'nin geleceğini, ailenizin durumunu düşünerek yeni dönem için nasıl bir Türkiye düşünüyorsanız ona karar verecek bir soğukkanlılık ve kararlılıkla akıl süzgeci ve vicdanınızın sesinden geçirilmiş iradenizi ortaya koymalısınız. Eğer bu yapıldığında çok şey değişecektir, Türkiye'de en başta bir iktidar değişikliği ortaya çıkmış olacaktır.''
Bahçeli, ''Bugünkü siyasi iktidarın dokuz yıldır ülkeyi yönettiğini'' hatırlatarak ''Bu süre içerisinde bugünkü iktidarın ülkemize kazandırdığı hiçbir şey olmamıştır. Her ne kadar TOKİ aracılığıyla zaman zaman çok sayıda tesisin açılışı ve temel atma törenlerini yapmış olmasına rağmen, bugün bunlar sanal törenler olarak ortada durmaktadır. Aslı yok astarı yok, bir kişiye dahi iş verir hali yok ama ısrarla, bu temel atma törenlerine ısrarla devam ediyorlar. Belki şimdi bilmem nerede bir köprünün açılışını yapıyorlardır. Bunlar her şeyi milletin, devletin sırtına yüklemişlerdir, çocuklarının geçiminden tutun seçim propagandasına kadar'' dedi.
'Artık Recep Tayyip Erdoğan tükenmiştir'
Bahçeli, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, 2002 seçimleriyle ülkede sorumluluk üstlendiğini, üç hükümet kurduğunu belirterek, ''Fakat Sayın Başbakan, bugüne kadar ne yapılmışsa 2002 yılında kendisinin dönemiyle başladığını iddia etmektedir ve Sayın Başbakan, bütün geçmişi inkar ediyor, Cumhuriyet'in kazanımlarını reddediyor, Cumhuriyet'in kurulduğu günden bugüne kadar eldeki kıt imkanlarla, zor şartlarla o günkü sosyal ve ekonomik imkanlarla bu ülkeye hizmet etmiş insanların hepsini sıfırlamaya çalışıyor'' diye konuştu.
Devlet Bahçeli, şöyle devam etti: ''Buna göre Atatürk dönemi yok; buna göre İnönü dönemi yok; buna göre Celal Bayar, Adnan Menderes dönemi yok; buna göre Süleyman Demirel dönemi yok, Ecevit dönemi yok; buna göre yetiştiği ocak olan Erbakan dönemi dahi yok ve bir kibir, gurur içerisinde ne varsa kendisinin yapmış olduğunu söylüyor. Ortada çıraklık, kalfalık dönemlerini yaşadığını, şimdi de usta olmak için üçüncü döneme talip olmaya çalıştığını söylüyor. Değerli vatandaşlarım artık Recep Tayyip Erdoğan tükenmiştir. Recep Tayyip Erdoğan'ın dağarcığı kurumuştur. Bu ülkeye yapacağı hiçbir şey kalmamıştır ve Recep Tayyip Erdoğan'ın gitme zamanı gelmiştir.''
Bu iktidarın dönemlerinde çok tehlikeli oyunlar olduğunu öne süren Bahçeli, şunları söyledi: ''Teslimiyetçi bir anlayışla Türkiye çok yanlış bir yöne sevk edilmiştir; geleceği karanlık bir hale sürüklenmiştir. Dokuz yıla yaklaşan bir süre içerisinde Adalet ve Kalkınma Partisinin yönetimini iyi anlamak gerekir. Adalet ve Kalkınma Partisi, teslimiyetçi politikalar sonucu olarak ABD'den yönlendirme, AB'de ilerleme raporları ile karşı karşıya bırakılan dayatmalar ve PKK'nın siyasallaşma sürecinde İmralı'nın yol haritası, Demokratik Toplum Kongresi'nin kararları doğrultusunda ülkeyi yönetmeye teslim olmuş bir haldedir. Şimdi de çok büyük baş ağrılarıyla karşı karşıya kalmış, olmayacakları sayarak kendisini aklamaya paklamaya ve yanlıştan, Yüce Divan'da kendisini kurtarmaya çalışıyor. Şimdi kalkmış, zırvanın zirvesine gelmiş. Güya önümüzdeki dönemlerde BDP ile MHP koalisyon kuracakmış.''
'Acaba 'yeni bir Türkiye', senin için bölünmüş bir Türkiye mi olacak?'
