İnsanın diline bakarken çoğu zaman elini kaçırırız.
Ne zaman muhalefet bir eleştiri yapsa aynı masal devreye giriyor: İç cephe! Masal diyorum. Karşı olduğumdan değil. Lafı en çok söyleyenlerin bile inanmadığı bir hikâye olduğu için.
Şöyle anlatayım...
Geçen hafta CHP lideri Özgür Özel, SAHA 2026’yı, yani Uluslararası Savunma Havacılık Uzay Fuarı’nı ziyaret etti. Bilmeyenler için söyleyeyim, SAHA, Cumhurbaşkanlığı himayesinde bakanlıkların, TSK’nin ve savunma bürokrasisi kuruluşlarının destekleriyle düzenlenen Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ikinci savunma fuarı. Fuarda 120’den fazla ülkeden 1700’ün üzerinde katılımcı var. Şirketler hem savunma teknolojilerini sergiliyor hem kendilerine pazar yaratıyor hem de işbirliği alanları oluşturuyor
İşte ana muhalefet belli ki bu fuara katılarak bir mesaj verdi. “Gelirlerse savunma biter” söylemine karşı, “Öyle değil” demek istedi.
İSRAİL DESTEKÇİLERİ İSTANBUL’DA
Gelgelelim...
Hem iktidardan hem medyasından “Senin orada ne işin var” diye özetlenebilecek öyle sert tepkiler aldı ki... CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, “Rahatsız etmeye devam edeceğiz” diye başlayan ikinci bir açıklama yapmak zorunda kaldı.
İşte tam bu olan biteni izlerken kendi kendime sordum: Bu fuar başka bir ülkede, diyelim ki İspanya’da olsaydı ne olurdu, “iç cephe” nasıl kurulurdu?
Ne demek istiyorsun diyeceksiniz, hemen söyleyeyim.
Sayabildiğim kadarıyla, fuarda Türk şirketlerin 776 farklı standı vardı. Ev sahibi olarak doğal, en büyük katılımdı. Ancak söyledim ya... 1700’ün üzerindeki katılımcının geri kalanını 120’nin üzerindeki ülke oluşturuyordu. Elbette aralarında başta ABD ve İngiltere olmak üzere İsrail’in müttefikleri olanlar başı çekiyordu. Örnek olsun... ABD’den saydığım kadarıyla 133 şirketin standı, İngiltere’nin 46 standı vardı.
Gelelim asıl meseleye…
Mesela 1. salondaki İngiliz BAE Systems... Şirket; İsrail’in en büyük tedarikçilerinden biri. Savaş uçakları, mühimmatlar, füze fırlatma kitleri ve zırhlı araçlar için bileşenler de dahil olmak üzere çok sayıda savaş malzemesi satıyor. Beyaz fosfor imalinde kullanılan madde ithaliyle bile suçlanıyor.
Mesela 4. salondaki ABD’li L3Harris. Amerikan savunma devi L3Harris, İsrail ordusunun en büyük silah sağlayıcılarından. İsrail’in elindeki F-35 savaş uçakları için 1.600’den fazla bileşen üretiyor. Yakın zamanda İsrail ordusuna yeni tip bir hava saldırı aracı üretmek için anlaşma yaptı.
Mesela 1. salondaki İtalyan Leonardo. İsrail ordusunun M-346 eğitim uçaklarında, zırhlı savaş araçlarında, eğitim helikopterlerinde, donanma için deniz toplarında ve bunlara entegre koruma sistemlerinin geliştirilmesinde Leonardo’nun payı var.
Size bir değil, on değil, yüzlük bir liste çıkarabilirim.
