Akseki'nin unutulan incisi: Güzelsu

Antalya'nın; ince uzun, kum tenli, mavi gözlü, kızgın güneşin altında uzanan bir kadın gibi bilinen sahil kıyılarının tam aksi, dik yamaçlı, haşin, belki de elinde silahı olan bir delikanlı gibi duran, Toroslar'a karşı engebeli coğrafi yapısında saklanan bir yanı daha olduğunu biliyor muydunuz?

11 Eylül 2008 Perşembe, 08:35
Abone Ol google-news

Antalya’dan Alanya yönüne giderken Manavgat’tan sonra İç Anadolu’ya bağlanan Konya yoluna giriyorsunuz 50 kilometre sonra Akseki ilçesi. Bin 250 metre rakımda Güzelsu beldesi Akseki’nin okuma yazma oranının yüzde 100 olduğu bir beldesi. 88 Yaşındaki Kamile teyze sadece beşinci sınıfı bitirdiğini söylerken o kadar mahcup ki. Tatlı gülümsemesiyle bize Güzelsu’da Cumhuriyetin ilk yıllarını anlatırken gözleri ışıl ışıl. 1950 öncesine kadar bölgenin eğitim merkezi olan Güzelsu’da bugün doğal güzelliklerden başka sosyal girişimcilikten eser yok.

Emekli Öğretmen Süleyman Ertürk “En iyi arkadaşlarım Sincaplar!” derken eliyle evinin arka bahçesindeki ormanı işaret ediyor. Ne var ki kışın sürekli kalan sayısı 50 kişiyi geçmez diyorlar. Yazın temmuz-ağustos aylarında nüfus 300- 400 kişiyi buluyor. Benim orada bulunduğum hafta sonundaki Antalya ya da yakın ilçelerde oturan Güzelsulular serin havasın da bir gece bile uyumak her şeye bedel dedikleri bir hafta sonu için oradaydılar. Akşam yemeğinden sonra herkes birbirini görmek için beldenin aşağı kısmındaki parkta buluşup, sohbet edip, tepelerden topladıkları nefis kokulu kekik çaylarını yudumluyorlar.

Güzelsu’da Hayrettin Karaca’nın koruma altına aldığı “sedir ağaçları” ve sedir ormanlarını görmek mümkün. Akdeniz’e bu kadar yüksekten Akseki civarında sadece Güzelsu’dan bu noktadan bakabilir ve Kılıot sahil kıyılarını görebilirsiniz. Yolları ve taş evlerin mimari yapısı kesinlikle görülmeye ve de incelenmeye değer konumda. İmece usulü yapılan yolların iki kenarına kaldırım tarzındaki taş döşemesi bugün bile bir çok yerleşim merkezinde yokken yıllar önce o sarp, tepelik, yokuşlu yollara ne güzel düşünüp yapmışlar. Evler taş yapımı, en çarpıcı yanı ise “hatıl-düğme” denilen teknikteki yapısı. Hatılları sedir ve andız ağacından yapmışlar. Bugün bile depreme dayanıklı olan bu evler asla yıkılamaz ancak esner bir durumdaymış. Her ev kendine özgü yapılmış hiçbiri diğerinin güneşine engel değil. O nedenle de doğal enerjili projelere çok açık bir bölge.

Ne var ki benim aklım hala Kamile Ercan teyzede… El yazısıyla not defterime adını yazdırdım ama o kadar kibar naif bir şekilde yazdı ki anlatamam. Bir de Kamile teyzenin domates, biber, salatalık yetiştirdiği bir bahçesi var. Hem de evinden çok aşağıda bir yer desem! Kalp, kolesterol, şeker gibi hiçbir hastalığı tanımıyor… Sadece tansiyon ilacı kullanıyormuş!..

Yörenin beslenmesi ise ceviz, üzüm pekmezi, ıhlamur, boynuz denilen harnut gibi gıdalar... Öyle bolluk bir bölge değil, engebeli koşullarda tarım yapmak mümkün değil. Ama doğallığı ve ekolojik ürünlerinin olması bizi bu noktaya davet ediyor.

Güzelsu muhtarı evlerin serpiştirildiği yamacın karşısındaki Kayacık tepesine yaklaşık 45 metre yüksekliğe 50 metrekarelik bir seyir tepesi yaptırmış. Merdivenlerle çıkılan tepeden panoramik bir bakış ve akşam güneşinin batışını izlemek Güzelsu’da koyduğumuz son noktaydı...