Miting alanındakilere ''Değerli vatandaşlarım'' diye seslenen Bahçeli, şöyle konuştu:
''Bugüne kadar yapmış olduğu müzakereler, bugüne kadar yapmış olduğu görüşmeler, bugüne kadar yapmış olduğu işbirliğinden zor duruma düşmüş, şimdi her konuda iftira olduğu gibi, bunda da iftiraya başlıyor. Peki soruyorum Sayın Başbakan; şu an için anayasa değişikliğini istiyorsun veya yeniden yazımını istiyorsun, bu siyasi parti olarak düşüncen olabilir. Fakat nasıl bir anayasa istediğini gel milletimize açıkça anlat, milletten önce destek alıp o desteği istismar ederek 12 Haziran'dan sonra milletimizin karşısına bir anayasa dayatmasıyla çıkma. Şimdi ne düşünüyorsan gel bu milletinle paylaş. Çünkü sen onun oylarıyla iktidar oldun. Anayasanın başlangıç metnini ne şekilde düşünüyorsun? ilk üç maddesi hakkında yaklaşımın ne? Ana dilde eğitime ne diyorsun? Demokratik özerklik, federasyon ve Türkiye'nin yeniden şekillenmesi için görüşlerin nedir? 'Yeni Bir Türkiye' diyorsun, var olan Türkiye'nin suyu mu çıktı? Şimdi kalkıp 'Yeni bir Türkiye'den bahsediyorsun, acaba 'yeni bir Türkiye', senin için bölünmüş bir Türkiye mi olacak?''
'AKP millete layık olamadı'
Bahçeli, partisinin Eskişehir İl Başkanlığı tarafından Sıhhiye Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, millet iradesinin bu seçimlerde önemli bir karar vereceğini belirterek, 12 Haziran seçimlerinin Türk milleti için önemli bir kader anı olacağını söyledi.
''AK Parti ülkeyi dokuz yıldır yönetiyor. AKP millete layık olamadı. AKP'nin iktidardan uzaklaşma vakti gelmiştir'' diyen Bahçeli, şöyle devam etti: ''Recep Tayyip Erdoğan'ın dokuz yıldır yaptıkları ortada, bundan sonra da yapacakları bir şey de yoktur. Bunun yolu 12 Haziran'da millet iradesiyle olmalıdır. Bu ülkenin AK Parti'den kurtulması gerekiyor. AK Parti, kurulduğu günden itibaren, daha evvel var olduğu siyasi akımı terk etmiş, yeni bir anlayışla yola çıktığını ifade etmiş ve iktidar olduktan sonra da uygulamalarıyla teslimiyetçi bir politika uygulamış. Ekonomide 'sat kurtulcu' bir yakalaşım, milli meselelerde, Kıbrıs gibi milli meselelerde 'ver kurtulcu' bir yaklaşım ama yandaşlarıyla, yoldaşlarıyla da 'kazan kazan' oyununu oynayan ve Türkiye'yi iliğine kadar sömüren bir anlayışa sahip olmuştur.''
''Aynen Osmanlı'nın gerileyiş sürecindeki o saltanatlı bir dönem olarak nasıl ki Lale Devri yaşanmışsa 88 yıllık Cumhuriyet ve 65 yıllık çok partili siyasi hayatımızda 2002 yılından bu yana da 'lale ve sülale devri' başlamıştır'' diyen Bahçeli, şunları söyledi:
''Bugün AK Parti'ye oy veren vatandaşlarla AK Parti'yi yönetenler arasında büyük bir ekonomik menfaat kopukluğu vardır. Oy verenler sizler gibi yoksullaşan, işsiz evlatları olanlar ama iktidar olanlar ise her türlü nimete kavuşanlar, servetlerinin üzerine servet katanlar olmuştur. Türkiye'de milli devlet, üniter yapı, toprak bütünlüğü, bin yıllık kardeşlik tehlikeye atılırsa, kaos, kargaşa, kriz, kutuplaşma, kavga yaşanırsa o ülkede demokrasinin de bir anlamı, siyasi partilerin de bir anlamı olmaz. Onun için demokrasi içerisinde mutlaka çözümü bulmalıyız. Demokrasi içerisinde çözümün aracı seçim kurumudur. Öyleyse bütün sorunlarımızı seçim yoluyla çözebilecek bir iradeyi ortaya koymaya fırsat ve imkan bulmalıyız.''