2. salondaki Amerikan Honeywell’in, 1. salondaki Fransız Thales’in, hatta 1. salondaki Airbus’ın İsrail ordusu ile bağlarını anlatabilirim. Listedeki şirketlerden bazıları kendi ülkelerinde İsrail’e satış blokajı konulunca ABD ve İngiltere başta olmak üzere başka ülkelerdeki partnerleri üzerinden satış yapmış. Hatta... Hatırlayın, Türk Repkon’un ABD’deki şirketi Repkon USA üzerinden ABD ordusu eliyle İsrail’e bomba tedarik ettiği ortaya çıkmış, şirket ABD’deki ismini Paligen olarak değiştirerek tepkilerden kurtulmaya çalışmıştı. Baktım o da 4. salondaydı. Stant kurmasa da gelip iş bitiren fuar ekosistemindeki Boeing ya da Rolls-Royce’un İsrail Hava Kuvvetleri’ne katkılarına girmiyorum.
PROTESTO AVRUPA’DA OLUNCA
Kısacası...
Bu fuar Türkiye’de değil İspanya’da olsa muhtemelen kapısının önünde binlerce protestocu olacaktı. İspanya hükümeti de İsrail karşıtlığı ile bilindiği için fuarı engellemese de protestoculara müsaade etmek durumunda kalacaktı.
Nereden biliyorsun, derseniz...
SAHA 2026’nın medya partneri Anadolu Ajansı’ndan (AA) derim. Ajansın arşivini açıyorum. BAE System yazıyorum. “İsrail’e silah satışı yapan İngiliz savunma şirketi BAE Systems, Londra’da protesto edildi” haberi beni karşılıyor. L3Harris yazıyorum. “Trump silah üretim hızının artırılması için savunma şirketleriyle görüştü” haberini okuyorum. Leonardo yazıyorum. “İsrail’e askeri malzeme satan şirketin Londra’daki merkezi kırmızı boyalarla protesto edildi” haberini görüyorum. Repkon yazıyorum. “ABD, İsrail’e 151.8 milyon dolarlık silah satışını onayladı” haberi var. Thales yazıyorum “İsrail’e silah satan Fransız şirketin Londra’daki merkezi kırmızı boyayla protesto edildi” haberi orada duruyor.

Türkiye’de SAHA’nın önünde İsrail’e silah satışına karşı benzer protestolar olsa muhtemelen ters kelepçeli gözaltılar olacak, AA “izinsiz gösteriye müdahale” haberi yapacaktı. İktidar yandaşları, protestocuların, “ülkenin milli savunma hamlesini baltalayan provokatörler” olduğunu söyleyecekti. Ama Avrupa’da olunca AA, eylemleri alkışlamış. İktidar medyası geniş yer vermiş.

İÇ CEPHE OYUNU
Savunma sanayisini bilen konuştuğum isimler, İsrail tedarikçilerinin İstanbul’daki savunma fuarında boy göstermesini “sıradan vaka” olarak görüyor. Özetle; “İsrail savunmada en büyük alıcılardan, İsrail’e mal satmama şartı getirilse fuarlara şirket bulunamaz” yorumu yapıyorlar.
apıyorlar. Daha ilginç bir detay var. “Savunma sanayisinde politika olur mu” diyen biri sayesinde fark ettim. Fuarda Vietnam’dan Singapur’a, Kamerun’dan Litvanya’ya hemen her ülke var. Biri yok. Hangisi mi? Rusya! Saydım. Ukrayna’dan 21 firma var. Ama Rusya yok. Fuar programındaki ülkeler arasında da yer almıyor. Belli ki ya Rusya davet edilmemiş ya da kendisi gelmemiş. Her açıdan manidar!
Sonuç olarak...
“İç cephe, iç cephe” dedik. Savunma fuarında kurdeleler kestik. Makasa bakarken “Ne işi var” demedik, İsrail’e giden bombalara gözümüzü kapattık. (Zaten ABD Elçisi Tom Barrack da “İsrail karşıtlığı retorik” dememiş miydi?) Ana muhalefet partisi “iç cephe” diye fuara geldiğinde ise “Senin orada ne işin var” dedik. Belki de “iç cephe” bir ideal ya da program değil, muhalefetin ayrık otluğu yapmaması için ona karşı kurulmuş bir söylemsel oyun.
Servetin gücü bazen kutsal diye söylenen değerleri bile satın alabilir.