'Yüzde 40 yalanı vardır'
Yapılan anketlerin, kamuoyu araştırmasından ziyade kamuoyu oluşturmaya yönelik anketler olduğunu ifade eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Şimdi bazıları var, güya araştırma yapıyor. 'Pazar günü seçim olsa AK Parti yüzde 40 ve üzerinde oyla tekrar iktidar olacak' diyor. Diğerleri de buna paralel söylüyor. Hepsi ağız birliği yapmış, hepsi televizyonlara çıkmış, televizyon bülbülleri olarak AK Parti'nin iktidarını anlatıyor. Eğer bu gerçek böyleyse akşamın bu dar vaktinde, bu millete niye eziyet ediyoruz? Akşamın bu dar vaktinde dört miting yaparak Eskişehir'e niye geliyoruz? Seçim sonucu belliymiş demek ki? Bunlara aldanmamak lazım. Ancak aynı araştırmalar bir sorunun cevabını da aradıkları vakit, bir çelişki ortaya çıkıyor. Diyorlar ki, 'pazar günü seçim olsa hangi partiye oy verebilirsiniz.' İkinci soru 'size göre ülkenin en önemli sorunları nelerdir?' Anketör olarak kullanılan insanlar ortak bir kanaat olarak diyor ki, 'benim birinci sorunum işsizlik, ikinci sorunum yoksulluk, üçüncü sorunum yolsuzluk, dördüncü sorunum asayişsizlik, beşinci sorunum etnik temelli bölücü terörün tırmanmasıdır.' Eğer, bunlar doğruysa yüzde 40 yalandır. Yüzde 40 doğruysa işsizlik de yoktur, yoksulluk da yok demektir. Yüzde 40 yalanı vardır. Bu yalanı söyleyenlere de millet olarak bir ders vermeliyiz. Ne yapmalıyız? Barajın altına atıp başımızdan gitmelerini sağlamalıyız.''
'Bu iktidar yolsuzluğu da bulaşmıştır'
Türkiye'de işsizlik sorunun bulunduğunu, iş bulamayanların kötü alışkanlıklar edindiğini ve bir neslin kaybolduğunu öne süren Bahçeli, şöyle dedi: ''Sayın Başbakan; meydanlarda çıldırmışcasına çılgın projelerden bahsedeceğine halkın gerçeğinden bahset. Bu iktidarın gitme vakti gelmiştir. Bu iktidar yolsuzluğa da bulaşmıştır. Onun korkusu Recep Tayyip Erdoğan'ı sarmış, inanıyorum ki geceleri uykusuz, kabus görüyor, 'iktidardan düşersem benim gideceğim bir tek yer var, o da yüce divandır' diyor. Onun için hırçınlaşıyor. Onun için saldırıyor. Onun için vatandaşı da azarlıyor ve siyasi partileri hor ve küçük görüyor. Yanına almış sözleşmeli ve beslemeli gazeteci ve aydınları, akşama kadar Recep Tayyip Erdoğan dizisini seyrediyorsunuz. Bir de akşam ekstra programlar çıkıyor. 'Sayın Başbakan şu işi nasıl yapmayı düşünüyorsunuz? Sayın Başbakan şu kararı almıştınız sonucu hakkında bilgi verir misiniz?' Al gülüm ver gülüm. Öyle bir tablo var ki, herkes yağda, balda. Öyle mi gerçek? Bütün bunların yanında asayişsizlik de almış başını gidiyor.''
'PKK militanlarını o İstanbul sokaklarında niye gezdiriyorsunuz?'
Tehlikeli oyunlar oynandığını ve bu oyunlara düşmeyeceklerini söyleyen Bahçeli, şöyle konuştu: ''Buradan Milliyetçi Hareket Partisi mensuplarına ve ülküdaşlarıma sesleniyorum; İstanbul'da muazzam bir miting yapıyoruz, Kazlı Çeşme'de... Buraya İstanbul'un neresinden gelirseniz gelin yolu bellidir ama bu güzergaha PKK'nın kırıntıları çıkıyor ve MHP'nin mitinge gelecek olan evlatlarını taşlıyor. Şimdi soruyorum; İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü, İstanbul'da MHP'nin büyük bir mitingi varsa bu PKK militanlarını o İstanbul sokaklarında niye gezdiriyorsun? Sayın Başbakan, MHP ile BDP'nin çatışmasını mı istiyorsunuz? Yeni bir tezgah kurup aradan sıyrılarak, tekrar üçüncü dönem iktidar olmanın hırsıyla mı bunu yapıyorsunuz? MHP'liler; valisiyle, emniyet müdürüyle, Başbakanı ile bu oyunları sergileyenlerin tuzağına düşmeyecek, kim ne yapıyorsa yapsın, sizin göreviniz tek başına iktidar olup milletin kurtuluşuna katkı sağlamaktır. Allah nasip eder, milletim teveccüh gösterir iktidar nasip olursa bunların hepsinin hesabını soracağım. Bunların burnundan bu ihanete varan davranışı fitil fitil getireceğim.''
Bahçeli, partisinin projelerinden ''Hilal Kart'' hakkında da mitinge katılanlara bilgi verdi.
MHP Eskişehir milletvekili adayı Ruhsar Demirel de Bahçeli'ye Eskişehirspor forması ile Yörük poşusunu hediye etti.